Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Dayatılan Hayatlar
Bu yazı  1.985 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Şimdi sizleri çorak arazilerden geçerek, karlı dağları aşarak yeryüzünün cenneti, yeşiller diyarına götürmek isterdim. İnsanlarının yarım asır öncesinden, kız çocukları okumazsa ne olacağını düşünerek ağlayan, ana babalarının diyarına götürmek isterdim. Beni bağışlayınız, yapamayacağım, böylesine özgür, böylesine kadın özgürlüğü onde, okuma oranı tavan, şirin mi şirin, diyarına, size götüremeyeceğim, bu cennet diyarın, bu anlatacağım olayla anılsın istemiyorum.

(Olay kahramanı genç kızın adı, Meyrem olsun, gerçek adı da bende saklı kalsın.)

Meyrem güçlü bir ailenin kızıdır, vakur duruşuyla, dengeli hareketleriyle, güzelliğiyle herkesin dilindedir. Çevresindekiler de: “Ah!…, bir Meyrem gibi olabilsem, onun gibi güzel şiir okuyabilsek, düzgün Türkçe konuşabilsek Ahhh, ahhh ahhh!…
Her aile reisi de “Meyrem gibi ol, onunla gez, gez ki, gözümüz arkada kalmasın.” Nasihatlerinde…

Karşı tarafta da yine güçlü bir aile; aynı zamanda da kızın akrabası. Anneler bir araya gelince karar vermişler (delikanlı da Osman olsun) Osman’la Meyrem uygun, aileler de denk, evlendirilecelerdir. Kulaktan kulağa fısıltılar yayılır. Meyrem daha küçük ama akıllı, vakur, Meyrem güçlü karakter, ailelerin örnek gösterdikleri ergen kız.

Ortaokul biter, sınavlarda bir numara, öğretmen okulunu kazanır. Başarılarla dolu okul hayatı biter. Güçlü bir öğretmen olarak, eğitim neferi olacak, güçlü nesiller yetiştirecektir.

Osman’ın ailesi güçlü, hem de delikanlı ailesi: “Heyttt…!, biz parmağımızı uzattığımız aileden kız alırız.” edalarında kızı istemek üzere Meyrem’in ailesine haber uçurulur. Aslında Osman’da hiçbir kusur yok, genç kızların rüyası görümünde. Kusur, iki annenin bilinçsizce yakıştırma sonucu verilen kararda…

Meryem isyanlarda: o benim kardeşimdir, gönlüm ona düşmedi, kusura bakmayın!… Osman benden daha iyilerine layık. Dedik ya Meyrem akıllı, Meyrem dengeli. Meyrem, hiç yanlış bir şey söyler mi?

Amaaaa…!
Güçlü ailenin oğlu gurur yapar: “Benim de gönlüm ona düşmedi ama… zamanında düşüneceklerdi. Gururum var, parmağımı uzattığım kızı alırım.” Haber, Meyrem’e çabuk ulaşmıştır. “Ne olur ne olmaz, kendimi koruma altına almalıyım.” diyerek, en ücra köydeki akrabalarının evine taşınır. Yaz tatilini orada geçirecektir.

Aile güçlü, Osman, güçlü ailenin oğlu: Benden kaçan da uçan da kurtulamaz!… Nağaralarında!…

Komşu ilçede astığım astık kestiğim kestik bir aile var, Osman o aileyi bulur, bir çete oluşturulmuştur. Dağ köyünde fısıltı gazetesi hızlı çalışır. Meyrem’in yeri tespit edildiği haberi aile bireylerine ulaşmıştır. Evin akıllı gelini, Meyrem’e hisettirmeden odalarını değiş tokuş yapmıştır.

Gece yarısı ev basılmış, Meyrem’in yattığı sanılan odadan, çuvallanarak gelin kaçırılmıştır. Gelin gıkını bile çıkarmadan, Meyrem’e kaçma fırsatı zaman dilimini ayarladıktan sonra müthiş bir uykudan uyanma edasıyla ağlama.
Hiiiii!, Hiiiii!, Ben Meyrem’ in yengesiyim.” Osman köpürmüştür.
Bre utanmazlarrrr!…; biz onun bunun karısına helal getirecek insanlar mıyız.? Beceriksizlerrr! Ahlaksızlar, işi yüzünüze gözünüze bulaştırdınız. Gelin, evine kadar götürülecek !, kılına zarar verilmeyecek.”

Amaaaa!…
Bu işlerin ustası, komşu kasaba ailesinin prestiji yerle bir olmuştur, bu onları bozar. Rica minnet Osman’dan ikinci bir şans için onay almışlardır. Daha büyük senaryo yazılacaktır. Bu olayın unutulmasını sağlayacak zaman dilimi aralığı verilir.

Meyrem başka bir eve yerleşmiştir. Fındık zamanıdır, hasatın belli bir zaman diliminde toplanması gerektiğinden; köyde hemen hemen herkes, başka ilçelerden gelen işçi çalıştırılmaktadır. Meyrem’in kaldığı aileye: yırtık pırtık elbiselerle zavallı görünümlü bir işçi uğrar. Boğaz tokluğuna çalışırım, ne verirseniz size kalır, senaryoları…

Ev sahipleri: “Zavallı çocuğa yedirir giydirir, herkesin verdiği ücreti de veririz, insanlık ölmedi ya…

Ev halkı da, Meyrem de bu zavallı çocuğu çok sevmiştir. Her akşam acitasyon film senaryoları dinlenir. Aşk acısı başka bir hikaye, aile yetimliği başka bir hikaye. Meyrem’in içi yaralanır, elinde avucunda ne varsa verir. Yardımcı çocuk ara sıra ilçe merkezine giderek, verilen harçlıkları ptt yoluyla ailesine göndermekte.

Bir sabah işçi delikanlı: Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar. “Benim sevdamı başkasına veriyorlar, benden haber bekliyor ama benim okumam yazmam yok. Ahhh!. Ahhh! Ne yapacağııııım!.” Meyrem başını okşar, “ondan kolay ne var, ben sana mektubu yazarım.” Elini ağağını öpmeye kalkar, ama Meyrem hiç müsaade eder mi…?

Ama senden bir ricam var, ben derdimi anlatırken böğüre böğüre ağlarım, ev halkına rahatsızlık vermeyelim. Şu mısır bahçesinin dibindeki armut ağacı, eve uzak orası uygun olur mu?” Meyrem, o kadar acımıştır ki, ne derse kabul modunda. “Olmaz olur mu, bu bahçelerin hepsi akrabamın, sana yardımcı olamazsam eğitimci olmanın ne önemi kalır.

Mektup yazmaya başlar başlamaz, yüksek sesle ağıtlarla dağı taşı inletircesine ağlamalar. Meyrem hem ağlar hem yazar, arada sırada armut ağacını yumruklayarak, ahhh ahhh sesleri dağları inletir.

Mektup yarılanır: Meyrem’den feryat. Ayyyy ! Bu sefer çuval tam isabet geçirilmiştir.

Dağ tepe aşılmış yayla evine götürülür. Artık çuval çıkarılmıştır. “On çocuğum olsa bile sana yar olmayacağım Osmannnnn,” sesi dağlarda yankılanır.

Merak etme, ben onurumu kurtardım, kılına bile dokunmam.” sesi Osman’dan dağlara ulaşır.

Etrafına emirler yağdırır: “Ne konfor varsa sağlanacak, sofrasında kuş sütü eksik olmayacak.

Meyrem’in sofrada olmaz gözü, kaybolan geleceği, yıkılan hayallerine, bundan sonra, nasıl yaşamla baş edeceğinin ağıtlarını bir dağlara gödermekte, geri dönen yankıları gaddar çetelin yüreğini bile dağlamakta.

Aradan ne kadar zaman dilimi geçti bilemiyorum, anlaşmalı nikah yapıp, özgürlüğü verilmiş… Osman’ın onuru, umut dolu genç kızın hayallerinin enkazı üstüne kurtulmuştur.

Meyrem, yıkılmış hayallerinin enkazıyla nasıl başa çıkacaktı. Birilerinin dayattığı yaşam, ona nelere mal olmuştu…Her gecenin karanlığından sonra güneş doğuyorsa, benim de elbet yolumun aydınlığını bulabilirim, yapabilirim kararlılığıyla ayağa kalkmaya karar verir.

Bu olaydan sonra kaçırılma olayları had safhaya varmıştır. Bir gün annem, zamansız, yaşadığım ilçeye gelmişti.
Hayırdır anne zamansız niye geldin?”
Haber aldık, hani senin reddettiğin çocuk var ya, aynı aileye baş vurmuş, seni de kaçıracaklarmış.

Kanımın donduğunu hissettim, annemi de yanıma alarak, aynı aileye mensup öğretmen arkadaşıma götürdüm, durumu anlattım, birlikte çalışıyorduk. Öğretmen: haberinin olduğunu onun ölüsünü çiğnemeden kardeşime parmak bile uzatamazların garantisini anneme vermişti. İçimde kopan fırtınaları hisettirmeden annemi ağırladım ertesi günü uğurladım. Tesadüfler beni Meyrem’den şanslı kılmıştı. Ne günlere kalmıştık…

Şimdi ben bunları neden anlattım?

Aradan yarım asırdan fazla zaman geçmiş, birileri başkalarına yaşam biçimi çiziyor. On sekiz yaş altı çocuklara öyle veya böyle yaşamların dayatılması kararları veriliyor, yanlıştır. Yanlışın dönülmesinde erdemlik vardır. “Ben dedim doğrudur olmazz…” Şapkayı dizine koymak, ne denildiğini dinlemek vardır. Çocuklara dayatılan hayatlar yerine, güçlü kadınlara dönüştürmenin yolunu açmak gerekir. Güçlü kadınlardan, güçlü nesillerin doğacağını bilmek vardır.

Bu memleket benim, bu millet benim, sen benimsin ben senin, haydi hep beraber ellerimizi uzatalım güzellikleri alkışlayalım. Yanlış kararlardan dönmeye parmaklarımızı kenetleyelim. Bizi birbirimize düşürmeye fırsat kollayan aslanlara yem olmayalım….

Saygılarımla. Melahat Erten Tekeşin.

  • Bu yazı ayrıca HÜRRİYETte de yayımlanmıştır..

zoraki-evlenme

zorla-evlendirme

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

19 Mayıs 2018

Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirt... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

30 Nisan 2018

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin,... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

16 Mayıs 2018

İzmir’in Kemalpaşa İlçesine bağlı, 250 haneli yemyeşil bir doğada yer almış NAZAR köyü… [responsivevoice_button vo... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

10 Mayıs 2018

Milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasının tek yolu: “Bilgiyi ve Bilimi kendine rehber edinmiş gençlerle yol almak... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri