Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
EmPaTi
Bu yazı  163 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Asker çocuğuyum, beş yılda üç il gezdik, terörle ilgili babamın görev yeri değişiklikleriymiş, son görev yeri çok tehlikeli bir bölge olduğu söylendi, bizim o bölgede olmamızı istemediler, biz de annem ve kardeşimle dedemin yanına geldik. Okul değişikliklerim nedeniyle derslerden biraz geriyim ama çalışıyorum, başaracağım. Bir sabah erken saatlerde kapımız çalındı, Komutanlar Asker abiler geldi, anneme babamın teröristlerin tuzakladıkları bir bombanın patlatılmasıyla Şehit düştüğünü söylediler. Annemin sadece sol gözünden bir damla yaş düştü, gururluydu, Komutanlar onu saygıyla selamlıyor, o ise “Vatan Sağ Olsun” diyordu. Şehit düşmek ne demek? Şimdi Babam şehit düştü, Vatan sağ olacak, babamın olmadığı Vatanda ben nasıl yaşayacağım? Doktor olmak istiyordum ama en önemlisi şehit olabilmekmiş, büyüyünce ben de şehit olacağım, yeter ki, Vatan sağ olsun.

Sıradan bir esnafım, günlük satışlarımla geçimimi sağlıyor, kazandığım parayla günlük ihtiyaçlarımı karşıladığım gibi, üç çocuğumu okutabilmek için uğraşıyorum. Banka kredisiyle aldığım, başımızı sokabildiğimiz iki oda bir sofadan ibaret evin taksitleriyle faizi de bir taraftan, bir taksitini ödeyemesem al başına derdi, faiz üstüne faiz. Sabah kalkıyorum patlayan silahların amansız sesleri akşam yatıyorum duvardan seken kurşunlar, hayattan kopuşun çığlıkları. Sabah kalkıp dükkânı açmak ne mümkün, bir gün ekmek almaya izin, sonra gene sokağa çıkma yasağı. Çocuklar okula gidemez halde okulları yakılmış, yollara hendekler kazılmış, öğretmenleri şehir terk ettirilmiş. Yaşlı bir annem var, her hastalık üzerinde, gene nefesi daraldı, ambulans çağırdık gelmedi, sonra öğrendim yolda terör saldırısıyla bize gelen ambulans yakılmış. Yaşamak buysa yaşıyoruz yarınsız umutların yitirildiği yerde.

Yaş sebze meyve ihracatı işiyle uğraşırım, yerinde aldığımız sebze ve meyvelere peşin para öder, sebze ve meyveleri yurt dışına ihraç ederim. Yüzlerce insan bu işten ekmek yer, hepsi geçimini yaptığımız bu işten sağlar. Şimdi sınır ihlali nedeniyle, düşürülen savaş uçağının yarattığı gerginlikle, çiftçiden aldığımız ürün elimizde kaldı, çalışanların maaşları, ödenecek senetler hepsi elimizde kaldı, kafam iki elimin arasında düşünüyorum, çaresiz.

Karadeniz’den İstanbul’a göç etmiş bir ailenin çocuğuyum, nasıl Üniversite bitirdiğimi kimse bilemez, önce şiirle anlatmaya başladım yapacaklarımı, beğenmediler, Muhtar dahi olamayacağım hallere düşürdüler beni. Yılmadım çalıştım, koyun süt yağ mandıra hepsi önümdeydi, elimi kaldırmam yeter oldu. Şükürler olsun Rabbime yürü ya kulum dedi, beraber yürüyecek dostlar verdi, gemi verdi koltuk verdi, saray verdi, verdi de verdi. Alkışı duydum ihaneti gördüm, affetmem billahi, yakarım vallahi. Öyle benim kazanamadığım demokrasi seçim falan anlamam, çizer geçerim. Ne olmuş sorun mu varmış?

Düşünüyorum çünkü insanım, düşündüklerimi aktarıyorum. Korkuyorum, korkutulduk ama gene de yazıyorum, çünkü İnsan olduğumu hiç unutmuyorum. Gerçekleri yansıtmak o gerçeklerde kendimizi bulabilmek adına yazabilmek. Zor bu sıralar gerçekleri şöyle savurup, ortalara atmak. Sonu Silivri olsa da, şunun şurası kolları iki yana açıp, bir sağa salınmak, sonra bir sola salınmak, duvarlara dokunmanın hoşluğunda düşünebilmek, gene Ülkem Vatanım diyebilmek.

Yaşanan ve yaşatılanların ardından Silivri Cezaevi kapısı habercilerle doluyor, bu sefer haber muhabirleri değil, o gazetenin tüm kadrosu habere yürümek için Silivri cezaevi kapısında. Genel yayın yönetmeni ve Ankara yazı işleri müdürü hapiste olan gazetenin personeli, gazetelerini habere buradan hazırlamak için buluşuyor, çünkü onlar her şeyin farkında.

Kafamı ranzanın soğuk demirine dayıyorum, saat kendi halinde ben de ondan bir haber. Gelişim kaç zaman akışında kaldı hatırlamak zor. Kafamı kaldırıp, “Gardiyaaan” diye bağırmak geçiyor içimden, sonra yılların aralığında yayınlamadığım bir şiirim aklıma geliyor; Her yer kızıl mı kızıl, şehir yanıyor, dostlar yanıyor, bir selam kaldı dostlardan ulaşan. Sonra onun, kızımın sesini duyuyorum, kulağıma fısıldıyor “Baba ne zaman geleceksin?

Sevgi ve düşüncelerinizi paylaşarak çoğaltmak için bana iletilerinizi göndermeyi sürdürün. Ben inanıyorum ki, paylaşarak çoğaltacağımız o sevgi ve düşüncenin aydınlatacağı bu yolda bizler mutlu olacağız. Ekrem ÖRSOĞLU.

silivri-cezaevinde

silivri-cezaevi

silivri-gazeteciler

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

03 Aralık 2018

Tüm dünyada engelli insanların sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek amacı ile Birleşmiş Millet... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

10 Aralık 2018

“Okula ilk gelişinizi, tanışmamızı dün gibi hatırlıyorum: Ürkek bakışlarla etrafınızı inceliyor, annelerinizin etek... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

15 Kasım 2018

Özgür Büyüktanır, muhteşem bir insan ve baba. Kendisini Kuşadası'nda düzenlenen, Yerel yazarlar Şenliğinde tanıdım.... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

22 Kasım 2018

Artık çocuk eğitiminde farklı bir fikir okumam diye düşündüğümde, hep başka fikirler çıkıyor karşıma. En doğru dene... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri