Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Ne Olacak Bu Memleketin Hali ?
Bu yazı  128 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Yağmurlu bir Ankara sabahı iş telaşı aceleciliğinde, yağmura aldırmadan hızlı adımlarla eski meclis binası önünden, Ulus meydanına ulaşabilmenin çabasındaydım. Orada bir esnaf kahvesine kendimi atarsam ıslanmaktan kurtulur, bir bardak demli çayla bir de simit, kahvaltıyı da aradan çıkartırım düşüncesiyle adımlarımı hızlandırdım.

Atatürk heykelinin olduğu meydanı geçip, pasaj içerisinde bulunan büyükçe bir esnaf kahvehanesine ulaşabilmiştim. Ağır bir sigara dumanının kapladığı kahvehanenin orta yerinde yanan sanayi tipi sobanın yanına doğru bir sandalyeye ilişip, üşüyen ellerimi ovuşturarak bir çay söyledim. Yağmurdan kaçanların uğrak yeri haline gelen kahvehanede işler oldukça iyiydi, yağmur bereketiyle gelen müşterilerin çokluğu garsonu da neşelendirmiş, hele bir de marka başı çalışıyorsa bu gün yevmiye ikiye katlanır keyfinde, hızlı adımlarla ocaktan aldığı çayları dağıtıyor, yeni dağıtacağı çayların siparişi için ocakçıya Kürdîlihicazkâr makamında “çaaaay çeeeek” diye bağırıyordu.

Çayım gelmiş, simit ve paketlenmiş eritme peynirle de kahvaltımı yapmaya başlamıştım. Ellerimin ısınması, sigara dumanlı kahvenin havasına da alışmış olmanın rahatlığında kahvedekilere öylesine bir göz gezdirdim. Köşede bir masanın etrafında kâğıt oynayanlar, sohbetleriyle vakit geçiren guruplar telaşsız bol zamanlarında keyiflerindeydiler.

Sobaya yakın bir masada oturan yaşı ellilerin sonlarına yakın olduğunu tahmin edebildiğim, cüssesi yerinde olan bir adamı fark ettim. Saçlarının beyazından geniş anlına doğru inen kırışıklar adeta yaşanmışlıklarının çokluğunun göstergesi gibiydi, cüssesinden mi yoksa sürekli okuduğu gazetesinden mi, anlayamadığım bir ayrıcalığı vardı. Şişe dibi gözlüklerinin sıkça buharlaşmasından gazetesini okumakta zorlanıyor, elindeki bezle gözlüğünün camlarını temizleyip, gazetesini okumaya devam ediyordu. Verdiği gözlük temizleme arasında, oldukça kalın kaşlara sahip, yaşının tersine kalıbının hakkını veren dinçlikteki bu adamla göz göze geldik. Beni şöyle bir süzdükten sonra tekrar gazetenin sayfalarında kaybolurcasına dış dünyayla ilişkisini kesmeyi başarmıştı.

Biraz merak, biraz da hayranlıkla yaşlı adamı izliyor, her hareketine bir anlam yükleyerek gazetede okuduğu konunun ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Tepkisinin ne olacağını bilsem arkasına geçip, ne okuduğuna bakacağım ama öyle kişiliğiyle ilgili tahminlere yer verecek yapıda birisi değil, hatta biraz da ürkütücü diyebilirim. Çaresiz belli etmeden izlemeyi sürdürdüm, gözüm üzerinde her hareketini izliyor, gizemini çözmeye çalışıyordum. Bir müddet daha gazetesini okuduktan sonra, kafasını kaldırıp, gözlüğünü yeniden temizleyerek, iri burnunun üzerinden, kulaklarına doğru kalın çerçeveli şişe dibi gözlüklerini itekleyerek takıp, gergin bir yüz ifadesiyle etrafına bakındı. Kahredercesine eliyle gazeteyi katlayıp, masanın bir köşesine sertçe savurarak, Kenarda duran çay bardağının tabağına çay parasını bırakıp, iki elini masaya yaslayarak, sandalyesini hafifçe geri itekleyip doğruldu. Adamın doğrulmasıyla heybetli yapısı iyice ortaya çıkmış, arkasına geçip, gazetesini okuma fikrine kapılmadığıma sevinmiştim. O heybetiyle yanımdan geçerken, sert, oldukça umutsuz, birazda hırıltıyla dudaklarından dökülen birkaç kelimeyi duymuştum, NE OLACAK BU MEMLEKETİN HALİ?

1974 yılı nisan aylarıydı, o tarihlerde Ankara DSİ 4. Bölgede geçici işçi olarak bir ay kadar çalıştığım sırada bu anıyı yaşamış ve “Ne Olacak Bu Memleketin Hali” sorusunu böylece ilk olarak, 41 yıl önce o yaşlı, kalıplı, şişe dipli gözlük takan adamdan öğrenmiştim.

Mart ayının son günü, üç yıldır ikamet ettiğim Kuşadası’nda kendi ellerimle yapmaya çalışıp, bir türlü tamamlayamadığım evimdeyim. Kuşadası’nın yaz aylarındansa ilkbahar ayları çok daha güzel olur. Evimin bulunduğu yerin ormanla iç içe olmasının avantajıyla da tabiatın uyanışını, o uyanıştaki hareketleri yakından izleme şansını yakalamaktayım. Bahçedeki işlerimi bitirip, can dostum Özcan ŞENGÜL’ÜN duyarlı çevreci paylaşımlarında rastladığım, Aydın’da yaşanan jeotermal atık sularının doğaya salınarak çevreye yaptığı olumsuz etkileri araştırmak üzere, internet ve diğer iletişim araçlarını kullanmaya başladığım sırada, saatlerin 10:30’u gösterdiği zaman diliminde elektriklerin kesilmesiyle alt üst olan güncel programımı bir yerlerinden yakalamaya çalıştım. Elektrik kesintisinin başladığı saatten itibaren hayli bir zaman geçtiği halde, elektrik kesintisinin program dışı bildirimsiz kesilmesi durumunun şaşkınlığında telefonla ulaşmak istediğim kurum telefonlarına da ulaşmanın imkânı yoktu.

Elektriklerin yeniden normale dönmesiyle, “Kara 31 Mart Olayı”nın karanlık yüzüyle karşılaşmanın şokunda, haber programları ve gündemde gelişmeleri izlemekten başka yapacak bir şey kalmamıştı. Öldürülen savcı Mehmet Selim KİRAZ ve teröristler. Böylesine vahim bir terör olayını ilk defa yaşamıyorduk, benzer bir olay Ankara’da Yargıtay binasında yaşanmamış mıydı? Şeriatçı bir terörist avukat, Yargıtay binasına girip, Hâkim Yücel ÖZBİLGİN’İN öldürmesinin üzerinden ne kadar zaman geçti?

Terörün kanlı yüzü her zaman bir şekilde yüzünü gösterip, canları yok etmeyi sürdürüyor. Adeta terörle yaşamaya alıştırıldığımız güzel ülkemde, terör günlük vaka halinde sunulmakta, tehditle siyasi yaptırım aracı olarak dahi kullanılmakta. Ölenlerin ardından baş sağlığı, Devlet töreni vs. unut gitsin. Teröre boyun eğmiş bir iktidarın, her haliyle kendisini haklı gösterecek mazeretleri bulmasının ötesinde sıfır yaptırım neticelerinden, elde edilmeye çalışılan siyasi getirim çabalarında olmalarından artık öylesine bıktık ki, İktidara gelen AKP döneminin başlamasından bu güne kadar teröre kurban verilen canları saymaya kalksam sayfalara sığmaz. Vatandaşımızın can güvenliğinden geçtik, AKP iktidarı Devletin, savcısını hâkimini korumaktan aciz halde olmasının utancı dahi algılanamıyor.

41 yıl öncesi anılarımın aralığında kalan o şişe dipli gözlük takan adamın sorduğu o soruyu binlerce kere soranlarla karşılaştım. Bu bir merak, sadece bir meraktan öteye gitmeyen algıları aydınlatmak için sorulan bir soruydu. “Ne olacak bu memleketin hali” sorusunu sormak yerine, “NE HALE GETİRDİNİZ BU MEMLEKETİ?” Sorusunu sormanın zamanı gelmedi mi?

Sevgi ve düşüncelerinizi paylaşmak için bana iletilerinizi göndermeyi sürdürün. Ben inanıyorum ki, paylaşarak çoğaltacağımız o sevgi ve düşüncenin aydınlatacağı bu yolda bizler mutlu olacağız. Ekrem ÖRSOĞLU.

esnaf-kiraathanesi

1 yorum
  • avatar Özcan Şengül
    03 Nisan 2015
    #1

    İnsan olmanın erdemlerinden biri de memleket meselelerine kayıtsız kalmamaktır, memleketim deyince bunun içine tüm varlığımız giriyor, aç ve açıkta kalan insanlarımız, toprağımız, havamız, suyumuz, ormanlarımız ve çocuklarımızın geleceği… Yaşamını kimsenin hakkını el uzatmadan, insanları ve doğayı saygı duyarak yaşamış şişe dibi kalınlığındaki gözlükleriyle zorla da olsa okumaya ve memleketinin dertlerine dert edinen erdemli insanlarımıza selam olsun..




*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

03 Aralık 2018

Tüm dünyada engelli insanların sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek amacı ile Birleşmiş Millet... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

10 Aralık 2018

“Okula ilk gelişinizi, tanışmamızı dün gibi hatırlıyorum: Ürkek bakışlarla etrafınızı inceliyor, annelerinizin etek... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

15 Kasım 2018

Özgür Büyüktanır, muhteşem bir insan ve baba. Kendisini Kuşadası'nda düzenlenen, Yerel yazarlar Şenliğinde tanıdım.... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

22 Kasım 2018

Artık çocuk eğitiminde farklı bir fikir okumam diye düşündüğümde, hep başka fikirler çıkıyor karşıma. En doğru dene... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri