Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Bir Delinin Günlüğünden, Umut
Bu yazı  230 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Uzun bir süredir günlükten siz dostlarıma aktarımlarım olmadı. Hepimizin içinde olan delilik tarafımızı inadına yaşayarak, yaşadıklarının tamamını umutla yoğuran o kendisi ile kavgalı adamın günlüğünden notları siz dostlarımla paylaşmak bana her zaman keyif vermiştir. Dostlarımı da bu keyfe ortak ederek kıssadan hissemizi paylaşacağımız düşüncesiyle, bu hafta köşemi bir delinin günlüğünden notlara ayırdım.

26 Ekim 2010

Üç gündür bardaktan boşalırcasına yağan yağmur hafiflemiş, yerini güneşin sıcak yüzüne bırakmıştı. Güneşin toprağı yalaması ile topraktan havalanan buhar kütleleri değişik bir görüntü yaratmıştı. Bu güzelliğin içerisinde olmalıydım, Gökova ormanının bu güzelliğini doyasıya yaşamalıydım, karavanımdan çıkarak kendimi doğa ile bütünleştirmeye çalıştım. Olmadı, üzerimdeki tişört doğa ile bütünleşmemi engelliyordu, hemen üzerimden tişörtü çıkararak ağaçların arasında dolaşmaya başladım.

Yerden yukarıya doğru yükselen yağmur buharı, son demlerini yaşayan çiçeklere de bir yaşama umudu vermiş, onlar da güneşi selamlıyorlardı. Vücudumu yalayarak nazlı bir eda ile yükselen yağmur buharı ile iyice ıslanmıştım, o nemle arınıyor arındıkça ben de doğanın bir parçası olduğumu iyice hissetmeye başlıyordum. Yağmurun iyice kesilmesi ile dostlarımdan bir kaçı, başta Karabaş ve Bordülus olmak üzere etrafımda yerlerini almışlardı. Kendilerini artık güvende hisseden kuşlar da bu güzelliğe billur sesleri ile eşlik etmeye başlamışlardı.

Ben de kendimi tutamayarak onlara karşılık verircesine, ıslık çalarak onların çıkardığı sesleri çıkardım. Artık ötüşmeler başlamıştı, ben ötmeye başlayınca onlar susuyor beni dinliyor, ben susunca da onlar ötmeye başlıyor. Yaşamın en güzel yanı olan doğanın içerisinde her gün yeni dostlar edinmek bana anlatılmaz bir keyif vermeye başlamıştı. İyiden iyiye bu armoniye kendimi kaptırmışım, karavanımın yanına yaklaşan arabadan inen ve beni seyreden insanları fark etmemişim.

Kuş seslerinin yanında oldukça çirkin bir kadın sesi ile onları fark ettim, kadın erkeğe soruyor;
– Ne yapıyor o adam? Erkek anlamışçasına bir tavırla kadına dönerek,
– Kuşlarla konuşuyor. Bu cevap üzerine kadın arabaya doğru hamle yapıp,
– Hadi gidelim, bu adam deli baksana, neden durdun burada sanki?
– Hadi bin arabaya, bir de deli ile uğraşmayalım.
Ben bu söylenenleri duyduğum halde hiç istifimi bozmadan dostlarımla yarınlarda da birlikte olmak umudu ile öterek şarkılarımızı söylemeye devam ettim.

18 Şubat 2012

Gökova’da hava iyice soğuk, yüzümüz bahara dönse de bu yıl kış kışlığını, puşt da puştluğunu iyice yaptı diyebilirim. Ormandan kaçak odun kesen, kaçak avlanan, yıllardır kanalizasyonunu doğaya arıtmasız bırakan Akyaka Belediyesi ve kendi rantları için her şeyi yapabilen doğa katliyamcılarından öylesine usandım ki, sıhhatimi kaybetmemek için bu yaşama son verme kararı alarak, Kuşadası’nda özel bir mülk edindim.

01 Mart 2013

Ormandan ayrılışım bir yılını doldurdu, bazen dostlarımı özlüyorum. Burada da dostlarım var ama insanlar arasında. Bazen bir şahin görüyorum, telaşla alçalıp, yükselişinde pençelerinde fare oluyor. Motorlu testerelerle her gün doğa biraz daha betonlaşmaya itiliyor. İnadına yaşamaya çalışan çam ağaçlarının yaşama tutunma umuduna hayran olmamak mümkün değil.

03 Mart 2013

Nihal hanımın gidişi neredeyse iki ayını tamamlamıştı. Gelirken bahçeye dikmek için getirdiği hurma ağacı da dikmediğimiz için kurumuştu. Her gün hurma ağacı kuru hali ile kapının önünde bana selam veriyordu, atamadım. Kuruduysa da toprakta kalsın düşüncesi ile hurma ağacını bahçemin girişinde gölge bir yere diktim. Bir umut gene onun üzerinde turuncu meyvesini görebilme umudu.

12 Mart 2013

Bir haftadır yağan yağmur bugün yerini güneşin sıcak yüzüne bırakmıştı. Cemrelerin de düşmesi ile toprakla birlikte doğa da uyanmıştı. Kaplumbağaların şehvetli tokuşmaları, arıların uçuşu çiçeklerin açışı, artık kendisini baharın koynuna hazırlayan doğa. Aklıma 15 gün önce diktiğim, Nihal hanımın getirdiği kuruyan hurma fidanı geldi, hemen hurma fidanının yanına gittim. Gözlerime inanamadım, fidan yeşillenmiş, yaşama tutunmuş, sevincim zirvede idi. Onun gene meyvesini görüp yiyebilme umudu benimkisi, ya onun umudu, ne idi onu böylesine bir mücadele ile yaşama bağlayan.

Yaşama tutunması benim için bir mucize idi ve bu mucize benim ellerimle gerçekleşti. Bu sevinçle ormanda ne kadar haklı bir kavganın içinde olduğumu daha iyi anladım. Oradaki dostlarımın yaşama istekleri var olmanın umudu ile mücadelesine, katkı koyabilme kavgam, çıkarsız beklentisiz çocuk aşkı ile sevebilmek, “Aklınız sizin olsun benim deli halim bende kalsın” demekten kendimi alamıyorum.

– Deli işte yazmış bir şeyler, kafasının içinde neler var bilemezsiniz ki, sonra ona mı kalmış doğayı korumak? Devletin bu kadar elamanı var da, diyebilirsiniz. Ben de sordum neden diye?

– Yola çıkışım korumakla ilgili değil, onunla yaşamak, onun bir parçası olduğumu hissedebilmek, etrafımızdan hızla kaybettiğimiz doğal yaşamın ucundan da olsa biraz yakalayabilmek. Belki de bir umut. Haddime mi doğayı korumak? Ben kimim ki, onun yanında, o kendini o kadar güzel korur ki, yeter ki, insan eli değmesin. Benimki sadece bir UMUT.

Sevgi ve düşüncelerinizi paylaşmak için bana iletilerinizi göndermeyi sürdürün. Ben inanıyorum ki, paylaşarak çoğaltacağımız o sevgi ve düşüncenin aydınlatacağı bu yolda bizler mutlu olacağız. Ekrem ÖRSOĞLU.

 

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

19 Mayıs 2018

Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirt... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

30 Nisan 2018

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin,... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

16 Mayıs 2018

İzmir’in Kemalpaşa İlçesine bağlı, 250 haneli yemyeşil bir doğada yer almış NAZAR köyü… [responsivevoice_button vo... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

10 Mayıs 2018

Milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasının tek yolu: “Bilgiyi ve Bilimi kendine rehber edinmiş gençlerle yol almak... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri