Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Siyaseten !
Bu yazı  146 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Söylemlerimde olduğu gibi, yazılarımda da yer veririm; Bizimkisi buz üstüne yazı yazmak gibi bir şey, yüreğin dile vuruşu, gerçekleri yansıtmak yaradan akan kan gibi bir şey. Neden ölümden korkulur, neticede kaçınılmaz son değil midir ölüm? Korkarız çünkü herkesin bildiği tek gerçektir ölüm.

Yıllar öncesiydi, elinden tuttuğum bedenimden can dediğim bir yavru sormuştu; “Neden Taksim” diye, zordu anlatmak kanlı 1977 1 Mayısını, kazancı yokuşundan sürüklenirken, kurşunların arasından el ele koşanları. Onlar orada, onların bedenleri orada olmasa da ruhları oradan hiç ayrılmadı. Taksim meydanından Şişli meydanına gider gelir o ruhlar. Seslenirler bu günde kalan dostlarına; “Bağımsızlık uğruna al kanlara boyandık, hain kurşunlar göğsümüzde, kavgamızı bıraktığımız yerde kaldık, o yer her bir Mayısta dirileceğimiz yerdir”. Şimdi 60 lı yaşlarda olan bizler, deriz ki, eğer tek gerçek ölümse, o gerçeğin olduğu yer bizi her yıl 1 Mayısta bekledikleri, canlarımızı bıraktığımız Taksim meydanıdır. Gerçeklerden korkanların yalanlarında boğulacakları gün, İşçinin Emekçinin gür sesiyle, 1 Mayıs günü Taksim meydanında haykıracağı gündür, işte ondandır Taksim meydanı inadımız ve inancımız.

26 Nisan 2015 yaşadığım yer Kuşadası’ndayım, İsmail Cem Meydanı‘ndan, denize uzanan yolun sonunda el heykelinin olduğu yere kadar hazırlanan platform bayraklarla süslenmiş. Mustafa Kemal posterleri ve şanlı bayrağımızın yanında, kızıl zemin üstüne oturtulmuş çoban yıldızı, etrafını saran buğday başaklarıyla oluşan parti amblemli flamalar her yana asılmıştı, anladım ki, Vatan Partisi’nin mitingi yapılacak.

Bahar sıcağını tenimde hissettiğim bu günde, siyaseten yapılacak olsa da bir miting alanında olmamın heyecanıyla kendimi yorgun hissettim. Deniz kenarına uzanan yolda banklardan birine ilişip, miting alanında sürdürülen çalışmaları izlerken aklıma 1954 yılında kurulan ancak 1957 yılında, komünist metoduyla çalıştığı ve komünist şahıslar tarafından sevk ve idare edildiği gerekçesiyle kapatılan Vatan Partisi geldi.

Türkiye İşçi Partisi’nin günümüze gelişi, o dikenli yollardan geçişi en güzeli de, yılların aralığında tarihe ismini kazımış sendikacıların kurduğu bir İşçi Partisi’nin oluşuydu, böylesine dişlilerin arasından gelen, adıyla yükselen bir partinin olması beni mutlu etmişti, şimdi aynı isimde bir partiyi arayacağımdan eminim. TİP isim değişikliğiyle Vatan Partisi olmasının yanı sıra en çok işçi adayla “45 kişi seçime giriyoruz“, diyerek yola çıkması beni üzmedi dersem yalan olur. Üzüldüklerim bunlarla da sınırlı değildi tabi ama siyaseten yapılanları yazıma taşıyarak, o parti içerisinde olan dostlarımı da üzmek istemem.

Siyaseten yapılanları görmeksizin, Vatan Partisi miting alanında kalabalığın içerisinde dolaşmaya başladım. Aydınlık yüzler kırışan göz torbalarının arasından parlayan umut dolu gözler. Onlar işçiler, işçi emeklileri, yılların aralığından akan yürekleriyle, komünist çizgiden Kemalist çizgiye akan akıtılan bir duruştaydılar. Kızıl bayrağın rengi çoban yıldızının sevdası, başağa saygı belki, eğik başak bulmanın zorluğunda bir umuda sarılış.

Yaşamını Ankara’daki mücadele yıllarından koparıp, Muğla’nın Akyaka beldesine yerleşen arkadaşım Suna Aydemir de, başında ay yıldızlı kalpağı, boynundan ayaklarına kadar uzanan Mustafa Kemal portreli şanlı bayrağımızla miting alanında renkli bir portre oluştururken, umut dolu gözlerinde yılların soğutamadığı sıcaklık vardı. Yaşamını Almanya’da sürdüren Fatoş, ülkesinde olmanın mutluluğunu miting alanında olmanın heyecanıyla pekiştirmişti. Sevgili Müjgan ve Eşi Kubilay Bey, her zamanki asil duruşları yüreklerindeki umut ve sevgileriyle alanda karşılaştığım eski dostlarımdandı. Muğla’dan gelen dostlar arasında partinin öncü kadınlarından Şair Hatice Parlatıcı hanımefendiyle de tanışmak beni mutlu etti.

Yazım yayına girdiği gün ülkem yepyeni bir, 1 Mayıs gününe uyanacak, işçinin emekçinin bayramı, siyaseten koyulan yeni adıyla Emek ve Dayanışma Günü. Sendika patronlarının gölgesinde parçalanmış, partisi dahi olmayan bir işçi sınıfı, taşeron sistemin içerisinde güçsüzleştirilmiş, sindirilmiş, maden ocaklarında öldürülmüş işçiler. İktidar ve işveren baskısında sarı sendikaya mecbur edilmiş satılmış sendika üyesi işçiler, onların üzerinden politika yapan siyasetçiler.

Her şeye rağmen 1 Mayıs günü doğacak o güneşe hep beraber bakıp, el ele yürüyeceğiz. Bu yürüyüş Emek, Sevgi ve Düşünce yürüyüşü olacak, yılların aralığında kaybettiklerimizi anarak, gelecek güzel günlere uzanacak bir yürüyüş, Taksim meydanından yükselen selamlarla sürecek uzun bir umut yürüyüşü olacak.

Sevgi ve düşüncelerinizi paylaşarak çoğaltmak için, bana iletilerinizi göndermeyi sürdürün, ben inanıyorum ki, paylaşarak çoğaltacağımız o sevgi ve düşüncenin aydınlatacağı bu yolda bizler mutlu olacağız. Ekrem ÖRSOĞLU.

1-mayis

kusadasi-1-mayis

vatan-partisi

kanli-1-mayis

1 yorum
  • avatar Özcan ŞENGÜL
    11 Mayıs 2015
    #1

    Tebrik ederim, gerçekten harika bir yazı olmuş, 1 Mayıs 1977 yılında kazancı yokuşunda işçileri katleden zihniyet ile bu gün Soma’da katledilen 301 madencinin katilleri de bence aynı zihniyet,ne büyük acıdır ki her iki olayın katilleri yargı önüne çıkarılıp cezalandırılamadı… Yaşasın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma günü




*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

19 Mayıs 2018

Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirt... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

30 Nisan 2018

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin,... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

16 Mayıs 2018

İzmir’in Kemalpaşa İlçesine bağlı, 250 haneli yemyeşil bir doğada yer almış NAZAR köyü… [responsivevoice_button vo... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

10 Mayıs 2018

Milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasının tek yolu: “Bilgiyi ve Bilimi kendine rehber edinmiş gençlerle yol almak... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri