Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Mersinli Çiftçi
Bu yazı  131 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Mersin’deki 9 ve 10 Şubat tarihli yerel gazetelerin manşetlerinde, Çetin Can isimli bir çiftçinin Ziraat Bankası’ndan aldığı krediyi ödeyemediği için 37 dönümlük, piyasa değeri 1,7 milyon Türk Lirası olan tarım arazisi, 700 bin Türk Lirası muammel bedelden Mersin İcra Müdürlüğü’nden satılacağı haberleri yapılmıştı. Çiftçinin ek ödeme taahhüdünde bulunmasıyla tarım arazisinin satıcı 20 gün ertelendi haberleri Mersin yerel gazetelerinden öğrendik.

Kaç gündür, Çetin Can isimli çiftçiye nasıl yardım edilebilir üzerinde çalışma yaparken, diğer sektörler gibi örgütlü güç olmayan, kaderine terk edilmiş, içinde olduğum yaşadığım, çiftçi topluluğuyla ne yapabilirdik? Çiftçi Çetin Can’a verilen 20 günlük sürenin bitmesine de az kaldı, bu parayı nasıl ve nereden bulacak? Üstelik tefecilere de borçlanmış. Yani, kurtulacağım derken yılana sarılmış! Bu gariban çiftçimiz, yılardır hem de gece gündüz çalışarak para kazanacağı, rahat yaşayacağı yerde, her varlığını, geleceğini kaybetme noktasına geldi. Yanlış anlamadınız; Diğer sektörler gibi, gece gündüz çalışarak batıyorlar ve bütün geleceklerini kaybediyorlar.

Bu haberleri içim ürpererek okuduktan sonra, Mersin Tarım Kredi Kooperatifi’ni aradım. Mersin’de 13 bin çiftçinin kendilerine üye olduğunu ve kooperatiften gübre, mazot, ilaç vs. gibi ürünleri aldıklarını, dolasıyla çoğu çiftçinin borçlu olduğunu öğrendik.

Mersin’deki ve ülkemizdeki çiftçiler, adı TC. Ziraat Bankası olan çiftçileri desteklemeyi birinci koşul edinen bankadan binlerce çiftçimizde nakit ya da destek ürün kredileri kullanıyorlar. Gerçi Ziraat Bankalarının başında ki Türkiye Cumhuriyeti ibaresi çıkarıldı. Ziraat Bankası’ndan, TC İbaresinin çıkmasından sonra akıllara Türk çiftçisinin ismi bundan sonra ne olacak geldi.

14 Şubat 2017 tarihli Sözcü Gazetesi’nde, Erdoğan Süzer’in haberini okuyunca, ülkemizin içinde bulunduğu trajik durum bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor. Türk çiftçisinin imdadına Sudanlılar yetişmişti!

Habere bak; Bir zamanlar dünyada kendi kendine yeten, artanıyla ekonomiye katma değer sağlayan tahıl, yaş kuru sebze, meyve üreticisi ülkemiz, kendi topraklarındaki tarım üretiminden vaz geçerek, Türkiye Cumhuriyeti’nin Tarın Bakanlığı, çiftçi ve köylüleri yok edip, Sudan denen ülkeden, 7,8 milyon dekar tarım arazisi kiralamış. Milyonlarca dolar para Sudan denen Arap Ülkesine yatırılıp, Sudanlı çiftçiler çalıştırılacak, Türkiye’de en çok üretilen, buğday, domates, biber, patlıcan ve salatalık gibi, yazın açıkta, kışın seralarda yetiştirdiğimiz ürünleri yetiştirecekmişiz. İşte tam bağımsızı ve tam Milli Tarım Politikası tam da böyle olması gerekir.

Senin kendi topraklarındaki çiftçi can çekişmiş, Mersinli çiftçi Çetin Can gibileri çalışarak topraklarını kaybetmeleri, laik, tam bağımsız, hukukun üstün olduğu, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin köylüleri, çiftçileri, bütün gelecekleri olan arazilerini kaybetmesi çok mu önemli?

Bu trajedi durumun nedenini yetkililere sorsanız; Laik bağımsız Türkiye Cumhuriyetinin sitem bozukluğuna, rejimine, iki başlılığına, bağlayacaklardır. Kendilerinin hiçbir yetersizliği ve sorumluluğu da yoktur. Onun içindir ki, milyonlarca dolar parayı taaa elin Arap ülkesi Sudan’a yatırarak Türk tarımına, köylüsüne, çiftçisine hizmet etmektedirler ya!

Değerli Türk milleti, Biz vatansever aydın, Türk araştırmacı bilim adamları olarak, laik, bağımsız, hukukun üstün olduğu çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin önüne getirilen yıkıcı bölücü anayasa çalışmalarını Türk Milletine anlatırken karşımızdaki içler acısı durumları da sizlere anlatmaya çalışıyoruz.
Girdi maliyetlerinin yüksek olması, ürünlerin satılacağı pazarların kapalı olması çiftçiyi özel ve devlet bankaların kucağına itiyor. Küresel çetelerin bankaları çiftçilerin üretimine ortak olmaktadırlar. Türk çiftçisi, köylüsü, “Ürettiğinden faiz karşılığı ben de payımı alacağım” konumuna getirilmiştir. Türk çiftçisinin ve köylüsünün deyimiyle, özel ve devlet destekli kurumlardan aldığı para, gübre, ilaç vb. krediler cücüklü (doğurgan ve çoğalan faizi belirtir) olduğu, girdi maliyetlerinin de yüksek olmasından dolayı Türk çiftçisi, köylüsü iflasın eşiğine getirilmiştir. Tabi ki, bunu sorumlusu da; Laik, tam bağımsızlık olma yolunda, hukukun üstün olacağı, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti yönetim şeklindedir!

Sevgili Mersinli ve Türk çiftçileri; Coğrafya bütünlüğü bizim Konya ovası kadar bir ülke var. Nüfusu bizim İstanbul kadar. Ayrıca, coğrafyasının sekiz bin metre karesi suyla kaplı. Topraklarının yarısından fazlası deniz seviyesinin altında, denizi doldurarak tarım ürünleri üretiyor. Nüfusun %4’dü tarım ve hayvancılıkta çalışıyor. Yıllık milli geliri 800 milyar dolar. Dünya tarımsal ihracatta Amerika’dan sonra ikinci sırada, ihracatlarının % 80’i tarımsal ürünlere dayanır. Teknoloji ve bilimle yapılan tarım hayvancılıkta dünyada ikinci sırada. Bu ülke neresi biliyor musunuz? Tabi ki Hollanda

Toplam tarım arazisi metre kare olarak Mersin’in tarım arazisi kadar yok ve Mersin’inki kadar verimli değil. Ama Hollanda’da hiçbir çiftçinin tarım arazisi küresel çetelerin bankaları tarafından ipotek olarak rehin edilmemiş. Örgütlü dayanışmalı, omuz omuza, bilim ve teknoloji ile dünyayı besleyerek zengin oluyorlar. Ülkemizde ise birilerinden medet umuyorlar. Buna ön güzel örnek Mersinli çiftçimiz, Çetin Can; Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar’dan tarım arazisini kaybetmemek uğruna yalvararak destek istiyor.

Mersinli çiftçimiz Çetin Can; “Para kazanamadığımız için, bankadan borç aldık. Devletin bankası arazimizi satılığa çıkartmış. İlk satışa engel olduk ama bu defa engel olamayacağız. Yardım bekliyorum. Tarlam da elimden giderse hiçbir şeyim kalmaz” demektedir. Aslında bu ses Türkiye çiftçilerinin sesidir. Yetkililere nedeni sorsak; “Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin rejim sistemidir” diyeceklerinden kuşkumuz olmasın.

Mersin ve ülkemizde her sektörde olduğu gibi Türk çiftçisi de örgütsel gücü yoktur. Halbu ki, Mersin Tarım Kredi kooperatifinden destek alan 13 bin çiftçi, kendileri arasında örgütlense, bir birlik kursa, (Hollanda’daki gibi) her üye aylık on lira verse, örgütün kasasında her ay 130 bin her yıl, bir milyon dört yüz altmış bin Türk lirası birikir. Her üye elli lira verse, yıllık 7 milyon 800 bin lira birikir. Bu örgütsel kapital güçle her üye çiftçiye, sıfır faizli ilaç, gübre, fide, mazot desteği sağlanır. Bir de Sudan gibi ülkelere milyon Dolarları yatıracak yetkililerin karşısına dimdik durarak, küresel tefecilere gidecek kapitali, küresel hortumlamanın önüne geçerek, Türk parasının yönünü, kendi çiftlilerine yöneltebilir.

Mersin ve ülkemizde çiftçilerimizin yaşadığı felaketin nedeni; Laik, tam bağımsızlık yolunda ilerleyen, hukukun üstün olduğu, çağdaşlaşma yolunda ilerleyen Türkiye Cumhuriyeti rejimi ya da yönetim şekli değildir. Tek sorun örgütsel, sınıfsal bilinçli üretici zihniyetimizin olmayışından, bizi yönetenlere neden bu haldeyizi sorgulayamadığımızda kaynaklanmaktadır.

Çok değerli Mersinli ve Türk çiftçilerine sesleniyorum. Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; “Köylü milletin efendisidir” sözünden yola çıkarak: Türk çiftçisine ve diğer tüm sektörel üreticilere örnek olması için, Mersinli Çetin Can ve ona benzer, traktörünü, arazisini, evini, malını mülkünü, kısaca geleceğini kaybedecek tüm çiftçilerimize destek olmak için Mersin’de Çiftçileri kalkınması ve desteklenmesi için kuracağımız örgütsel güce OKU DESTEK OL kampanyası ile 100 bin kitap ile ben varım. Mersin, Çetin Can ve Çetin Can’ın durumunda olanları hayatta tutacak, yaşatacak güce sahiptir.

Sivil toplum örgütleri, meslek odaları, siyasi partiler, derneklerle bu işin altından kalkabilir. Ülkemize de örnek olabilir, Çetin Can gibilerine tekrar can suyu verebiliriz. Ben varım Mersin’im, sen de var mısın? Süleyman Türkoğlu.

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

19 Mayıs 2018

Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirt... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

30 Nisan 2018

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin,... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

16 Mayıs 2018

İzmir’in Kemalpaşa İlçesine bağlı, 250 haneli yemyeşil bir doğada yer almış NAZAR köyü… [responsivevoice_button vo... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

10 Mayıs 2018

Milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasının tek yolu: “Bilgiyi ve Bilimi kendine rehber edinmiş gençlerle yol almak... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri