Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Devletin Çakalı 1
Bu yazı  219 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

O genç öğretmenimizi, yirmili yaşların ortalarında ince dalan boyunun yanı sıra, yüreğinin güzelliği yüzüne vurmuş hali ile tanıdım. Ağzından çıkan her kelimeyi dikkatle dinliyordum. İsmi Meriç olarak kalmış aklımda ama tam olarak hatırlayamıyorum, yaşadıklarını en güzel onun ağzından aktarabilirim sizlere;

Lise yıllarımda insan etkisinin önemini anlamıştım, eğitimli bilgili bir insanın topraktan gökyüzünün enginliğine kadar, her yerde etkisini gösterebilir, iç içe olan iyi ile kötünün ayrımını her yerde ortaya koyabilirdi, o zamanlarda öğretmen olmaya karar vermiştim.

İnsan ideallerinin temeli eğitimden geçiyorsa, eğitim neferi olmanın önemini anlamış ve lise yıllarında karar verdiğim gibi, öğretmen olmayı başarmıştım. Sıra ikinci isteğime gelmişti, Elektriğin dahi ulaşmadığı köylerimize eğitimi ulaştırabilmek. Köy enstitüleriyle başarılmak istenen aydınlatma projesinin de önemini kavramış birisi olarak, tek dileğim vardı; Köy öğretmeni olarak uzak köylerden birisine atanabilmek.

Yılların çalışması, şansımın da yardımıyla sonuçlarını görüyordum. Dileğim olmuş, Adapazarı’nın Hendek İlçesine bağlı köylerden birisine atamam yapılmıştı. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne atama yazımı vererek öğretmenliğe ilk adımımı atacağım köy okulunu öğrenmiştim. İsteğim bir ölçüde yerine gelmişti, Elektrikten önce gelemediysem de, İstanbul’a Ankara’ya çok uzak bir mesafede olmasa da bir köy öğretmeni olmayı başarmıştım.

Günlerden pazartesiydi, atandığım köye gidebilmem için Salı günleri kurulan pazar yerine gelecek köy arabasıyla okulumun olduğu köye gidebilmem mümkündü, yani toplu ulaşım haftada bir gün salı günleriydi, çaresiz bir gece burada kalarak bekleyecektim. Hendek küçük bir taşra kasabasının tüm özelliklerini taşıyor, taş kaplama yoldan Atatürk heykeli ve Hükümet konağı dâhil, baştan sona gezerek ilçeyi öğrenmem yarım saatimi almamıştı.

Gayet şık modern giyimli insanların yanı sıra azımsanmayacak derecede, kara çarşafa bürünmüş yüzünü gizleyen kadınlarla, sarıklı cüppeli çember sakallı erkeklere de rastlıyordum. Şaşırmadım dersem yalan olur, yetmişli yılların başında, Mustafa Kemal Atatürk’ün kıyafet devrimini yok sayarcasına giyinen bu insanları tam anlayamamıştım.

Ana cadde üzerinde birinci katta bir tabela dikkatimi çekti, TÖB-DER LOKALİ (Türkiye Öğretmenler Birliği Dernek Lokali) aralık vermeksizin merdivenlerin sonunda karanlık koridoru geçerek lokale girdim, birkaç masa etrafında oturan birkaç kişi yeni bir yüzün kapıda belirmesinin etkisiyle olacak ki, şaşkın bana bakıyorlardı. Kendimi tanıtıp, hemen sohbete dalmıştık, İçlerinden Hendekte merkez İlkokulunda görev yapan bir öğretmen arkadaşımın davetiyle o geceyi onların evinde geçirdim.

Konforlu bir yatak odası ve rahat bir yatakta ağırlanmama rağmen pek uyuyabildiğimi söyleyemeyeceğim, aklım gideceğim köy, okulum, tanışacağım öğrencilerimle doluydu, tatlı bir heyecan, hüzünlü bir mutluluk tüm bedenimi sarmıştı, uyurla uyumaz arası geceyi geçirerek sabahı yakalamıştım.

Arkadaşımın eşi de öğretmendi, Artvin İlinin Yusufeli İlçesinde doğmuş, hazırladığı kahvaltı masasına davetiyle, masanın etrafında buluşmuştuk. Arkadaşım kahvaltının arasında, yaşının da benden büyük olmasının avantajında dudaklarından kelimeler dökülmeye başladı;

Bak arkadaşım, belli ki, idealleri olan sağlam bir yapıya sahip, aydın bir kişisin. Gideceğin köy mutaassıp, tutucu bir köydür, sen orada sadece müfredatı uygula yeter, üzerine bir şeyler koyarak faydalı olmaya çalışma, en azından cuma namazlarına da gidersen köylünün de sempatisini kazanırsın. Buralar Ankara’ya İstanbul’a benzemez, bu yöre insanlarının kendi içlerinde bambaşka dünyaları vardır.” dedi.

Pazar yerinin yanında duran köy arabalarından köyümüze gidecek arabayı bulduk, arkadaşım beni şoföre tanıtarak inmem gereken köyü söyledi. Şoför gözleri parlayarak, elime sımsıkı sarılıp;
Hoş geldiniz Muallim bey, Maşallah pekte gençmişsin, ben de o köyde oturuyorum, benim de ellerinizden öper iki veledim var. Geçen sene gelen Muallim hep raporluydu hiç okula gelmedi diyebilirim, sağ olsun camimizin imamı çocuklara kuran kursu verdi de biraz öyle eğitildiler işte, valla ne diyeyim sen de hasta olup, rapor alacaksan hiç gelip, bizi de heveslendirme.” diyerek durumu özetledi.

Tanışma faslından sonra arkadaşımı uğurlayarak, Şoförün yanındaki koltukta yerimi aldım. Köy arabası dolmaya başlamış, her gelen beni meraklı bakışlarla süzerek, arabadaki yerini alıyor, gelenler bir birlerine bu adam kim dercesine bakıyorlardı. Arabanın dolmasıyla şoför yerini alarak arabayı çalıştırmadan arka taraftaki yolculara dönerek, elini omuzuma doğru uzatıp dokunmasıyla beni işaret edip, “Yeni Muallimimiz” diyerek tanıttı. Bu kısa tanıtımın getirisi büyük olmuştu, hepsi elimi sıkıp, bana “hoş geldin” deme yarışındaydı.

Hendek çıkışı taş kaplama yol yerini toprak yola bırakmış, yolculuğumuz konforunu yitirmişti, arkada bıraktığımız toz bulutu yerden hafifçe yükselip dağılıyor. Aracımız köyümüze doğru yol alırken ben hiç görmediğim yerleri izlemenin keyfine dalmıştım. Arada bir gelen “Nerelisin, evli misin?” gibi sorulara kısa yanıtlar vererek, çevrenin güzelliğinde yakaladığım hiç bir kareyi kaçırmamaya çalışıyordum.

Yolumuzun bir dereyle kesişmesinde şaşkınlıkla şoföre baktım, şoför şaşkınlığımı anlayarak hafif bir tebessümle arabayı dereye doğru sürdü, yolcular alışkın olduklarını gösterircesine, hiç istiflerini bozmadan sohbetlerine devam ediyorlar. Otobüsün ön tekerleklerinin suya değmesiyle şoför aracı suyun akış istikametinin tersine doğru sürerek bir müddet derenin içerisinde yol alıp, nihayet yolun karşısına geçmeyi başarıyor. Heyecanımı belli etmeden şoföre yavaşça “Buraya neden köprü yapılmamış?” diye sordum.

Genç öğretmenimizin aldığı yanıtı ve onu bekleyen akıl almaz sürprizleri gelecek yazıda sizlere aktarayım.  Bu yazının devamı   Devletin Çakalı 2‘dedir..

Sevgi ve düşüncelerinizi paylaşarak çoğaltmak için bana iletilerinizi göndermeyi sürdürün. Ben inanıyorum ki, paylaşarak çoğaltacağımız o sevgi ve düşüncenin aydınlatacağı bu yolda bizler mutlu olacağız. Ekrem ÖRSOĞLU.

  • Bu yazı ayrıca HÜRRİYETte de yayımlanmıştır..

devletin-cakali-1

koy-ogretmeni

 

1 yorum



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

19 Mayıs 2018

Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirt... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

30 Nisan 2018

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin,... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

16 Mayıs 2018

İzmir’in Kemalpaşa İlçesine bağlı, 250 haneli yemyeşil bir doğada yer almış NAZAR köyü… [responsivevoice_button vo... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

10 Mayıs 2018

Milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasının tek yolu: “Bilgiyi ve Bilimi kendine rehber edinmiş gençlerle yol almak... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri