Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Hastanedeki Gözlemlerim
Bu yazı  1.340 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Amerika Birleşik Devletleri’nin Alabama Kasabası‘nda Keller Ailesi’nin nur topu gibi bir çocukları dünyaya gelir, adı Helen Keller’dir. Ailenin neşe kaynağıdır, emekler, yürür hatta eşyaları eller kırar, ebeveyinlerini gülücükleriyle mutlu eder.

Ondokuz aylıkken, ateşli bir hastalık geçirir; Kör, sağır ve dilsiz olarak hastalığı atlatır. Aile yıkılmıştır. Yedi yaşına kadar agresifliği ile ailesinin hayatını zindana çevirir ama evlat bu der ailesi bağrımıza basarız der ve çare aramaya başlarlar. Körler Okulu Eğitimi‘nden yeni mezun bir öğretmeni çocuklarına tutarlar.

helen-keller1880 yılında doğar, 1968 tarihinde 88 yaşında vefat eder. Aslında hiç ölmeyecek dünya ve insanlık O’nu ve başarılarını konuşacaktır. Helen yedi yaşındadır, öğretmeni bıkmadan usanmadan nesneleri elleterek hissettimeye çalışır. Bir gün bahçedeki su pompasının yanına götürür. Bir eliyle pompayı tutturur, suyu akıtır. Diğer elinin avucuna bastırarak hissetme yöntemini kullanarak önce “s“, sonra “u” yazar, ardından hızlıca, “su” yazar.

Ondokuz aylık dönemindeki belleğindeki “su” yu, algılar. Harflerin nesne ilişkisini, sözcüklerin nesne tanımlamasını keşfetmiştir artık. Altı saat içinde otuz sözcük öğrenir. Öğretmen-aile-çocuk üçgeninde ışıklı günler başlamıştır artık.

Alfabeyi öğrenecek, okulları bitirecek eğitim düzeyinin en üst kademesine kadar gidecektir. Pedagog ve aktivist olarak dünya klasiklerine girecek eserler yaratacak, gelirlerini de engellilere bağışlayacaktır.

Bir gün arkadaşından şöyle bir ricada bulunur: “Şu ormanı ve parkı dolaş ve bana gördüklerini anlat” . Arkadaşı parkı ve ormanı gezip geri döner.”Neler gördüğünü anlat bana” der, Helen Keller.”Hiç, herkesin gördüğü sıradan şeyler” der, arkadaşı.

Helen şaşkındır, duygularını şöyle kaleme alır. “Ben yaşamımı parmak ucunda hissederek yaşarken“, Fiziksel engelleri olmamasına karşın, görmeden, duymadan yaşayanlara şöyle seslenecektir;

Yalnızca üç gün görebileceğinizi düşünün: Nasıl tüm ayrıntıları gördüğünüzü anlayacaksınız.
Yalnızca üç gün daha işitebileceğinizi düşünün: Her bir sesin, her bir notanın nasıl özlemle ruhunuzu doldurduğunuzu farkedeceksiniz.
Yalnızca üç gününüzün kaldığını düşünün: Yaşamın tüm saniyelerini nasıl bir özlemle ve sevgiyle dolu yaşadığınızı göreceksiniz.

Şimdi ben bugün bunları neden anlattm? Yolumuz Üsküdar Devlet Hastanesi‘ne düştü. Helen Keller’in felsefesinden bakmaya başladım;

Hastane, Kapitol Alışveriş Merkezinin hemen arkasında, şimdilerin moda tabiriyle butik bir hastane. Çevresinde özenle sıralanmış hasta yakını araçları arasından içeri girersiniz. İçeri girdiğinizde hastane kokusu alacağınızı düşünmeyin, hasta ve yakınlarının zevkle oturabilecekleri tertemiz koltuk ve oturaklar dikkatinizi çekecektir. Yerlerde hastane kirliliğini anımsatacak hiçbir şey göremeyeceksiniz boşuna uğraşmayın: Yatak çarşafları, yastık kılıfları, pikeler jilet gibi ütülenmiş, kar beyazı görümününde. Çalışanlarının, birbirlerine davranışları çok insani, tam olması gerektiği gibi. Kulak kabarttım, yüksek sesle bağrış-çağrış hiç duymadım.

Yan odamızda yatan 88 yaşında bir hastanın kızıyla konuştum: “Biz burayı bilmiyorduk uzak bir hastanede yer yoktu burada çalışan bir personel yakınımız yerleştirdi, çok memnunuz, sonuçlar da bekletilmeden hemen elimize geçiyor, doktor ve hemşireler çok ilgileniyorlar” dedi.

Ne kaldı geriye: Helen Keller felsefesine dayanarak hastalar da üç gün daha yaşayacaklarını düşünsünler ve hayatın tadına varsınlar.

Şimdi ben, teşekkürlerim ve minnetlerimden birer buket yapıp tüm hastane çalışanlarına gönderiyorum. SEVGİLERİMLE,

Melahat Erten Tekesin

  • Bu yazı ayrıca HÜRRİYETte de yayımlanmıştır..

melehat-erten-tekesin

uskudar_devlet_hastanesi

melehat-erten-tekesin

Helen_Keller

Bu yazı için bir yorum yap..



Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt   Eser ÜRKÜT   eser@egehaberleri.net

 

14 Haziran 2020

“Kedi beslemek günahtır, abdest bozar” diyenlerin yazıyı mutlaka okumasını isterim. Ayrıca Allah’ın yarattığı hiçb... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

01 Haziran 2020

Sanırım coronavirüs, bizi duruma alıştırıyor. Bugün, dördüncü serbest dolaşma günümüz. Bugün de biz, atmış beş yaş... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

22 Haziran 2020

Sezon finali yazım 11 Mart 2020 tarihiyle kendimizi o öldürücü salgının içerisinde bulduk, pandemi süreci halen... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

19 Haziran 2020

Yıl 2014, Bodrum Bitez'de, büyük bir mandalina bahçesinde, doğaya zarar vermeden yerleştirilmiş masalar, ağaçlara ... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

05 Mayıs 2020

Toprağa sımsıkı sarılan çiçeğin küskün sevgiliye doğru olan yolculuğu (4, son) Sanatçıların, Duvarların ve Aşk’... devamı

Merve Küçük

 

 

  Merve KÜÇÜK   mrv.kck1323@gmail.com

 

20 Mayıs 2020

İnsanın duyguları dalgalara benziyor. Bazı olaylarda o kadar sakin ki, bazı olaylar da kayaları delen, parçalayan ... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

 

Ege Haberleri

Son Yorumlar