Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Siyaset ve İnsaniyet
Bu yazı  174 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Başlangıcı ve sonucu bilinen bir filmin içinde geçenlerin izlenmesi kimseye keyif vermez. Şimdilerde ülkemin de önemli rollerinden birisini paylaştığı bir filimin, çekimlerinin en heyecanlı yerindeyiz. Öyle bir heyecan ki, insaniyet ile siyaset arasındaki yaman çelişkinin, ustaca kullanılması.

Ankara’nın tam orta yerinde, Hamamönü Doğumevi’nde doğmam ve o yıllarda, Türkiye siyasetinin en yoğun yaşandığı yerde olmamın avantajı ile siyasetin içerisinde yoğruldum, diyebilirim. Yaşadığım bütün tecrübem bana siyasetin sadece bir oyun, siyasetçilerin de oyuncular olduklarını öğretti. Siyasi hırs, güç ve o gücü idare edebilme isteği ve onun keyfi, kumar tutkusu gibi bir şey. Üstüne bir de maddi getirilerini koyarsanız, siyaset mesleğinin ne kadar cazip bir yerde olduğunu siz değerlendirin. Siyaset Bilimi yerine Siyaset Mesleği kelimelerini özellikle kullandım, çünkü ülkemizde siyaset meslek haline getirildi.

Eşek kafalı hallerim başlıklı bir yazımı yakın bir zamanda yayınlamış ve 1990 yılında sırası ile öldürülen aydınlarımıza dikkat çekerek, hangi senaryonun içerisinde olduğumuzu anlatmaya çalışmıştım. Değişen bir şey yok, aynı senaryonun çekimleri sürüyor.

Ülkemizi derin üzüntülere gark eden PKK terörünün başındakilere ne oldu? Ne değişti de silah bırakılıyor? İsrail’in başına saksı mı düştü? Ne oldu, Ne değişti de özür dileyip, tazminat ödemeyi kabul ettiler? Ülkemizin Başbakanı hangi süreci tamamlayıp, mayıs ayında Amerika’ya ta okyanus ötesine gidecek? Kapalı kapılar ardında yaşanan, gizemli görüşmeleri ne zaman öğreneceğiz? Ergenekon davası ile ilgili mahkeme rezaleti neden yaşanıyor, bu yaşananların aynı zaman diliminde olması bir tesadüf mü? Bu soruları sıralamayla bitiremezsiniz, çünkü bu soruların tamamı bir senaryonun içinden.

Bu senaryonun çekimleri sürerken, meslek erbapları ne yapıyor? Birkaç örnekleme verecek olursam; Amerika tarafından derdest edilip, şartlı olarak teslimi yapılan ada konuğumuz, sanki bu günkü rolü için bekletilmemiş gibi, ortaya ipler atılıyor. O kadar ip kullanmada mahirdiniz de neden zamanında kullanmadınız? Bir siyasi partimize mensup, meslek erbapları bayraklarla protestolar yapmaya çalışıyor. İyi de kardeşim yıllardır Amerika, İngiltere ve Fransa haritalarında o bölge Kürdistan olarak gösteriliyor. Siz uykudan yeni mi kalkıyorsunuz? Orada insanlara verilen sözlerden haberiniz yok mu?

TBMM çatısı altında birisi aklınca ironi yapıp, “Devlet olmalı ama bahçeli bir devlet olmalı. O bahçede de çeşidi çeşit, rengi renk çiçekler olmalı” diyerek aklınca mesajlar gönderiyor. Karşı taraftan mesaja cevap gecikmiyor, “Bu bahçede ayrık otları olmamalı, eğer ayrık otu çıkarsa o otları da devlete temizletmeli” diyerek şov ve siyasi getirim avı bütün cazibesi ile sürüyor.

Her şeyi çok iyi biliyorsunuz ama mesleğiniz bu, karnınızı buradan doyuruyorsunuz. Siz de biliyorsunuz ki, terör güçlü emperyalist ülkelerin, açıktan yapamayacağı işleri yapabilmeleri için, bu ülkeler tarafından kullanılmak üzere beslenir.

Bu coğrafya üzerinde dinsel bir ayrıştırmanın yapılabilmesinin zor olduğunu önceki tecrübelerinden iyi bilen o güçler, kontrol sigortası olarak ırksal ve etnik köken ayrımcılığını tercih etmişlerdir. 12 Eylül Askeri Darbesi ile ülkemizin yapılanma şekli ve sigorta roller belirlenmiş. Önce her kesimi kucaklayan görüntüsü ile tontonlu bir parti, arkasından bir hanımefendi, sonrasında mesutlu bir Türkiye, koalisyonlar ve milenyumun örnek lideri.

Dinsel birlikteliği ile ön plana çıkan siyasi bir erk, üzerinde İngiliz kumaşından bir elbise, elinde Amerikan yapımı bir Smith Wesston tabanca. Eh artık bir kısrak başı gibi uzanan bu memleketimizden, orta doğuya ve ilerlerine, elimizde tespih sallayacağımız bir yolculuğun başına geldik. Hele Başbakanımız mayısta bir Amerika ziyaretini yapsın, bu film Brezilya dizilerini aratmaz.

İçiniz rahat olsun, bu memleket sahipsiz değil deriz ya hep, katılıyorum bu memleket sahipsiz değil. Sahip işi bilir, sahip bize demokratikleşme surecinde en önemli görevleri bile verdi, bak hangi ülkeye demokratikleşme adına girdiler ise dümdüz ettiler. Sinsice işgallerini öyle güzel kullanıyorlar ki, biz de bu işgallere omuz verip, çanak tutuyoruz.

Birileri birilerine gerilla savaşçı falan gibi yakıştırmalarda bulunuyor. Geçin bunları, gerilla çocuk ve kardeş öldürmez, ben gerçek gerillaların mücadelelerinin örnekleri ile büyüdüm. Bağımsızlık savaşı bu ülkede, emperyalist güçlere karşı omuz omuza verildi. Bu toprağı vatan yapan da bizim kanımızdı. Birlikteliğimizde kanlarımızla kazandığımız bağımsızlık savaşının getirdiği özgürlüğümüzü, şimdi hangi senaryo içinde terk edeceğiz?

Zaten siyasetten vazgeçtik, bir de insaniyetten vazgeçmeyelim. Ekrem ÖRSOĞLU.

2 yorum
  • avatar Özcan ŞENGÜL
    29 Mart 2013
    #1

    Sayın ÖRSOĞLU, yazınız için tebrik ederim,pazılın bütün parçalarını toplayıp yapılmak isteneni ve bu pazıl oyuncularını okuyucuların önüne sermişsiniz,maalesef biz seçmenlerde bu pazılın birer parçası olmaktan kendimizi kurtaramıyoruz…

  • avatar Celal Yalçın
    01 Nisan 2013
    #2

    Zaten siyasetten vazgeçtik diye bitiriyorsun o güzelyazını. İyi olan birşeyden vazgeçince aslında iyi olan herşeyi terketmiş oluyorsun. Siyasetin çirkefliğinden bıkıp çekildinmi hemen yerini tam senin zıddın olanlar dolduracak, siyaseti de düşüncesi doğrultusunda yönlendirecektir. Sendikacıların ahlaksızlığı sonucu sendikal çalışmalardan vazgeçersen meydanı sarı sendikacılara bırakmış olursun. Kalıp mücadele etmek gerekir ki, işci haklarında kazanımlar sağlayabilesin. Siyaseti terkdince orayı kaparlar, senin yürüyeceğin bütün yolları da kapatacaklar. Geçen hafta Hasan Cemal örneği gibi yazacak sütun bulamazsın. Yayına çıkamazsın. Sesini duyuramazsın. Hele bir yolunu bulup sesini duyurdunmu hemen Ergenekon gibi oluverirsin. Meydanı onlara bırakmamak gerek. Senin yaptığın gibi hangi yönde uğraşı bulabiliyorsan içeri girip iyiyi doğruyu oluşturacak ortam için çabalamak gerek. Celal Yalçın.




*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

19 Mayıs 2018

Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirt... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

30 Nisan 2018

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin,... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

16 Mayıs 2018

İzmir’in Kemalpaşa İlçesine bağlı, 250 haneli yemyeşil bir doğada yer almış NAZAR köyü… [responsivevoice_button vo... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

10 Mayıs 2018

Milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasının tek yolu: “Bilgiyi ve Bilimi kendine rehber edinmiş gençlerle yol almak... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri