Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Öğretmen, Yetişdirdiği Din Adamının Beynine Yenilmez !
Bu yazı  130 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Türkiye Cumhuriyeti’nin Karanlıktan önce son çıkışı, tarihe not düşün. “Bir gün gelir, Öğretmen; yetiştirdiği din adamının beynine yenilir, önünde diz çöküp, emrine girerse, cehalet ilmi yenmiş demektir.” Süleyman Türkoğlu.

Öğretmen kelimesinin anlamını, öğretmenliğin kutsallığının ne zaman başladığını bilen bir öğretmenden dinlemek ya da okumak gerek. İnsanlığın yaşadığı acıların ana kaynağına inildiğinde, ihanetin ve yahut ulusal başarının altında, öğretmenliğin yattığını bilmek gerek.

Çok değerli okuyucularım,

Öğretmen kelimesinin nereden geldiğini araştırın ve gerçekleri görün. Batmakta olan bir toplumu düzlüğe çıkarmak için doğruları çizen liderler halkın gerçek öğretmenleridir. Toplumun devamının süregelmesi için, öğretmenin görevi çok daha önemlidir. Karanlığa giden yolda, ülkemizde öğretmenlerin ihanetlerini nasıl affedeceğiz? Yetiştirdiği din adamının çetelesine neden takılır? Şahsi menfaatini, memleketin bekası için kutsal mesleğe neden ihanet edilir? Bunlara cevap bulursak, karanlığa giden yoldan çıkabilir miyiz?

Kurtuluş Savaşı’nı kazandıktan sonra, Mustafa Kemal; Öğretmenler, savaşı kazanan komutanlar ve ülkenin ileri gelenlerini toplayarak Eğitim kurultayı yapıyor. 27 Ekim 1922 yılında Bursa Şark Tiyatrosu’nda Eğitim Kurultayı’ndaki konuşmasını aktarıyorum;

Öğretmen hanımlar, öğretmen beyler, bu gün cidden müstesna bir gün, önce İstanbul’dan kalkıp buraya geldiğiniz için hepinizi arkadaşlarımla beraber saygıyla selamlıyorum. Ayrıca bu gün barış görüşmeleri için Lozan’a davet edildik. Cevdet Paşa Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ve onun emsalsiz ordusunu temsilen İstanbul’a tayin oldu. Ve bu gün Lort George başbakanlıktan istifa etmek zorunda kaldı. Hanımlar beyler, bu noktaya kolay gelmedik. Onun içinde öğretmenlerimiz, yazarlarımız, şairlerimiz, yaşadığımız felaketi, bir daha yaşanmaması için, o kara günlerin sebeplerini, nasıl kan ve gözyaşı dökerek kurtulduğumuzu, en doğru en güzel biçimde anlatacaklardır. Bu vesileyle; şehit askerlerimizi tazimle yad ederim. Kurtuluşa emek vermiş asker sivil, kadın erkek, şehirli köylü, genç yaşlı, herkesi minnetle selamlıyorum. Ama şunu özel olarak belirtmeden geçemeyeceğim. Dünyada hiç memleketinin kadını ben ülkemi kurtarmak için, Türk kadınından daha fazla çalıştım diyemez. Ama şunu bilelim ki, bu gün ulaştığımız nokta, hakiki kurtuluş noktası değildir. Hakiki kurtuluşa, medeni, çağdaş ilme, fenne insanlığa saygılı, istiklalinin değerini ve şerefini bilen hurafelerden arınmış, fikri ve vicdanı hür bir toplum yetiştirdiğimiz zaman ancak ulaşabiliriz. Öğretmenler, ordumuzun şimdi aramızda bulunan komutanlarımızın iradesinde kazanılan zafer, sadece eğitim ordumuza zemin hazırlamıştır. Hakiki zaferi cehaleti yenerek siz kazanacak ve koruyacaksınız. Çocuklarımızı ve geleceğimizi ellerinize emanet ediyoruz. Çünkü Kurtuluş Savaşı’mızın sebeplerini, anlamalarını ve nelere mal olduğunu çok iyi bilen sizlere yürekten güveniyorum.

Bu tarihi kısa konuşmada, altı çizilecek cümle sayısı çoktur. Altı çizilen cümlelerin her birinden bir kahramanlık destanları yazılır. “Hanımlar beyler, bu noktaya kolay gelmedik. Onun içinde öğretmenlerimiz, yazarlarımız, şairlerimiz, yaşadığımız felaketi, bir daha yaşanmaması için, o kara günlerin sebeplerini, nasıl kan ve gözyaşı dökerek kurtulduğumuzu, en doğru en güzel biçimde anlatacaklardır” cümlesini kaç kere okuduğumu hatırlamıyorum.

Bu kısa tarihi konuşma metninin, ana yüklenicisi öğretmenlerdir. Kurtuluş Savaşı’na neden olan, yanlışlar, Mondros ateş kes silah bırakışmasının getirdiği felaketlerden, bu felaketlere imza atan Osmanlı hanedanlığının hainlikleri, milleti fakiri zaruret içinde yok etmeleri, şahsi menfaatleri için satılan Vatan, terk edilen topraklar, ölen milyonlarca insanlarımız. Felaketlerin bir kısmı sadece bunlar.

Bu felaketleri, kara günlerin nedenlerini, kan ve gözyaşlarını, topluma anlatılması için başta öğretmenlere, sonra yazar ve şairlere görev vermiştir. İstiklal savaşının bütün içeriğini topluma en ince ayrıntıları ile anlatmaları için “Ana yüklenici öğretmenlerdir”.

Bayrağını, Toprağını, Vatanını, Milletini seven, insanlık onurunu üstün tutan yurttaşlarıma sesleniyorum. “Öğretmen, yetiştirdiği din adamın beynine yenilirse, cehalet ilmi yenmiş demektir”.

Başta yazdım. Bir toplumu, aydınlığa da, uçuruma da götüren öğretmenlerdir. Öğretmenlik vatan ve millet için yapılır. Fetullahçılara, Nurculara, Süleymancılara, Nursicilere ve benzeri kişilere biat edilerek öğretmenlik yapılmaz. Biat ederek öğretmenlik yaptığın her kimseler, devlete sızmış, seni öğretmen yapmışsa bile, sen öğretmenliğini Vatan ve Millet için yap. Devlete sızmış şahıslar seni öğretmen yapmış olsa dahi, sen devletten tarafa ol. Devlet her zaman güçlüdür. Devlete sızanlar, bir gün devlet tarafından yok edilirse, ya sen de yok olacaksın, ya da başkasına biat edeceksin.

Şahsi menfaat uğruna, yer, mevki, makam için camiye namaz kılmaya başlayan öğretmenler, bu ülkeyi karanlığa götüren kişilerdir. İl, ilçe milli eğitim müdürlüğü olmak için yetiştirdiğin din adamının, her vakit namaza gelip gelmediği çetele ile tutuluyorsa, sen de bir öğretmen olarak o çetelede ismin varsa, cehalet ilmi yenmiş olacaktır. İlmin yenildiği beyinlerin yaşadığı toplumlar görülmemiştir.

Ülkemizin, hâkimini savcısını, imamını, pezevengini, doktorunu, mimarını, sanatkârını, bilim adamını, profesörünü, askerini, polisini, siyasetçisini, tarihçisini, vatan hainini, vatanseveri kısacası, okuldan yolu geçen her insanı Öğretmen yetiştiriyor. Özellikle de son yıllarda yetişen vatan hainleri de bu ülkenin okullarında ve okulların öğretmen eğitmecinden geçmişti. 1950 yılından beri ülkemizde, şiddet, kan, yolsuzluk ve hırsızlık, adam kayırma, bireysel yıkım siyaseti süre geldiyse, üstü kapatılmış siyasi hırsızlıkları, darbeyle, darbecilerde, siyasilerle aklamışsa, öğretmenlerin içinde de bu ihanete karışmış olmaları çok yüksek ihtimaldir.

Ülkemizin içinde bulunduğu kanlı ortamın, kardeş kavgasının, yüzyılın en büyük devlet yolsuzlukları yaşanıyor. Sorgulamayan bir toplum olduğumuz için kendi çocuklarımız olan, polis, asker ve halkımızın ölümünü seyrediyorsak, bunun tek nedeni Cumhuriyetin yetiştirdiği öğretmenlerdir. Sendikası bölünmüş, örgüt birliğini kaybetmiş, kendi bütünlüğünü sağlayamamış öğretmenler yetiştiren toplumda, kan, kin, nefret, çıkar, adam kayırma bireysel siyasetin olması yaşanan gerçeklerdir. Yalnız şunu unutmayın, böyle toplumların yaşadığı görülmemiştir.

1922 yılındaki Atatürk’ün kısa konuşması, 93 yıl sonra gelinen, ülke gerçeğimizi çırıl çıplak anlatmaktadır. “Öğretmenler, yazarlar, şairler, toplumumuza, İstiklal savaşımızın, nedenlerini, ihanetlerini, acı, gözyaşı, fakirliği, yoksulluğun yaşandığı tarihi süreci” günümüze taşıyabilselerdi bu gün içinde bulunduğumuz durumu yaşamıyor olacaktık. Bu yazımda, gerçek Cumhuriyet öğretmenlerini kast etmediğimi, gerçek Cumhuriyet öğretmenlerim anlayacaktır.

An itibarı ile devletimizin yaşadığı olayların ana nedeni, cahil kalmış bir toplum olmamızdan dolayıdır. Toplumun geneli eğitimini tam almadığı ve kitap okumadığı için, içinde yaşadığı coğrafyanın değerini, bu coğrafya için tarihlerden beri yapılan toprak savaşlarının tarihi sürecini sorgulayamamaktadır. Bunun baş nedeni de eğitim veren öğretmenlerimizdir.

Din ve devlet düşmanlarının kuşattığı, siyonizmin ele geçirdiği siyasetçileri ile yönlendirilen Milli Eğitim Bakanlığı ve öğretmenin yetiştirildiği üniversitelerde yanlışlar zincirine ortak olmuşlardır. Ve ülkemizin geldiği son noktanın içinde yaşıyoruz. Yan yana, omuz omuza yaşadığımız insanlarla kavga ediyorsak ülkemizin iflası yakındır.

Asıl amacı ilim ve irfan üretecek öğretmenler, il ya da ilçe milli eğitim müdürü olmak için camideki imamın çetelesine takılıyorsa, cehalet ve menfaat ilmi yenmiş demektir.” Adı öğretmen olan bu şahsiyetler vatana ihanet etmişlerdir. Bunu başka bir izahı yoktur.”

Vatana ihanet, dünyadaki bütün devletlerde, birincil derece suçtur. İhanette meslek ayırt edilmez. Öğretmenler! Ülkemizin içinde bulunduğu durumdan sizler sorumlu olduğunuz kadar, bu durumdan kurtulmamız içinde sizlere ihtiyaç vardır. Karanlıktan önce son çıkışta, gün birlik olma zamanıdır. İstiklal savaşımızın tarihi sürecini tekrar hayata getirme zamanıdır. Çok geç olmadan tarihi sorumluluğunuzu üstlenme zamanıdır.

Bilmem anlatabildim mi? Süleyman Türkoğlu.

  • Bu yazı ayrıca HÜRRİYETte de yayımlanmıştır..

ogretmen-mehmet-ozboyaci

ogretmenler-gunu

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

03 Aralık 2018

Tüm dünyada engelli insanların sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek amacı ile Birleşmiş Millet... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

10 Aralık 2018

“Okula ilk gelişinizi, tanışmamızı dün gibi hatırlıyorum: Ürkek bakışlarla etrafınızı inceliyor, annelerinizin etek... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

15 Kasım 2018

Özgür Büyüktanır, muhteşem bir insan ve baba. Kendisini Kuşadası'nda düzenlenen, Yerel yazarlar Şenliğinde tanıdım.... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

22 Kasım 2018

Artık çocuk eğitiminde farklı bir fikir okumam diye düşündüğümde, hep başka fikirler çıkıyor karşıma. En doğru dene... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri