Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Ankara Ulu Canlar !
Bu yazı  240 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Tren ağır aksak, kömür tozlarıyla karışık kara dumanını masmavi gökyüzünün özgürlüğünü kıskanırcasına savurarak ilerler. Demir tekerleklerinin raylarla her öpüşmesinde, ağırlığını hissettiren gürültüsü de kulaklarımızda patlar, raylar bir hüzün çizgisi gibi arkamızda kalırdı. Sapsarı buğday başaklarının rüzgârla kıvrak dansını seyrederek hayallere dalıyor, arkamızda bıraktığımız yolun farkına bile varmıyorduk.

Üzerinde taşıdığı üniformanın cesaretinde, yaptığı işin ne kadar önemli olduğunun farkındalığını yansıtırcasına, şapkasının hafif yana kalkık olmasına aldırmaksızın, elinde bir silah gibi sımsıkı tuttuğu bilet delme aletiyle hafifçe kompartımanların camlarına vurarak, dik avazdan kulakları tırmalayan sesiyle bağırıyor; “Hasan oğlanda inecekleeeeeer, hazırlanıııııın hadi bakiiiim müellimleeeeeer tren fazla beklemeeeeez.

Kondüktörün uyarısının ardından tekerleklerin raylarla öpüştüğü yerden yükselen fren sesiyle istasyona geldiğimizi anlıyor, çıkış kapılarına sıralanıp. Trenin durmasıyla ellerimizde taşıdığımız tahta bavullarımızı kavrayarak trenden inip, Çal Kaya’yı arkamıza alıp, akasya ağaçlarının altından geçerek Muallim mektebinin yolunu yarılıyoruz.

Hasan oğlan ve onlarca köy enstitü mektepleri şimdi sadece anılarda kaldı, aydınlanan Türkiye’min ışıklarını birer birer kapatmaya yemin etmiş, bunu kendilerine dava edinmiş o insanları bu günlerde iyi tanımak lazım. Şimdi o insanların dava arkadaşları seslerini en yüksek avazdan çıkarabiliyor, “ben yaptım oldu, yasa da benim hukukta benim” diyebilecek hadsizliğe ulaşabiliyorlarsa, suçlusu çok uzaklarda değil, “beni halk seçti” dedirtenlere bakmak lazım.

Ankara henüz baharı yakalayamamış ince serpintiden yağan kar, ardından güneşin biraz kendisini göstermesiyle altıncı koğuşun avlusundaki voleybol sahasında kendimizi bulur, o gün yapılacak voleybol maçında Yılmaz abi de varsa (Yılmaz Güney) maçların keyfi başka olurdu, iddianın kazananından tepside baklavalar da gelir, baklava tadında yakaladığımız kısacık özgürlüğün tadını çıkarırdık.

Şimdilerde müze olan Ankara Ulucanlar Merkez Kapalı Ceza ve Tutuk Evi, kimleri ağırlamadı, saymaya kalksam sayfalara sığmaz. Adı üstünde işte Ulu Canlar, ne ulu canlar geldi, ağırlandı uğurlandı, kimisi alkışlarla kapıda sevinçle bekleyenlerine, kimisi bir tahta kutu içerisinde omuzlarda gerçek yerimiz olan kara toprağa.

Doğan abi, (Doğan Yurdakul) Gün Abi, (Gün Zileli) sekizinci koğuş altıncı kabinde birlikte kalırlardı, Doğan abilerin koğuşları kütüphane gibiydi, herkes gibi ben de onların koğuşlarına kitap almaya gider, onlarla sohbetlerim olurdu. Yaşımın küçüklüğü beni iltimaslı kılar, daha bir başka ilgi görürdüm.

O ziyaretlerim sırasında tanıdım o genç öğretmenimizi, yirmili yaşların ortalarında ince dalan boyunun yanı sıra, yüreğinin güzelliği yüzüne vurmuş hali hemen sizi çekiyor, ağzından çıkan her kelimeyi dikkatle dinliyordum. 1975 yılı Nisan ayı, aradan geçti 41 yıl, hafızamı ne kadar zorlasam da o dostumun adını hatırlayamadım.

Beynimin bir köşesinde Meriç ismi kalmış ama onun ismi miydi hatırlayamıyorum, yaşadıklarını en güzel onun ağzından aktarabilirim düşüncesiyle klavyemden, anlattıklarından hatırladıklarımı sizlere gelecek yazımda anlatayım diyorum. Bu yazının devamı   Devletin Çakalı 1‘dedir..

Sevgi ve düşüncelerinizi paylaşarak çoğaltmak için bana iletilerinizi göndermeyi sürdürün. Ben inanıyorum ki, paylaşarak çoğaltacağımız o sevgi ve düşüncenin aydınlatacağı bu yolda bizler mutlu olacağız. Ekrem ÖRSOĞLU.

  • Bu yazı ayrıca HÜRRİYETte de yayımlanmıştır..

ulucanlar-ekrem-orsoglu

ulucanlar

ulucanlar-cezaevi

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

19 Mayıs 2018

Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirt... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

30 Nisan 2018

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin,... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

16 Mayıs 2018

İzmir’in Kemalpaşa İlçesine bağlı, 250 haneli yemyeşil bir doğada yer almış NAZAR köyü… [responsivevoice_button vo... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

10 Mayıs 2018

Milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasının tek yolu: “Bilgiyi ve Bilimi kendine rehber edinmiş gençlerle yol almak... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri