Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Kurt Ziemke Teorisi
Bu yazı  458 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Atatürk’ün 1924 yılında yurt dışına göndermiş olduğu öğrenciler, eğitimlerini tamamlamış, 1928’den sonra ülkemize geri gelmeye başlamışlardı. Yurt dışında eğitimini tamamlamış öğrencilerle beraber, yeni cumhuriyetin Türk devrimleri de ilerlemiş, 1930’lara gelindiğinde sanayileşme ve tarımsal kalkınma hız kazanmıştı. Uçak, traktör, motor sanayileri kurulmuş üretim aşamasına geçilmişti. Tarımsal kalkınma yakalanmış, okuma yazma hızla yükselmeye devam ediyordu. İthal edilebilecek sanayi ürünleri, o dönemki yokluğa rağmen alınıyor, alamadıklarını da kendi iç imkânlarıyla çözümler üretiyorlardı.

Şu an dünyayı kendi eksenine almaya çalışan eli kanlı Küresel çetelerin babaları, 1930’lu yıllarda kendi aralarında toplantı yapıyorlar. Yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’nin, “Atatürk’ün önderliğinde tam bağımsızlık yolunda ilerlemesini” içlerine sindirememişlerdi. Ambargo uygulama dâhil, her yöntemi denemişler, Türk devrimlerinin önünü kesememişlerdi.

Küresel çeteler, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık yolunda, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde ilerlemesini bir türlü hazmedemiyorlardı. Küresel çetelerin Ortadoğu uzmanı, Ajan Kurt Ziemke, 1929 yılında yeni bir teori geliştirir. Bu teorisine göre; “Atatürk’ü; ilk önce Kürtlere karşı, sonra Dincilere karşı, daha sonra da Türkiye’de yaşayan Musevi Türklerine karşı kötülenmesinin” gerektiğini, çalışmaları bu üç kurguda yapılmasını bildirir.

Ajan Kurt Ziemke, bunun üzerine 1930 yılında “Yeni Türkiye” (Die Neu Türkei) isminde bir kitap yazar. Bu kitabında Almanya’nın ve küresel çetelerin, gelecekte Türkiye’ye yapması gerekenlerini anlatır. Ajan Kurt Ziemke’ye göre “Atatürk, Hem din düşmanı, hem Yahudi Musevi düşmanı, hem de Kürt düşmanı” olmalıdır. İleriki yıllarda yapılacak çalışmalar bu eksene göre yapılmalıdır.

Küresel Çeteler, Ajan Kurt Ziemke’nin teorisi üzerine çalışmalarına başlarlar. İkinci Dünya Savaşı bittikten sonra Ajan Kurt Ziemke’nin teorisi hayata geçer. İstanbul doğumlu İngiliz yazar Andrew Mango, beş yılı aşkın yaptığı araştırmalar sonucu “Modern Türkiye’nin Kurucusu Atatürk” isminde bir kitap yazar.

Andrew Mango Atatürk’ü öyle bir güzel anlatır ki, kazandığı savaşlardan kurduğu cumhuriyete, yaptığı devrimlerden, kazandırdığı medeniyete kadar her olguyu övgülerle bahseder. İnsanın okudukça okuyası geliyor. Karizması, zaafları, dostlukları, nefretleri, iyilikleri ve hatta kıskançlıklarını bile araştırır. Bunlarla da yetinmez, kadınlarla olan zaaflarını da kitabında işler (Atatürk kadına düşkün olsaydı, İstiklal Harbi kazanıldıktan sonra, silah arkadaşlarının “Padişah sen ol paşam” dediklerinde padişah olurdu, Osman oğullarının haremlerini de kendisi devam ettirirdi. Türk milletini bu kadar salak yerine koyuyorlar).

Bu cümleye dikkat edin; Andrew Mango, yazdığı kitabın arasına Atatürk’ün din ile ilgili düşüncelerine de çok küçük bir yer verir. Atatürk’ün dinle ilgili bölümüne “Atatürk dini hiç sevmezdi, din dediğin zaman nefret ederdi. Elinden gelse dini denize, ırmaklara atmak ister” anlamını çıkarabileceğimiz cümleler kurar. Bu cümle ileriki yıllarda küresel çetelerin Ajanı Kurt Ziemke’nin teorisine kanıt olarak kullanılacaktır. Türk eğitim sistemini 1949’dan beri elinde bulunduran ABD Türkiye kuruluşu Fulbright Enstitüsü’nün Türk öğrencilerine burs vermeden önce “Amerikalı Bursiyerlerimiz için Okuma Önerileri” adlı kitaplığının başına Andrew Mango yerleştirilmiştir. Burayı unutmayın…

Mevlânzade Rifat, 1929 yılında “Türkiye İnkılabı’nın İçyüzü” adında bir kitap yazar. Lozan Anlaşması’na giden heyetin içindeki Rıza Nur’un yazmış olduğu iddia edilen “Anılarım” kitabı 1960’lı yıllarda İngilizler tarafından Türkiye’de basılır.

Yukarıda isimlerini saydığımız Andrew Mango, Mevlânzade Rifat ve Rıza Nur’un kitapları, kendisinden sonraki yazarlara kaynak kitap olur. Küresel çetelerin Ajanı Kurt Ziemke’nin teorisi hayata geçer.

1950’den sonra; Necip Fazıl Kısakürek, Tarık Mümtaz Göztepe, Vehbi Vakkasoğlu, ortalıkta Rum şapkasıyla gezen Kadir Mısırlıoğlu, Abdurrahman Dilipak, Hasan Hüseyin Ceylan, Yalçın Küçük, Burhan Bozgeyik, Mustafa Armağan; ve günümüzde, Atatürk’ü dinsizlikle suçlayanlar, Atatürk’e Yahudi Musevi katliamı yaptıranlar, Atatürk’ü Yahudi yapanlar, Atatürk’ün Kürtlere devlet sözü verdi diye, “Tarihi Cumhuriyet yalanı” yazarların kaynak ve referansları, Andrew Mango, Mevlânzade Rifat ve Rıza Nur’un ve buna benzer kitaplarıdır. Küresel çeteler emellerine ulaşmışlardır.

Atatürk, bütün hayatının çoğunu savaş meydanlarında geçirmiş, kalan hayatıyla da bizlere Laik, Özgür Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmak için çalışmış, öldükten sonrada “Benim en büyük eserim Türkiye Cumhuriyeti’dir, benim naçiz vücudum elbet toprak olacak, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” sözlerini söyleyecek kadar erdemli bir dünya lideridir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ahmaklar, memleketi Amerikan mandasına, İngiliz koruyuculuğuna bırakmakla kurtulacak sanıyorlar. Kendi rahatlarını sağlamak için bütün bir vatanı ve tarih boyunca devam edip gelen Türk bağımsızlığını feda ediyorlar. Biliyorum ki, Batı ile uyuşma, Türkiye’nin kaçınılmaz olarak köleleştirilmesi anlamına gelecektir” sözleri günümüze şak diye oturmaktadır.

Atatürk, Türk devrimlerini yaparken Türk halkının bünyesine yabancı unsurların yaşamasına imkân verilmemekteydi. Kemalizm’in başardığı büyük işler arasında en önemlisi ise ulus bilincine sahip bir halkın yaratılmasıydı; “İlk önce merhametsiz bir enerji ile halkın bünyesinin yabancı kökenli elementlerden başarıyla arındırılması” gerektiğini belirtirdi.

Evet, Türk Milleti 1923 öncesinde yaşadıkları felaketleri bir daha yaşamamalıydı. Osmanlı hanedanlığını 1922 yılından önceki, son yüz yılı ibretle Türk milletine anlatılmalıydı. Küresel çetelerin Osmanlıya yüz yıl içinde yaptıkları insanlık dışı, hileli, düzenbazlık baskıları sonucu, dünyanın üç kıtasında ölen, mezarları dahi olmayan Türk evlatlarını, kaybedilen topraklarını, nedenlerini sonuçlarını çok iyi öğrenmeliydi.

Mustafa Kemal Atatürk, Türk Devrimlerini gerçekleştirirken ana ilkesini; “Hiçbir ulus yoktur ki, etik esaslarına dayanmadan yükselebilsin. Efendiler! Avrupa’nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanadurmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. Halbuki hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!” sözlerini üzerine kurmuştu. Günümüz de her bireyin ibret alması gereken sözdür.

Küresel çeteler, Türkiye Cumhuriyeti’nin halkıyla beraber, Kemal Atatürk önderliğinde, bağımsızlık yolunda ilerlemesini oturdukları koltuklardan kahır ve düşmanca seyir ediyorlardı. Atatürk, İstiklal Harbi ve Cumhuriyet devrimlerinde gösterdiği teşkilatlanma ve ulus devlet yapılanmasını, balkanlarda “Balkan Atlantı”, Ortadoğu’da “Sadabat Paktı” ve Sovyetler Birliği ile “Barış antlaşmaları” ile dünya düzenini değiştirmişti.

Küresel Çeteler, Atatürk’ten yeni oluşumlar öğreniyorlardı. Hâkimiyet kurmak istedikleri dünya devletleri de Türkiye’yi model alıyor, küresel çeteler çıldırıyorlardı. 1930’lu yıllarda Atatürk’ten öğrendiklerini, 20nci yüzyılın ikinci yarısında kendileri uygulayacak ama Türkiye Cumhuriyeti kaybetmeye başlayacaktı.

Küresel çetelerin yeni düzeni için yeni kurdukları, tek şirketten yönetilen, paralı ve daha ucuz karma terör örgütlerini tanıyacaksınız. Ortadoğu tuzağına çekilen Türkiye Cumhuriyeti’nin, karma bir iç savaş tuzağına çekilerek nasıl parçalamak istediklerini bileceksiniz.

Küresel çetelerin, yeni yarattıkları, “Müslümanı Müslümana, Arapı Arapa, Türkü Türke kırdıracakları düzenekleri” nasıl geliştirdiklerini bu günlerde anladığınızda; küskünlüğü, dargınlığı, etnik kökeni, bir tarafa bırakıp, yan yana gelip, yüzyılın rövanşında yine kendi topraklarımızda Türkiye Cumhuriyeti ve Türkler kazanacaktır.

Mutlu günler yakındır… Süleyman Türkoğlu.

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

03 Aralık 2018

Tüm dünyada engelli insanların sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek amacı ile Birleşmiş Millet... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

10 Aralık 2018

“Okula ilk gelişinizi, tanışmamızı dün gibi hatırlıyorum: Ürkek bakışlarla etrafınızı inceliyor, annelerinizin etek... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

15 Kasım 2018

Özgür Büyüktanır, muhteşem bir insan ve baba. Kendisini Kuşadası'nda düzenlenen, Yerel yazarlar Şenliğinde tanıdım.... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

22 Kasım 2018

Artık çocuk eğitiminde farklı bir fikir okumam diye düşündüğümde, hep başka fikirler çıkıyor karşıma. En doğru dene... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri