Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Devletin Çakalı 2
Bu yazı  196 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Köye doğru otobüsle yol alıyorduk. Şoföre yavaşça “Buraya neden köprü yapılmamış?” diye sordum. Aldığım yanıt gülümsemeden öteye geçmedi. Girdiğimiz bir köyde, diğer evlere göre daha büyük ve bakımlı bir evin önünde aracımız duruyor. Aracın durmasıyla evden orta boylarda çember sakallı elli yaşlarında bir adam kapıda beliriyor. Şoför adama seslenerek,
Osman ağa bak köyümüzün yeni muallimi geldi sana teslim edeyim de ilgilen

Kendimi bir koli gibi hissetmiştim, Şoför bana dönerek, “Osman ağa bizim köyün muhtarıdır, şimdi sen onun yanına git seni yerleştirsin, zaten okulun anahtarları da onda” valizimi alarak arabadan indim, arabada kalanlara gülümseyerek selamlamam üzerine araba ilerleyerek gözden kayboldu.

Muhtar Osman ağa beni bahçe kapısında karşıladı, sıcak bir hoş geldin faslının arkasından bahçede yeşilliklerin arasında kurulu çardakta oturduk, Muhtarın ikram ve ağırlama faslından sonra beraberce okula giderek derslikleri gördüm, dersliklerin yanında bir de lojman vardı. Lojman dediysem öyle büyük bir yer düşünmeyin, bir oda hol ve banyo tuvaletin yanı sıra mutfağı da olan küçük bir kulübeden ibaretti.

Muhtar okulun ve lojmanın anahtarlarını bana teslim ettikten sonra, “Sen yerleşmeye çalış, akşam kahvede buluşalım” diyerek ayrılmasının ardından, valizimi lojmana bırakarak dersliklerde eksik olan malzemelerin listesini çıkarıp, gerekli ön hazırlıklara başlamıştım bile.

Akşam saatlerinde köy meydanındaki tek kahvede, köyün diğer ileri gelenleri ve köy imamıyla da tanışma imkânım oldu. Köyün imamı otuz beş yaşlarında, köy halkının üzerinde etkisi olduğunu her fırsatta gösteren, kılık kıyafetiyle bir din görevlisinden öteye 18 yüzyıldan kalmış yeniçeri askerlerini andırıyordu. İmam efendi beni iyice bir süzerek, kendince sorgulamaya başlamıştı bile. Aldığı cevaplarla benden pek hoşnut olmadığı gibi, kendisine rakip olarak görmeye de başlamıştı.

Öğretmenliğe başladığım üç ayı doldurmuştu, öğrencilerimle derslerim gayet iyi gidiyor, öğrenmeye aç kalmış o zeki çocuklara bir şeyler öğretebilmek beni mutlu ediyordu. Görevimi severek yapıyor, Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışır pırıl pırıl çocuklar yetiştirmeye çalışıyordum. Okuldan arta kalan zamanlarımda da köy kahvesinde köylüyle buluşup, sohbetlere katılıyordum. Köylünün geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olması sohbetleri de genelde bu yöne taşıyordu.

Köylü artık beni iyice kabullenmiş, her konuda sorular sorup, cevaplamamı istiyorlardı, ben de bildiklerimi cevaplıyor bilmediğim soruları not alıp, ansiklopedilerden araştırarak cevaplamaya çalışarak faydalı olmaya çalışıyordum. Hiç aklınıza gelmeyecek ilginç soruları oluyordu, tarımla ilgili sorularını da notlarıma alarak, fırsat bulduğum zaman İl Tarım Müdürlüğü’nden edindiğim bilgileri köylümüzle paylaşıyordum. İlçe Sağlık Müdürlüğü hıfzıssıhha ekibiyle konuşup, çocukların aşılarını yaptırdığım gibi sağlık taramalarının yapılmasına da yardımcı oluyordum.

Derenin üzerine bir köprü yapılabilmesi için Bayındırlık İl Müdürlüğü’ne dilekçe verdiğim gibi, yolların yeniden yapılabilmesi, sağlıklı içme suyu getirilebilmesiyle ilgili dilekçeler hazırlayıp, Köy İşleri Bakanlığı’na gönderip, sonuçlarını, gelen cevapları da köylüyle paylaşıyordum. Bu tür faaliyetlerde bulunmam imam efendiyi rahatsız ettiği her halinden belliydi.

Bir gün öğrencilerimden birisi sınıfta parmak kaldırıp, sıkılarak bana “Öğretmenim, Komünist olmak nasıl bir şey kötü bir şey mi?” diye sordu. Henüz okumayı yeni sökmüş birisine Komünizmi nasıl anlatabilirdim ki? Tedirgin biraz da sorgularcasına; “Sen bunu neden soruyorsun” sorusunu yönelttim. Öğrencim sıkılarak, “Öğretmenim, dün imam babama sizin için, bu adam camiye gelmiyor, ya Komünist yâ da Alevi olmalı, bu dinsize çocuklarımızı teslim ediyoruz, derken duydum.” Çocuğun bu sözleri beni üzmüştü ama belli etmeden, sen yanlış duymuşsundur diyerek geçiştirdim.

Benim Komünist ve Alevi olduğum iyiden iyiye yayılmış, artık aleni soranlar da olmaya başlamıştı. Soruları gülümseyerek, “Ya öyle miymişim, ben neden bilmiyorum” diyerek geçiştiriyor, köylüden kopmadan gene ilişkilerimi sürdürüyordum. Ben bir köy öğretmeniydim, bu söylentilerin beni yıldırmaması gerekirdi, ideallerim her şeyin önünde değil miydi? Dil, din ve mezhepsel ayrılıkların ne önemi olabilirdi? Hepimiz aynı bayrağın altında bir millet değil miyiz?

Genç öğretmenimizin hikayesini gelecek yazıda devam edeyim, bakalım neymiş, başına gelenler. Bu yazının devamı   Devletin Çakalı 3‘dedir..

Sevgi ve düşüncelerinizi paylaşarak çoğaltmak için bana iletilerinizi göndermeyi sürdürün. Ben inanıyorum ki, paylaşarak çoğaltacağımız o sevgi ve düşüncenin aydınlatacağı bu yolda bizler mutlu olacağız. Ekrem ÖRSOĞLU.

  • Bu yazı ayrıca HÜRRİYETte de yayımlanmıştır..

devletin-cakali-2

koy-kahvesi

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

19 Mayıs 2018

Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirt... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

30 Nisan 2018

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin,... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

16 Mayıs 2018

İzmir’in Kemalpaşa İlçesine bağlı, 250 haneli yemyeşil bir doğada yer almış NAZAR köyü… [responsivevoice_button vo... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

10 Mayıs 2018

Milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasının tek yolu: “Bilgiyi ve Bilimi kendine rehber edinmiş gençlerle yol almak... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri