Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Bir Darbe Girişiminin Anatomisi
Bu yazı  141 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

15 Temmuz gecesi Türkiye aynı anda bir darbe girişimini, bir isyanı ve aslında tarihinin sivillere yönelik en büyük terör saldırısını yaşayarak büyük bir demokrasi testinden geçti. Şükür ki, Türkiye, büyük bir virajı devrilmeden aldı. Seçimle gelen seçimle gider. Ya gitmek istemezlerse? Bu sorunun cevabı başka bir tartışmanın konusu olur.

15 Temmuz akşamı hem boğaz köprülerinde, hem de İstanbul ve Ankara’da kritik yerlerden gelmeye başlayan çatışma haberleri bunun bir terör saldırısından çok daha farklı bir şey olduğunu gösteriyordu. O ‘şeyin’ ne olduğunu da saat 23.00 sularında Başbakan Binali Yıldırım Türkiye’deki büyük haber kanallarına canlı yayında bağlanarak açıkladı. Yaşanan siyasi yönetime el koyma amaçlı bir darbe girişimi idi.

Daha sonra da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan TV kanallarına canlı telefon bağlantıları yaparak yaşananın yaklaşık iki senedir Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) sızdığı konusunda ciddi iddialar olan Fethullahçı Terör Örgütü’nün bir darbe girişimi olduğunun altını çizerek halkı sokaklara çağırdı. Sonrasında ise sivil halk İstanbul’da ve Ankara’da yoğunlaşan çatışma alanlarına gitmek üzere cesurca sokağa döküldü.

Hollywood filmlerini aratmayacak bu kaotik gecenin sonuna doğru olayların akışı çok daha vahim hale geldi. Türkiye, tarihinde ilk kez bir darbe girişiminde Ankara’daki Meclis binasının F-16’lar tarafından bombalandığını, bir Türk Skorsky helikopterinin yine Türk F-16’ları tarafından vurulduğunu ve darbe sonrasında Yunanistan’a iltica eden subaylar gördü.

15 Temmuz akşamı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar akşam üzeri 17.00 sıralarında darbe girişiminden haberdar olmuş, ancak Genelkurmay karargâhını terk etmek istememiş. Bunun üzerine kendisi ve 2’nci Başkan Orgeneral Yaşar Güler cunta tarafından gözaltına alınmış.

Aynı şey karargâhında olan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi, 15 Temmuz akşamı Eskişehir’de bir düğünde olan Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Bostanoğlu’nun da başına geldi.

Genelkurmay Başkanlığı’nın resmi internet sitesine konulan darbe bildirisi ile devlet televizyonu TRT’den yayımlanan darbe bildirisinde askerin emir komuta zinciri içinde yönetime el koyduğu “bilgisi” kamuoyu ile paylaşılıyordu. 16 Temmuz sabah saatlerine doğru sokaktaki çatışmalar azaldı ve özellikle sokaktaki küçük askeri gruplar polis tarafından gözaltına alındı. Aslında bu darbenin ilk aşaması bizatihi TSK’nın kendisine darbe.

Bu darbe girişiminin tek bir ideolojik motivasyonlu silahlı bir kalkışma olması yanında, IŞİD’in intihar saldırılarına benzeri bir terör eylemi ve kaotik bir silahlı şiddet şovu (ki özellikle savaş uçakları ile taarruz helikopterlerinin kritik yerlerdeki uçuşları, başta Meclis, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve diğer sembolik önemi olan yerleri bombalamarı açısından) özellikleri de taşıyor.

Darbe girişimine kimler kalkıştı?

FETÖ mensubu subaylar: Bu subaylar 15 Temmuz gecesi mekanizmanın beyni rolünü oynadılar. Hukuki soruşturma süreçlerinde en önemli konu bu hain girişim ile Fethullah Gülen yapılanması arasında somut hukuki illiyet bağı kurulması üzerine yapılacak tartışmalar önem kazanacak. Düşünün burada yüzlerce parlak 15-20 yıllık askeri geçmiş ve kariyerden bahsediyoruz. Bu kişiler milletini/toprağını ve tüm sevdiklerini satmak pahasına bunu yapabiliyorlar. Millet, vatan ve demokrasi üzerine bir kumar oynadılar ve hepimizi kahreden bu kumarda şu an zaten gözaltındalar.

FETÖ’cü olmayan aşırı laiklik hassasiyeti olan ve Hükümet karşıtı subaylar: Gözaltına alınan isimlerden ve sıkıyönetim listelerine baktığımda bu listelerde Sert laik ve Sıkı Atatürkçü subayların da olduğu görünüyor.

Kişisel çıkar ve şahsi askeri kariyer için cuntaya katılanlar: Hayatının 30 senesini askeri kariyerine vermiş ve kariyer odaklı bir subay (özellikle generallik sırasındaki albaylar ve tüm generalliğe yükselecek tuğgeneraller) çoğu fırsat ve risklere, yaptıkları işin doğası gereği pragmatist bakar. Ancak askerlikte terfi eden ile emekli olan arasındaki fark cenazenizde yapılacak askeri tören, gömüldüğünüz mezar, askeri kamplarda nerede kaldığınız, oturduğunuz lojman ve kurum içindeki sizin ve ailenizin statüsü gibi önemli yaşamsal kriterleri belirliyorsa bu ihtiraslı ruh hali darbe gibi bir riski bir fırsat olarak görmelerine neden olabilir. Bu arada 1- 4 Ağustos Yüksek Askeri Şûrası’nda (YAŞ) 1200’e yakın albayın emekliliğe ayrılacağını, TSK’nın büyük bir küçülmeye gideceğini unutmayalım.

Darbe mekaniği nasıl çalışacaktı?

İlk aşamada önce Ankara, sonra İstanbul’daki kritik askeri karargâhlar ve birlikler içinde cuntanın askeri hakimiyeti sağlanacak, sonra bu hakimiyet diğer illere sıkıyönetim komutanlıklarının inisiyatif alması ile yayılacak, en son aşamada ise il sıkıyönetim komutanlıkları o illerdeki ve ilçelerindeki sivil kamu kurumları ile sivil topluma cunta hakimiyetini silah zoru ile dayatacak ve meşruiyet sağlayacaktı.

Başta Orgeneral Hulusi Akar ve Kara, Deniz, Hava kuvvetleri komutanlarının destek vermediği darbe girişimi sonrası gözaltına alınan en yüksek rütbeli generaller geçen yıla kadar Hava Kuvvetleri Komutanı olan Orgeneral Akın Öztürk ve Kara Kuvvetleri’nden aslında terörle mücadeleden de sorumlu olan 2’nci Ordu Komutanı Adem Huduti. İstanbul’daki 3’ncü Kolordu Komutanı Korgeneral Erdal Öztürk de gözaltına alınanlar arasında.

Ancak yaklaşık 6 bine yaklaşan asker gözaltıları arasında en çoğunu hiçbir şeyden haberi olmayan olan zorunlu askerler (Mehmetçik) oluşturuyor. Burada her biri birer kınalı kuzu olan ve kendi özgür iradeleri komutanlarına ipotekli olan bu Mehmedlerle, onları sokağa salan ve sevk idare eden kurtların farklı hukuki statüleri olması gerekir. Umarım toplum vicdanını rahatsız eden bu durum dikkate alınır.

Gözaltına alınan ve cuntanın hukuki beyni olduğu iddia edilen eski Genelkurmay Adli Müşaviri Albay Muharrem Köse’nin cebinden çıktığı iddia edilen atama listesinde 1 numarada Orgeneral Hulusi Akar’ın olduğu görülüyor. Bu ayrıntıdan biz sayın komutanın ya ikna ile ya da zor kullanarak bu kamikaze girişimin başına geçmesi ve uçağın burnunu havaya kaldırmasının amaçlandığı anlaşılıyor. Ancak sayın komutanın kahramanca direnişi bu planı bozmuş oluyor.

Darbenin kaderini belirleyen şey, İstanbul’daki 1’nci Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar’ın 15 Temmuz gecesi Marmaris’te tatilde olan Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak yaşananlar hakkında bilgilendirmesi ve onu Ankara’ya gitmek yerine İstanbul’a gelmeye ikna etmesi. Bu erken uyarı sayesinde Erdoğan erkenden ayrılarak Marmaris’i terk ediyor. Darbeciler de o ayrıldıktan ancak 1 saat sonra kaldığı otele baskın düzenliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elini çabuk tutarak İstanbul’a hareketi bu planın bozulmasında kritik önemde.

Yine Orgeneral Ümit Dündar’ın TV ekranlarında bir basın toplantısı ile darbe girişiminin TSK hiyerarşisi içinde olmadığını, komuta kademesinin cunta tarafından rehin tutulduğunu vurgulayarak darbe girişiminin gayri meşru olduğunu ilan etmesi önemli neden.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın risk alarak Marmaris’ten İstanbul’a uçakla 1 saatlik uçuşu göze alması ve kendisi açısından nispeten daha güvenli bir şehir olan İstanbul’dan krizi şahsi karizmasını da konuşturarak yönetmesi.

Sokaktaki askerlerin büyük çoğunluğunun, ‘tatbikat veya terör eylemi var’ kandırmasıyla sokaklara gönderilmiş zorunlu askerlerden (Mehmetçik) oluşması. Özellikle zorunlu askerlerle düşük rütbeli personelin başını çektiği sokaktaki birliklerin büyük çoğunluğunun polis ve halkın direnci karşısındaki ‘şaşkın ve ne yapacağını bilemez durumu’ askerin sokaktaki hakimiyetini çabucak kırdı.

Televizyon ve basının darbeye destek vermemesi, muhalefet partilerinin darbe yanlısı bir pozisyon almaması ve demokrasi vurgusu girişimi gayri meşru zemine itti.

Neden şimdi düğmeye basıldı?

Darbe girişiminin FETÖ bağlantısını gösteren en açık bağlantılardan biri 14 Temmuz 2016’da TSK içindeki Gülencilere karşı yayınlanan ‘İzmir askeri casusluk davası’ iddianamesi. Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre TSK içindeki Gülencilere yönelen soruşturmalarla ilgili olarak, şayet 15 Temmuz gecesi darbe girişimi olmasa idi, 16 Temmuz ve 17 Temmuz sabahında operasyon yapılacak ve büyük gözaltı dalgaları yaşanacaktı. Kaynaklara göre İzmir askeri casusluk davası, kumpas soruşturmasın savcısı Okan Bato’nun general terfi ve tayinlerine karar verilen kritik Yüksek Askeri Şûra’dan (YAŞ) önce operasyonların başlatılması önerisi Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından onaylanmıştı. Bunu öğrenen cuntacılar 15 Temmuz gecesi darbeye girişti. Yani tahminen daha ileri tarih için planlanan darbe girişimi acele ile devreye sokuldu.

Darbe gerçekleşse idi ne olurdu?

Darbe gerçekleşse idi TSK içinde büyük bir bölünme yaşanırdı. 15 Temmuz gecesi meşru hükümete bağlı bir F-16’nın bir Skorsky’yi düşürmesi örneği de gösteriyor ki, TSK içindeki bu bölünmüşlük silahlı çatışmaya zemin hazırlardı. Ayrıca hükümetin çağrısı ile sokağa dökülen sivil halkı bastırabilmek için darbecilerin silahlı güç kullanma dışında bir seçeneği de yoktu. Durum böyle olunca şayet darbe başarılı olsaydı, Türkiye’de belki de iç savaşa gidebilecek kanlı bir kaos dönemine girilebileceği söylenebilir.

Ayrıca öylesine bir darbe girişiminin gerçekleşebilmiş olmasından kaynaklanan siyasi belirsizlik ve istikrarsızlığın da Türkiye’nin hem PKK, hem de IŞİD’le mücadelesi ile dış politikasında deprem yaratacağı da kesindi.

TSK geleneksel olarak Batıcı modernleşmeyi esas alan, yüzü batıya dönük ve sert-laik bir kurumdu. Acaba bundan sonra yaşanacaklar TSK’da bir kimlik bunalımına neden olur mu? Yani TSK’nın laik karakteri daha yumuşatılarak TSK dine saygılı bir ordudan bir din ordusu haline gelebilir mi? Yine bu darbe girişimi sonrasında TSK içinde yaşanacak tasfiyeler orduyu yüzü daha Avrasya’ya dönük, daha bağlantısız ve anti-batıcı bir karaktere büründürebilir mi?

Son olarak bu darbe girişimi sonrasında Türkiye’nin aslında yarıda kalan sivil-asker ilişkileri reformlarının daha geniş bir perspektifle ele alınarak, polisi ve istihbarat birimlerini de içine alan entegre ve bütüncül bir bakış açısı ile yeniden dizayn edilmesi gerekebilir.

Türkiye’nin güvenlik sektörünün, kendisini, motor indirmesi gereken bu dönemde demokratik-sivil kontrol, etkinlik ve verimlilik prensipleri ışığında bilimsel ve akademik bir yöntemle, popüler/siyasal tartışmalara meze yapmadan tekrar gözden geçirmesinin vakti geldi de geçiyor bile….

(Not; Metin Gürcan Yazısından özet olarak alıntıdır.)

darbe-girisimi-akin-ozturk

darbe-girisimi

twit-paylasimi

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

19 Mayıs 2018

Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirt... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

30 Nisan 2018

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin,... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

16 Mayıs 2018

İzmir’in Kemalpaşa İlçesine bağlı, 250 haneli yemyeşil bir doğada yer almış NAZAR köyü… [responsivevoice_button vo... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

10 Mayıs 2018

Milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasının tek yolu: “Bilgiyi ve Bilimi kendine rehber edinmiş gençlerle yol almak... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri