Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Muğla İsmet Tayyaresi’nin Öyküsü
Bu yazı  192 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

İsmet Tayyaresinin Muğla ile ne ilgisi bulunmaktadır? Bu çok ilginç bir öyküdür. Muğla halkının, teknolojinin en uç noktasını olan ve savaşlarda en üstün silah gücü sayılan bir uçağın ordumuza katılmasını sağlamasının ve Kurtuluş Savaşına yaptığı büyük katkının öyküsüdür. Hava bölüğüne uğurlu geldiğine inandıkları bu uçağa havacılarımız, İsmet İnönü Paşa’ya karşı duydukları sevgi ve saygı nedeniyle oy birliği ile “İsmet” ismini vermişlerdir. İsmet Tayyaresi savaş sonrası İzmir’de eğitim için kullanıldı. Şu anda ise İzmir Gaziemir’deki Hava Teknik Okullar Komutanlığı’nda sergileniyor.

Kurtuluş savaşında Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasında büyük rol oynayan ve halen İzmir Gaziemir’deki Hava Teknik Okullar Komutanlığı’nda sergilenen “İsmet Tayyaresi” isimli De-Hawilland-9 tipi uçağın orijinal boyutlardaki bir maketi törenle buraya yerleştirilmiş. Uçağın yapımı yaklaşık 2,5 ay sürmüş. İngiltere Uçak Müzesi’nden alınan çizimler ve ODTÜ uçak mühendislerinin katkısıyla Muğla Belediyesi işçilerinden oluşan 9 kişilik ekip tarafından tıpkı yapımı gerçekleştirilmiş.

Bu uçak İngiliz yapımı De Haviland DH-9 modeli bir bombardıman uçağıdır. 240 beygir gücünde motoru bulunan uçağın 250 kg bomba taşıma kapasitesi vardır. Pilotun önünde, motorun üzerinden öne doğru ateş edebilen bir Vickers Makineli Tüfeği ve gözetleyici yerinde 360 derece dönüş sağlayan taret üzerine yerleştirilmiş Lewis makineli tüfeği bulunmaktadır. Yüksek sürat sağlayan motor kuvveti, geniş bir görüş açısı sağlayan gözetleyici yeri ve silah gücüyle, bombardıman görevinin yanı sıra iyi bir keşif ve av uçağıdır.

Hiçbir yedek parçası ve malzemesi bulunmayan ve Sakarya savaşına katılan iki tayyareden biri olan İsmet Tayyaresi, savaş boyunca 28 uçuş gerçekleştirmiştir. Havacılarımız Sakarya Meydan Savaşı süresince bu uçakla, genişliği 120 kilometreyi bulan cephede, düşman üzerinde ve gerilerinde birçok uçuşlar gerçekleştirmişlerdir.

Görev yapabilecek durumdaki iki uçaktan biri olan İsmet Tayyaresi ile havacılarımız bir gün içinde üç, bazen dört uçuş yaparak cephenin her noktasıyla ilgili keşif uçuşlarını yapmışlardır. Bakımlarını geceleri fenerler ve çıra ateşinin ışığı altında yaparak uçakları sürekli görev yapar durumda tutan havacılarımız, olağanüstü fedakâr gayretleri ile sayı azlığını nitelik üstünlüğü sağlayarak gidermişlerdir. Havacılarımızın keşif raporları ile düşmanın durumu hakkındaki değerli bilgilerin zamanında cephe komutanına ulaştırılması elde edilen zafere büyük katkıda bulunmuştur.

1 Eylül 1921 tarihinde hem keşif yapmak hem de düşmanı taciz etmek için “İsmet” uçağı ile göreve çıkan pilot Vecihi Bey ve gözetleyici Hasan Basri (Bilgin) Bey havada bir Yunan uçağı ile karşılaştılar. Vecihi Bey uçağını ustaca kullanarak taarruz için avantajlı bir durum yakaladı. Hasan Basri Bey gözetleyici yerindeki makineli tüfekle Yunan uçağını etkili bir ateş altına aldı. Cephanesi kısıtlı olduğu için çok dikkatli nişan alan Hasan Basri Bey kısa aralıklarla açtığı ateşle kendilerine ateş etmeye çalışan Yunanlı gözetleyiciyi vurdu. Ardından düşman uçağına öldürücü isabetler kaydederek uçağı Katranca Vadisi’ne düşürdü.

Birinci Dünya Savaşı’nda da düşman uçağı düşürmüş olan bu kahraman Türk havacıları İstiklal Madalyası ile onurlandırılmışlardır. “Vecihi Bey ve Hasan Basri Bey, Sakarya Meydan Savaşı süresince İsmet uçağı ile yaptıkları her uçuşta hem düşmanın durumu hakkında önemli bilgiler topluyorlar, hem de attıkları bombalar ve makineli tüfek ateşleri ile ona büyük zararlar veriyorlardı. Düşman birlikleri ve karargahtan üzerindeki uçuşları ve yarattıkları tahribat yabancı gazetelerde bile önemli bir haber olarak yer buluyordu. 22 gün ve 22 gece süren savaşta, Türk askerinin önünden kaçmakta olan düşmanın bozgun halinde cepheyi boşaltmakta olduğu müjdesini de “İsmet” uçağı ile keşif görevi yapan Vecihi Bey ve Hasan Basri Bey verdiler.

1921 yılının yaz aylarında bir Yunan savaş uçağı Kuşadası Davutlar mevkiinde açık araziye mecburi iniş yapmıştır. Uçak mürettebatı, bir pilot ve gözetleyici (rasıt) uçağın göstergelerinin bir kısmını kırarak uçağı imha etmeye hazırlanmışlardır. Bu arada yakındaki tarlada çalışmakta olan halk çapasını, kazmasını küreğini kaparak olay yerine yetişmiş ve silahlı Yunan havacıları esir alarak uçağa daha fazla zarar vermelerini önlemiştir.

Uçak Söke’de, bugünkü Konak Meydanı’nda bulunan bir taş hanın içine taşınarak Türk jandarma kuvveti tarafından emniyet altına alındığı sırada, bölgede bulunan İtalyan işgal kuvvetleri Yunan havacıların ve uçağın kendilerine teslim edilmesini istemişlerdir. Jandarma birliğinin başındaki subay sadece Yunan havacıları teslim ederek, uçağın kendileri tarafından tutulacağını bildirmiştir. İtalyan askerlerin taş hanı ablukaya alma girişimi karşısında Türk jandarma birliği de mevzi alarak direnişe hazırlanmıştır.

İtalyan askerlerine destek için Kuşadası yönünden gelebilecek takviye güçlere direnmek üzere de Kuşadası-Söke yolunu tutmak üzere iki jandarma eri gönderilmiştir. Yaşanan gerginlik uçağın dış etkenlerden korunmak üzere bir branda ile örtülü olarak taş handa kalması konusunda uzlaşma sağlanması ile sona ermiştir. Bu çok kıymetli savaş aracının Anadolu içinde ulusal bağımsızlık savaşı veren ordumuza kazandırılması için Söke halkı büyük gayret göstermiştir.

alieren-ismet-tayyaresiYaşlı bir saatçi ustasından uçağın taşınabilmesi için sökülmesi istenmiş, ona gözcülük etmek üzere, “sen teknik işlerden anlarsın” diyerek jandarma muhabere onbaşısı Rahmi (Kocagöz) Efendi görevlendirilmiştir. Saatçi ustası; pervanenin cıvatalarını sökemeyince pervaneyi kesmeye kalkmış, Rahmi Efendi”ne yapıyorsun, usta?” diyerek kendisini durdurunca, “memlekette ağaçtan bol ne var, gittiği yerde bir tane daha yaparlar” cevabını vermiştir. Uçak pervanesinin basit bir ağaç parçasından imal edilmediğini, bunun maharet ve bilgi gerektirdiğini bilen Rahmi Efendi, “memlekette çok ağaç var ama bu pervanenin hesabını yapacak adam yok, bunu yaparsan seni cezalandırırlar diyerek” uyarıda bulunmuştur.

Rahmi Efendi bulabildiği bazı basit takımlarla uçağın sökülmesi işini üzerine almıştır. Uçak gövdesi, kanatlan gibi büyük parçaları sökülerek kaçırılmak üzere hazırlanırken, uçağı örten branda kalaslarla desteklenerek örtünün altında halen bir uçak bulunduğu görüntüsü verilmiştir. Uçağın sökülen kanatlan develere yüklenerek, gövdesi de hayvanlar tarafından çekilen bir araba üzerine yerleştirilerek, dağ tepe aşılıp gizlice Muğla’ya nakledilmiştir. Gövdeyi taşımak için hazırlanan araba uçağın tekerleklerini ancak yerden kestiği için tekerlekler zaman zaman yere vurarak dönüyor ve zarar görebilecekleri konusunda büyük kaygı yaratıyordu. Uçak ve parçaları bu güçlükler altında, zarar görmemesine mümkün olduğu kadar büyük özen gösterilerek Muğla’ya ulaştırılmıştır.

Uçağın tekrar toplanarak uçabilir hale getirilmesi ve Ulusal Orduya katılması için, hem uçuculuğu hem de teknik bilgisi ile havacılık konusunda çok yetenekli olduğu bilinen kahraman Türk pilotu Vecihi (Hürkuş) Bey ve Rasıt Teğmen Hamdi (Çaypınar) Efendi önderliğinde bir ekip 27 Temmuz’ da yola çıkmış ve ancak 9 Ağustos’ta Muğla’ya varmışlardır.

Tayyare makinisti Eşref Bey’in yaptığı hazırlıklardan sonra, Muğla halkının da bütün imkanlarını seferber etmesi ile uçak on gün içinde yeniden uçabilir duruma getirilmiş ve Vecihi Bey her türlü tehlikeyi göze alarak 19Ağustos’ta makinisti Eşref Bey’le beraber ilk tecrübe uçuşunu gerçekleştirmiştir. Vecihi Bey hakkında hemen hiçbir şey bilmediği İngiliz sistemindeki bu uçağı uçurarak önce Akşehir’e ve 23 Ağustos’ta da Ankara’ya getirerek Malıköy’deki Tayyare İstasyonu’na teslim etmiştir.

Bu uçak, o dönemde, ömürlerinde uçağı hiç görmemiş insanlar tarafından Kurtuluş Savaşı’na kazandırılmış bir uçaktır. O dönemde yaşanan kıtlık ve kıyametin içinde bu katkının çok büyük önemi vardır. Kentin girişine konulmuş olan bu maket uçak burada sadece bir hatıra olarak değil, bir kentin hafızası olarak ta bulunuyor. İsmet Tayyaresini bağımsızlık mücadelesine kazandıranları saygıyla anıyoruz.

mugla-ismet-tayyaresi

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

03 Aralık 2018

Tüm dünyada engelli insanların sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek amacı ile Birleşmiş Millet... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

10 Aralık 2018

“Okula ilk gelişinizi, tanışmamızı dün gibi hatırlıyorum: Ürkek bakışlarla etrafınızı inceliyor, annelerinizin etek... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

15 Kasım 2018

Özgür Büyüktanır, muhteşem bir insan ve baba. Kendisini Kuşadası'nda düzenlenen, Yerel yazarlar Şenliğinde tanıdım.... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

22 Kasım 2018

Artık çocuk eğitiminde farklı bir fikir okumam diye düşündüğümde, hep başka fikirler çıkıyor karşıma. En doğru dene... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri