Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Ankara Ulu Canlar !
Bu yazı  301 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Tren ağır aksak, kömür tozlarıyla karışık kara dumanını masmavi gökyüzünün özgürlüğünü kıskanırcasına savurarak ilerler. Demir tekerleklerinin raylarla her öpüşmesinde, ağırlığını hissettiren gürültüsü de kulaklarımızda patlar, raylar bir hüzün çizgisi gibi arkamızda kalırdı. Sapsarı buğday başaklarının rüzgârla kıvrak dansını seyrederek hayallere dalıyor, arkamızda bıraktığımız yolun farkına bile varmıyorduk.

Üzerinde taşıdığı üniformanın cesaretinde, yaptığı işin ne kadar önemli olduğunun farkındalığını yansıtırcasına, şapkasının hafif yana kalkık olmasına aldırmaksızın, elinde bir silah gibi sımsıkı tuttuğu bilet delme aletiyle hafifçe kompartımanların camlarına vurarak, dik avazdan kulakları tırmalayan sesiyle bağırıyor; “Hasan oğlanda inecekleeeeeer, hazırlanıııııın hadi bakiiiim müellimleeeeeer tren fazla beklemeeeeez.

Kondüktörün uyarısının ardından tekerleklerin raylarla öpüştüğü yerden yükselen fren sesiyle istasyona geldiğimizi anlıyor, çıkış kapılarına sıralanıp. Trenin durmasıyla ellerimizde taşıdığımız tahta bavullarımızı kavrayarak trenden inip, Çal Kaya’yı arkamıza alıp, akasya ağaçlarının altından geçerek Muallim mektebinin yolunu yarılıyoruz.

Hasan oğlan ve onlarca köy enstitü mektepleri şimdi sadece anılarda kaldı, aydınlanan Türkiye’min ışıklarını birer birer kapatmaya yemin etmiş, bunu kendilerine dava edinmiş o insanları bu günlerde iyi tanımak lazım. Şimdi o insanların dava arkadaşları seslerini en yüksek avazdan çıkarabiliyor, “ben yaptım oldu, yasa da benim hukukta benim” diyebilecek hadsizliğe ulaşabiliyorlarsa, suçlusu çok uzaklarda değil, “beni halk seçti” dedirtenlere bakmak lazım.

Ankara henüz baharı yakalayamamış ince serpintiden yağan kar, ardından güneşin biraz kendisini göstermesiyle altıncı koğuşun avlusundaki voleybol sahasında kendimizi bulur, o gün yapılacak voleybol maçında Yılmaz abi de varsa (Yılmaz Güney) maçların keyfi başka olurdu, iddianın kazananından tepside baklavalar da gelir, baklava tadında yakaladığımız kısacık özgürlüğün tadını çıkarırdık.

Şimdilerde müze olan Ankara Ulucanlar Merkez Kapalı Ceza ve Tutuk Evi, kimleri ağırlamadı, saymaya kalksam sayfalara sığmaz. Adı üstünde işte Ulu Canlar, ne ulu canlar geldi, ağırlandı uğurlandı, kimisi alkışlarla kapıda sevinçle bekleyenlerine, kimisi bir tahta kutu içerisinde omuzlarda gerçek yerimiz olan kara toprağa.

Doğan abi, (Doğan Yurdakul) Gün Abi, (Gün Zileli) sekizinci koğuş altıncı kabinde birlikte kalırlardı, Doğan abilerin koğuşları kütüphane gibiydi, herkes gibi ben de onların koğuşlarına kitap almaya gider, onlarla sohbetlerim olurdu. Yaşımın küçüklüğü beni iltimaslı kılar, daha bir başka ilgi görürdüm.

O ziyaretlerim sırasında tanıdım o genç öğretmenimizi, yirmili yaşların ortalarında ince dalan boyunun yanı sıra, yüreğinin güzelliği yüzüne vurmuş hali hemen sizi çekiyor, ağzından çıkan her kelimeyi dikkatle dinliyordum. 1975 yılı Nisan ayı, aradan geçti 41 yıl, hafızamı ne kadar zorlasam da o dostumun adını hatırlayamadım.

Beynimin bir köşesinde Meriç ismi kalmış ama onun ismi miydi hatırlayamıyorum, yaşadıklarını en güzel onun ağzından aktarabilirim düşüncesiyle klavyemden, anlattıklarından hatırladıklarımı sizlere gelecek yazımda anlatayım diyorum. Bu yazının devamı   Devletin Çakalı 1‘dedir..

Sevgi ve düşüncelerinizi paylaşarak çoğaltmak için bana iletilerinizi göndermeyi sürdürün. Ben inanıyorum ki, paylaşarak çoğaltacağımız o sevgi ve düşüncenin aydınlatacağı bu yolda bizler mutlu olacağız. Ekrem ÖRSOĞLU.

  • Bu yazı ayrıca HÜRRİYETte de yayımlanmıştır..

ulucanlar-ekrem-orsoglu

ulucanlar

ulucanlar-cezaevi

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt   Eser ÜRKÜT   eser@egehaberleri.net

 

01 Ekim 2019

Kültür seviyeleri birbirlerinden farklı iki ailenin bir piknikte yollarının kesişmesinin eğlenceli hikayesi sizi ç... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

25 Kasım 2019

“Çocuk yaşta kaybetmiştim annemi” diye söze başlamıştı Ali, hikayesini dinliyoruz: “Annemin sıcak kucağından, kade... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

06 Kasım 2019

Sultan II. Abdülhamid Han tarafından yaptırılan ilk tıp okuludur. Yapımına 1894'de başlanmış ve 1903 yılında tamam... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

01 Aralık 2019

Evet yanlış duymadınız, proje çocuk! Kendi hayallerini, istek ve arzularını yerine getiremeyen anne babalar, bu is... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

26 Kasım 2019

İstesek de istemesek de kendimizi öyle bir yaşamın içerisinde bulduk ki, artık günlük yaşananların takibinde bile ... devamı

 

Ege Haberleri

Son Yorumlar