Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Kayahan Acar; Zoru Başaran Bir Müzik Sevdalısı
Bu yazı  345 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Kayahan’la 1978 yılında Ankara’da Eurovision Türkiye Finallerinde tanışmıştım. O yıllarda, Başkentte gece kulüplerinde, bar ve pavyonlarda müzik yapıyordu. Bize ev sahipliği yapmak istemiş, kaldığımız otele gelip, görmek istediğimiz yerleri gezdirmişti. Eşim Esin Uluer ile çok iyi arkadaş olmuşlardı. Birlikte güzel bir, iki gün geçirmiştik.

1979 yılında Günaydın Gazetesi’nin düzenlediği Altın Mikrofon Şarkı Yarışması’na katılmak istemişti. Beste, söz ve yorumcu dallarında yarışmacı olarak başvuruda bulunmuş ve değerlendirmeler sonucunda, yarışmaya katılmayı başarmıştı. Marmara Bölgesini kapsayan, halkın oylarıyla sonuçlanan yarışmaya, bir süre sonra başlama kararı verildi. Yolculuk günü Dolmabahçe Sarayı’nın yakınındaki bir alanda Esin ile yarışmacıları beklerken, tanıdığım bir çok müzisyenin katıldığını gördüm. Kimler yoktu ki; Ünal Büyükgönenç, Coşkun Demir, Ömer Aysan, Jale, Şafak ve Kayahan. Ayrıca Orkestrada yer alan değerli müzisyenler, ses, ışık düzeni elemanları. Kısaca harika bir gurup olmuştuk.

Otobüse bindiğimiz andan itibaren, espriler, konuşmalar, gülüşmeler başlamıştı. İlk durak İzmit’ti. Genellikle İstanbul dışında, bu tarz yarışmalar Spor Salonlarında yapılırdı. Çünkü en müsait yerler oralarıydı. Yarışma gecesi her yer tıklım tıklım doluydu. Tanıtımlar yapıldı. Yarışmacılar yarıştı. Oylama sonuçları, seçici kurula teslim edildi. İkinci durak Bursa idi. Orada da aynı şekilde yarışma yapıldı. Bir veya iki gün Kirazlı Yayla’ya yakın bir otelde kalmıştık. Gündüzleri Uludağ’a çıkıp, mangal keyfi yapıyorduk. Sonra otele dönüp, uyku zamanına kadar kağıt oyunları, sohbetler sürüp gidiyordu.

Kayahan genellikle Ünal Büyükgönenç ile bir köşede konuşmayı tercih ediyordu. Bu arada dikkatimi çeken, Kayahan’ın itinayla bir elbise kılıfında koruduğu Beyaz takım elbisesi olmuştu. Her yarışma öncesi kılıfından çıkarıp, dikkatle giyiniyor, hemen şarkısı bitince aynı özenle kılıfına koyuyordu. Bazen ufak lekelenmeler söz konusu olunca, gelip bana;

_ Zeren, şurası leke olmuş nasıl çıkarabilirim…
_Düğmesi kopmuş dikebilir misin diyordu…

Neyse ki, önemli bir durum olmadığından, halledebiliyordum. O zaman anladım ki, Kayahan, müziğine olan bağlılığı ve düzeni hayatının her aşamasında da gösteriyordu. Bir ailesi vardı. Onlara bakmak ve iyi bir hayat yaşatmak istiyordu. Zor bir mücadelenin içindeydi. Çünkü bildiği, yapmak istediği ve sevdiği tek şey müzikti. Başka bir şey düşünemiyordu. Azmi onu hiçbir zaman yıldırmadı. Aklına bir kere koymuştu. Ne olursa olsun bir gün başarılı olacak ve kazanacaktı. İşte o Beyaz Takımını da ne zorluklarla aldığını ve onu yarışmanın sonuna kadar en iyi şekilde koruması gerektiğini de tahmin edebiliyordum.

Yarışma on gün kadar sürdü. Sonuçta, beste ve söz dalında Büyükgönenç, yorumda da Çoşkun Demir birinci oldular. Altın Mikrofon Şarkı Yarışması, o yıldan sonra yapılmadı. Bir gün Esin’i arayıp, İstanbul’a yerleşmek istediğini söyledi. Esin de bize gel, şöyle detaylı konuşalım, hem yemek yeriz, hem sohbet ederiz demişti. Ben Türk Hava Yolları’nda çalışıyordum o yıllarda. Kayahan İstanbul’u pek bilmiyordu.

İstanbul tanımadığı bir şehirdi. Biz de Kadıköy’de oturuyorduk. Onunla mesai bitiminde Taksim’de buluşup, Taksim – Kadıköy dolmuşu ile gitmeye karar verdik. Kadıköy İskelesinde dolmuştan inip, Moda’ya yürüyerek gitmeyi tercih ettik. Ona geçtiğimiz yerlerle ilgili bilgiler verdim ve eve ulaştık. Çok heyecanlıydı. Bir sürü planları vardı. Onları anlatırken sinirleniyor, bazı şeyleri kabullenemiyordu. O yıllarda bir erkek yorumcunun, sahnelerde iş bulması çok zordu. Muhakkak bir uğraşısı olacak, o sizi besleyecekti. O zaman her şey daha kolaylaşıyordu. Ama Kayahan yalnız müziği seçmişti. Hiç unutmuyorum, konuşurken şöyle hafiften masaya yumruğunu vurarak…

ESİN’e,
_ Abi göreceksin. Oramı buramı açmadan, bir erkek olarak hayatımı koyduğum, bu müzik tutkumu, bir gün gelip kanıtlayacak ve bestelerimi, sözlerimi herkese duyuracağım. Ben bunu başaracağım demişti.

Yılmadı çalıştı. Kimseye de ödün vermedi. Buluşmalarımız, telefon konuşmalarımız devam etti. Esin’in vefatına kadar, onunla dostlukları hep sürdü. Kayahan artık Basının, TVnin aranılan ismi olmuştu. Besteleri dillerden düşmüyordu. Uğur Dündar’ın “İŞTE HAYAT“ programında sürpriz konuklar arasında Esin de yer almıştı. Eski günler anılmıştı.

Ne zaman Kayahan’ı TV de konserlerini izlesem, karşımda eserlerine, yorumuyla, besteleriyle, sözleriyle, yüreğiyle imzasını atmış, hayatını ona adamış, zoru başarmış bir MÜZİK ADAMINI görürdüm.

Kayahan’la paylaştığım bu anıları kısa bir süre önce yazmak istemiştim (zaten yazı hayatımda çok yeni). Niyetim onu arayıp, yıllar sonra buluşmak, o güzel günleri anmaktı. Hastalığını duyduğumda, iyileşsin, hem de geçmiş olsun derim diye düşünmüştüm.
Son olarak onu Nilüfer’le birlikte verdiği konserde izlerken bu bir veda, bu gece sen ölümsüzleştin, arkadaşım diye düşünmüştüm. Kısa bir süre sonra da acı haber duyuldu. Çok üzüldüm.

Ona elveda değil, merhaba demek isterdim…
Nurlar içinde yatsın. Bir gün nasıl olsa BULUŞACAĞIZ…

Her gününüz dünden daha iyi olsun. Zeren Dağdeviren.

  • Bu yazı ayrıca HÜRRİYETte de yayımlanmıştır..

kayahan-beyaz-takim

kayahan-acar

kayahan

1 yorum
  • avatar Talan Tüfek
    11 Nisan 2015
    #1

    Kayahan gibi bir müzik adamını bizlere bilmediğimiz yönlerini anlattığınız için teşekkürler Zeren hanım.




*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

19 Mayıs 2018

Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirt... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

30 Nisan 2018

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin,... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

16 Mayıs 2018

İzmir’in Kemalpaşa İlçesine bağlı, 250 haneli yemyeşil bir doğada yer almış NAZAR köyü… [responsivevoice_button vo... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

10 Mayıs 2018

Milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasının tek yolu: “Bilgiyi ve Bilimi kendine rehber edinmiş gençlerle yol almak... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri