Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Mutlu Köpek misali !
Bu yazı  2.593 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Hani vardır ya, sahibinin ucundaki ipe bağlı köpekle: Sahibi onları parka çıkarır, kendilerini özgür zannederek mutlulukla koşmaya başlarlar ama sahibine bağlı ipin uzunluğu son bulunca da zınk! diye dururlar, tekrar mutlulukla sahibine şımara şımara kuyruk sallayarak geri dönerler. Teşbihte hata olmaz misali, ben de aynı durumdayım. Eşimin malum hastalığından dolayı dört yıla yakın zaman diliminde eşim evde, ben de eşimin hayali ipine bağlı beş yüz metre civarında köpek misali, özgür zannedip çıkıyor, işlerimi bitirip geri dönüyorum.

Şimdi bunlara ne gerek vardı, neden yazdım derseniz de: İnsanın en büyük sıkıntısı umutlarının bittiği yerde başlar. Yazılarımda kakara – kikiri durum görenler de olabilir, memleketin hali ahvali varken, “Kadına bakın, herşeyden bihaber” kendi havasında görülebilirim ama ben, mizacım gereği bulunduğum ortamın ağıdını yakmaktansa, kendime başka bir pencere açıp bakmayı huy edinmişliğim vardır.

Mesela, evliliğimizin belli bir döneminde, aynı ilde çalışırken, hükümet değişikliği olmuş, eşimi başka bir ile vermişlerdi. Bu umulmadık tayinle sarsılmış, kara kara düşünmeye başlamıştık. İlk etapta benim de tayinimi yaptırmış; ulaşımı çok uzak, nadir vasıta bulunan beldeye olunca da, benim tayinimi durdurmuştuk. Çocukların okul düzeni ve benim düzenimin eskisi gibi devam etmesi kararını vermiştik.Daha ağır yükü sırtlamak da sevgili eşime düşmüştü. İki yıllık zaman diliminde ayrı ayrı illerde çalışmaya başlamıştık.

Bazı olayların akışını değiştiremiyorsunuz. Bir bakmışsınız kendinizi sudan çıkmış balık misali durumunuz oluşuverir. Kendime çeki düzen vermezsem bulunduğum duruma pozitiflik yüklemezsem, önce kendime, sonra da çocuklarıma ve de öğrencilerime yararlı olamazdım. Bulunduğum ortamı daha kaliteli hale getirmeye, elimdekilerle yetinmeye karar verdim.

Bu arada ben neler yaptım derseniz de memnuniyetle anlatmak isterim: Mahallemizde pırıl pırıl eğitimli genç kızlar vardı. Kimisi çalışıyor veya çalışmıyordu. Akşam aile içinde oturmak monotonlaşıyor, yeni bir heyecan arıyorlardı. Yaptığımız sohbetlerde bunu sık sık dile getirirlerdi. Hem genç kızlara yardımcı olmak, hem de yalnızlığıma çözüm bulmak iki tarafın da yararına olacağını düşünerek, akşamları bende toplanmalarını önerdim.

Aradan geçen sokak,evlerimizin birbirlerine bakan balkonlarını ayırıyordu. O zamanlar haberleşmek için, elimizde cep telefonları yoktu. Akşam karanlığında balkona çıkışım: “Çocukları uyuttum pastalar çaylar hazır” sinyaliydi.

Aradan geçen dakikalar içinde ışıl ışıl genç kızlar; çocukları uyandırmama adına yavaşça kapımı tıklatırlardı. Çayı demlemek, pastaları yapmak benden, ikramlar onlardan olurdu. Çaylar içildikçe, pastalar yendikçe gevşeme başlardı. Her kızda ayrı bir hikaye… Aslında şimdi düşünüyorum da, ilişkiler ana sütü kadar ak, ana sütü kadar temiz hikayelerdi.

Bankada çalışan bir kızımızın gönlü birine düşmüş: “Bugün bankadan çıkarken şefimizle göz göze geldik, heyecanla lavobaya koştum, elimdeki parfüm sişesini düşürüp kırdım. Hislerimden haberi olmuş mudur acaba.” Anlatırken mahsun, yüzü pembeden kızarıklığa yol alıyor…

Bir diğeri: “Geçen gün Uzun Sokak’ta hızlıca yürürken birden karşıma çıktı, ayaklarım yerden kesildi…!” Elleriyle yüzünü kapatmalar.

Anlatımlar…
Anlatımlar…
Bir söyleme beş gülme…
Bu sefer de komşu kadınlardan kapı çalmalar. “Ne olur, eşimden bir izin alır mısınız? Ben sizin ördüğünüz kazağınıza yardımcı olmuş olayım
Bir akşam kazak izni… iki… üç… beş… on.
Bu sefer de kocalar: “Bu ne bitmez kazaktır!” İsyanları…

Yaz tatillerinde artık eskisi gibi uzun tatiller yaşanmıyordu. Öğretmenler, diğer memurlara göre aşırı tatil yapılıyor, düşüncesiyle durum güncellemesi yapılmış, seminer çalışmaları eklenmişti. Yarım gün: Çevre müfettişleri tarafından eğitici konferanslar verilmeye başlanmıştı. Haliyle öğleden sonralarımız boş oluyordu.

Havalar ısınmaya başlamıştı. Gök mavi, deniz mavi… yüzme isteği içimdeki sevda, beni coşturuyordu… Çocuklarımın ellerine tuttum, koluma da kocaman piknik sepeti. başımda hasır şapka, gözde güneş gözlükleri. Uzun Kum Kadınlar Plajı’ndan geliyorum,
balkondan kafalar uzandı:
Eeee! … Hoca hanuuum ha boyle entel entel nereden geliyisuun?
Eyvahhh! …
Olmaaaz! …
Onların çocuklarını okutuyorsan, ne yaptıklarını bilmeye hakları var. Sana güvenleri bir sarsılırsa maazallah!
Ertesi gün komşu kızlarını da alarak götürdüm; canlı şahit gerekiyordu.
Olmadı! …
Bu sefer de “Kızlarımızı nerelere aliştiriyisin?” serzenişleri… Olmamıştı bir yerlerde eksiklik yapmıştım. Daha köklü bir çözüme baş vuracaktım…

Bu sefer rica minnet, anneleri de götürmeye ikna ettim. Ayaklarını bir güzel kuma gömdüm, kızım küçük, birinin kucağına oturttum, oğlum büyük olduğundan kedini kurtarıyordu. Oğlumu ve kızları denize, kızımı ve komşularımı kumsala bıraktım. Üzerlerine de birer şemsiye bulup yerleştirdim.

İlk günler plajdaki kadınların sere serpe durumlarından, onların adına utanmalar!
Eee Hoca Hanuuum! Bizi, habu çıplaklarun arasina ne geturduuun?” Onlar, yaz boyunca kum banyosu yapadursun; ben onların kızlarına yüzme dersleri… Kızlar mutlu ben mutlu…

Ertesi yaza yaklaşmaya başladığı günler, yine balkondan kafalar uzanmaya başladı:
Eee Hoca Hanuuum, bu kış sana bir dua bir dua… Ha, o kum banyolari bir iyi geldi, bir iyi geldi, romatizmadan ayaklarumuz hiiiç ağırmadı…” Mesajı almıştım.
“Merak etmeyin, hazırlığınızı yapın, bu yaz gene gidilecek…”

Şimdilerdeki görevim: Öncelikle bana ihtiyacı olan sevgili eşime yardımcı olmak. Yaşanmışlıkların hatırını bilmek, hiçbir hesap kitabın yapılamayacağının bilincine varmak. Sevdiğiniz birilerine hizmet etmenin, bilmem dünyanın neresinde tatil yapmaktan daha duyarlı ve zevkli olduğunun farkına varmak. Sizi arayamayanların penceresinden bakıp, size, unuttuklarından değil, hasta evini aramanın zorluğunu görmek. Senin yasaklı durumlarda, kabul edemediğin dostlarının hoşgörülerini görmek… Ya da dünyanın her köşesinde ne denli can dostlarınızın olduğunu bilmek… Aile bireylerinin kenetlenme özelliğinin farkına varmak…

Geçmişten bir hoş seda getirmek, “hayat paylaştıkça güzeldir” felsefesine uymak, en iyi bildiğim çocuk kalbi akışını ortaya çıkararak, başka bir pencereden gözlemleyerek, sunuş yapmak…

Toplumumuzun kaybolmaya yüz tutmuş değerlerini göz önüne sermek. Böyle bir hizmetin içinde olmak dileğim. “Mutlu Köpek” misali, arkaya bakarak yaşanmışlıkların içinden kesitler sermek, asla hayali hikayelere baş vurmamak. Olayları kendi doğallığı akışında sunmak. Ders verme, konulardan anlam çıkarma çabam hiç yok, aslında haddime de değil ama meslek hastalığı gereği algıda sapmalar yapıyorsam da yüksek hoş görünüze baş vurarak affınıza sığınıyorum.

Saygılarımla. Melahat Erten Tekeşin.

  • Bu yazı ayrıca HÜRRİYETte de yayımlanmıştır..

kum_banyosu

kopek-gezisi

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

19 Mayıs 2018

Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirt... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

30 Nisan 2018

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin,... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

16 Mayıs 2018

İzmir’in Kemalpaşa İlçesine bağlı, 250 haneli yemyeşil bir doğada yer almış NAZAR köyü… [responsivevoice_button vo... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

10 Mayıs 2018

Milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasının tek yolu: “Bilgiyi ve Bilimi kendine rehber edinmiş gençlerle yol almak... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri