Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Beyin fırtınalarının enkazı
Bu yazı  286 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Sıkılmış iki yumruk büyüklüğünde, yaklaşık 1400 gram ağırlığında yumuşak dokudan oluşmuş, kafatasımızın içerisine yerleşmiş bir organımızdır beyin. Kuşkusuz vücudumuzun en önemli organı olan beynimiz, önemine yakışır biçimde vücudun tüm organlarından ayrı, kafatasının içerisinde vücuda en hâkim yerde adeta zırhlı bir sarayda oturur gibidir.

Öylesine muazzam bir organımızdır ki, beynimiz, 85 yıllık süreç boyunca saniyede 600 birimlik bilgiyi kaydedip, işlemek ve programlamak kapasitesine sahiptir. Bir hesapla dakikada 3600, saatde 2.160.000 bu da günde 51.840.000 bitlik bilgi kaydını getirir.

Böyle bir makine yapılmak istense mümkün müdür diye düşünürsek, evet mümkündür ama böylesine muhteşem bir makineyi yapabilmenin bütçesi en az 300 trilyonun üzerine çıkmaktadır.

İşte böylesine müthiş bir organa sahiptir insan, peki böylesine müthiş bir organın ne kadarını kullanabiliyoruz? Her ne kadar beynimizin % 10’luk bölümünü kullandığımız bilgisi yaygın olsa da, son araştırmalarla kişilere göre beynimizi % 0,5 ile % 1,5 oranında kullanılabildiği açıklanmıştır.

Bu durumda beynin % 0,5’lik bölümünü kullanabilen birisiyle, % 1,5’lik bölümünü kullanabilen arasında ne gibi farklılıklar oluşabilir kısmı ise Kaplumbağa ile tavşan, sandalla sürat motoru arasındaki fark gibi örnek gösterilmiş.

Beynimizin öneminde yaşamımızı değerlendirmek elimizde, eğer verimli bir beyin kullanımı istiyorsak, balık hafızasında kalmamak için öncelikle aktif okuyucu olmamız, beynimizi uyuşturan televizyon programlarından uzak durmamız, fazla uyumamamızın gerektiği önerildiği gibi, en önemli etkinin ise, korku, stres, telaş, zaman baskısı ve şüphenin oluşturduğudur.

Balık hafızası deyince yılların aralığından, Kocatepe Mimar Kemal Lisesi‘ndeki günlerimizden aklıma gelen Metin Uca olur, balık hafızasında kalmamak için her sabah ekranlardan hatırlatırdı iyisiyle kötüsüyle yaşadıklarımızı, geçmişimizin örnekleriyle geleceğimizin tercihini önümüze koyar, seçme hakkımızı gene bize teslim ederdi.

Yaşadığımız bu günlerde beyin fırtınaları öylesine yoğunlaştı ki, küçücük beyinler kapasitesinin üzerinde olan işlere fütursuzca el atar oldu. O fırtınanın savurduğu ehil beyinler öylesine çiğneniyor ki, postalların izi bile çıkmıyor. Eğitim ve Bilim öylesine hiç yerine kondu ki, aydınlanacak mum bile bırakılmadı. Bir fırtına bu, nasıl olsa dinecek diyen beyin tutulmasında olanlar, yarın enkaz altında kalabileceklerini bile hesaplayamaz oldular.

Kin, nefret, korku ve stres, üzerine zaman baskısı yerleştirilmiş bir toplum yaratılıyor. Beyin gelişiminin en önemli düşmanının enjekte edildiği beyinlerden ise, sağlıklı düşünce bekleniyor. İşin en kolayı olan yalan, kimi kandırırsınız, bilen ile bilmeyen bir olur mu, ya kandırır yâda kandırılırsınız. En kolayı da “kandırıldık” der, işin içerisinden sıyrılırsınız. Eh bu da bir beyin algı yöntemi değil mi?

Bir arkadaşım sosyal medyada bir döviz paylaşmış, dövizden öte bir arşiv bilgisi, 1960 darbesinin ardından darbeciler tarafından yapılan 1961 Anayasası, 1980 darbesi ardından gene darbeciler tarafından yapılan 1982 anayasası, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ana yasa değişikliğinin yapılmaya çalışılması beynimizde kıvılcımlar çaktırmıyor mu?

Beynimizi etkileyen en önemli algı korku ve stres olduğuna göre, korku ve stres algısı kimler tarafından yayılıyor? Birkaç gün önce iktidarda olan bir partinin il başkanı, “Oyunuzu Evet kullanmazsanız iç savaş çıkar” tehdidinde bulunabiliyor, işin en vahim tarafı bu şahıs sorgulanmıyor. Devletin en başındakiler “Hayır” oyu kullanacakları terörist vatan haini ilan ederde, altındakiler boş durur mu? Durumdan vazife hemen kolları sıva %.0,5 seviyesinin dahi altında kalan beyninle Türk halkını tehdit et.

Yaşadığım 1982 Anayasa değişikliği oylaması aklıma geldi, Halk öylesine sindirilmiş, korku algısı öylesine yayılmıştı ki, hayır oyu verenlerin tutuklanıp, zindanlara atılacağı beyinlere yerleştirilmişti. Birde zarfların incecik pelüş kâğıttan yapıldığı, içindeki oy pusulasının rengi dışardan görüldüğü fark edilince, sonuç % 92,5 ile Anayasa değişti, yıllar sonra o darbeciler de yargılandı ama olan olmuş, arkada kin nefret ve gözyaşı bırakmıştı, Diyarbakır cezaevinden dağlara açılan yol hazırlandı ve bu günkü PKK terör örgütü yaratıldı.

Amerikan emperyalizminin Menderesle başlayan Marshall yardımlarıyla ülkemize girişi unutuldu mu, o Marshall yardımlarıyla ülkemizi avuçlarına alan Gatil Amerika, nasıl 6. Filoya boğaz içinde volta attırmıştı? Sinsice gelen bu düşmanı gören yiğitlerimizin nasıl sokaklara döküldüğünü bilmiyor muyuz? O dönemde İstanbul Hukuk Fakültesinde öğrenci olan Deniz Gezmiş ve arkadaşları Gatil Amerikan askerleri conileri denize dökerken, o gençlere karşı duran, seccadesini elinden düşürmeyen gencin bu gün TBMM başkanlık kürsüsünde olduğunu, gerçek kahramanın ise genç yaşında idam sehpasına gittiğini bilmemek balık hafızasından öte beynimize hakaret olmaz mı?

15 Temmuz darbe girişiminin siyasi ayağını görebilenimiz var mı? Tabi beyni selim olanlar gerçekleri görüyor, siyasi ayakta hala ahkâm kesen Fetö mensupları kimler? Siyasi ayağı olmayan bir darbe girişimi olabilir mi, şimdi “biz kandırıldık” diyenlerin yanına “pişmanım” diyenlerin de eklendiği bu dönemde, Anayasa değişikliğiyle ülkemin kaderini kimlere teslim ettiğimi bilmek hakkım değil mi? Kim terörist, kim vatan haini, gerçekler ortaya çıktı da biz mi bilmiyoruz? Bir kandırılmışa nasıl ülkemin geleceğini teslim edebilirim ki?

Söz konusu Vatansa gerisi teferruattır”, bu gün kapasitesinin altında kullanabildikleri beyinleriyle ülkemizin üzerinde istedikleri gibi at koşturmak isteyenlere verilecek cevap, benim asil halkımın beyninde zaten yerini almıştır, söz bizdeyse cevabımızda Hayırdan başka ne olabilir ki?

Sevgi ve düşüncelerinizi paylaşarak çoğaltmak için bana iletilerinizi göndermeyi sürdürün, ben inanıyorum ki, paylaşarak çoğaltacağımız o sevgi ve düşüncenin aydınlatacağı bu yolda bizler mutlu olacağız. Ekrem Örsoğlu.

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

03 Aralık 2018

Tüm dünyada engelli insanların sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek amacı ile Birleşmiş Millet... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

10 Aralık 2018

“Okula ilk gelişinizi, tanışmamızı dün gibi hatırlıyorum: Ürkek bakışlarla etrafınızı inceliyor, annelerinizin etek... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

15 Kasım 2018

Özgür Büyüktanır, muhteşem bir insan ve baba. Kendisini Kuşadası'nda düzenlenen, Yerel yazarlar Şenliğinde tanıdım.... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

22 Kasım 2018

Artık çocuk eğitiminde farklı bir fikir okumam diye düşündüğümde, hep başka fikirler çıkıyor karşıma. En doğru dene... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri