Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Sakın büyüyünce doktor olma emi?
Bu yazı  147 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Sen çok yaşa, çok güzel yaşa. Ama büyüyünce sakın doktor olma emi? Emekçilerin çocukları doktor olur genelde. Çünkü en çok emek verilen meslektir hekimlik. Küçüklükten gönül verilir beyaz önlüğe. Milletin çocukları sinemaya konsere giderken, gezip tozarken o hep hasret kalmıştır bunlara, çünkü çok çalışması gerekir, anne babasının emeklerini boşa çıkarmamalıdır.

Üniversiteye girmeli hekim olmalıdır. Fakülteyi kazanınca her şey mükemmel olacak sanır, en büyük yanılgısı olacaktır oysa ki bu. Zorlu tıp sürecinde onu ilk terk eden kafasındaki saçları olur. Üzülür ama takmaz çok, beyaz önlüğü vardır hele bir de steteskop takınca ne güzel oluyordur. Altı yıl geceli gündüzlü çalışır meslek aşkıyla, doktor olur. Zorlu dönem bitti sanır, yine yanılır.

Mecburi hizmete gönderirler, milletin sadece iki günlük tura gittiği şehirlerin ücra köylerine onu. Orda doktorculuk oynar. Malzemesi aletleri imkanları yoktur, ama ondan her şeye çare olması istenir, beklenir. Bu ağır sorumluluğun altında ezilir. İşte alnına ilk çizgi de burada düşer bizim emekçi doktorun.

Bu arada bir de Allah’ın belası TUS vardır ömrünü kısaltan. O zorlu tıp döneminden sonra çalışmak tekrar tekrar okumak çok zor gelir, insan o dönemde tiksiniyor çünkü kitaplardan, roman okuyası bile gelmiyor. Ama o çalışır çalışır çalışır. Sonunda şanslı olduğunu sanan ama çok yanılan küçük bir azınlık kazanır TUS’u. Bu küçük azınlık beş ile yedi yıl arasında daha hem okuyacak hem çalışacaktır köle gibi.

Ayda 10 15 nöbet tutar, uyku her zaman olduğu gibi yine haramdır ona. Eziyet dolu yıllar bitmek bilmez, köle asistan sonunda yine zorlu sınavları vererek uzman olur. Uzman olunca her şey daha iyi olacak sanır, ama öyle olmaz, alında fazladan bir çizgi daha belirir ve artık dökülen saçlarını aklar basmıştır.

Tüm bunların arasında hayata geç kaldığını fark eder. Evlenir, bir ailesi olur, hiçbir zaman gerektiği kadar ilgilenemeyeceği bir ailesi. Eve gelince dert dinlemek istemez, çünkü bütün gün bunu yapmaktadır zaten. Çocuğuyla yeterli ilgilenemez, çünkü hali yoktur, ya günde 150 200 hasta bakmış, ya nöbette çok yorulmuş, ya birçok zor ameliyatı yapmış, ya da acilde mahvolmuştur.

Bir yere eğlenmeye gittiğinde onun kulağı hep telefondadır, her an hastaneye gitmesi gerekebilir. Sen evinde rahat rahat uyurken o telefonu tümör olma riskine karşı bile ayıramaz başucundan, acil bir şey olur diye. Böyle bir meslektir bu, bütün gün anlayışsızların hepsine anlayışlı, terbiyesizlerin hepsine terbiyeli, saygısızların hepsine saygılı olmak zorundadır.

Herkese reçete yazmak zorunda, isteyene rapor vermek zorunda, internetten hekimlik öğrenen cahillerin sorularına cevap vermek zorunda, ameliyat yapmak zorunda, hasta bakmak zorunda. Ama hep zorunda. Hayata diğer meslek gruplarından on yıl geç başladığı halde nedense hep kazandıkları diğerlerinin gözüne batar. Oysa on yılda kaybettiklerini hesaplamaz hiç kimse! Futbolcu senede oynadığı iki maça milyon eurolar alırken, sanatçılar oynadığı filmlerle söylediği şarkılarla milyonları kazanırken nedense bu konuşulmaz, emekçi doktorun alın teriyle kazandıkları konuşulur hep.

Oysa kalmamıştır artık kazancı, onu da garip sağlık oyunlarıyla yok etmişlerdir. Beyaz önlüğe hayran başlanan meslek hayatından geriye, her şeyden bıkkın, hayattan beklentisi kalmamış, yaşıtlarından daha çökkün bir emekçi kalır sadece. Onu da mevcut sistemin ürettiği, insanlıktan nasibini almamış, kafasının içi boş ama kalbi kötülüklerle dolu biri gelir, bıçaklar öldürür.

Ersin (Aslan) kardeşim ruhun şad olsun. Sen mesleğin uğruna zaten pek çok şey vermiştin hayatından, bir gün hayatını da bu uğurda vereceğin gelmemişti aklına. Belki bugün bir magazin haberi kadar bile yer bulamadın televizyonlarda gazetelerde. Ama bil ki, bütün hekim kardeşlerin sana çok yandı. Ben de sana çok üzüldüm, ama en çok da senin doğmamış bebeğine üzüldüm. O minik güzelliğe nasıl açıklayacaklar ölümünü bilmiyorum yıllar sonra. Hayatı boyunca babası yanında olamayacak güzel bebek. Zorlu bir yolun var önünde biliyorum; Ama babanın bir meslektaşı olarak senden bir şey rica ediyorum; “Sakın sen doktor olma emi? Çok genç ölürsün…Dr. Yeşim Karaçay.

Olayın aslı şudur; 17 yaşında Murat Geceken, 17 Nisan 2012 tarihinde Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi’nde tedavi gören 80 yaşındaki dedesinin ölümünden sorumlu tuttuğu Göğüs Cerrahisi Uzmanı Dr. Ersin Arslan’ı, göğsünden ve karnından bıçaklayarak öldürdü. Cinayetin ardından Geceken tutuklanırken, ölen Dr. Ersin Arslan’ın ismi ise görev yaptığı hastaneye verildi.

17 yaşındaki torunu, ölümün verdiği acıyla, bir anlık sinirle öldürmedi Dr. Ersin’i. Dr. Ersin hastanın ölümünü rutin bir işlem olarak rapor etti. Ancak torunu, dedesinin maaşı ve bakım parası kesileceği İçin ölümün yetkililere bildirilmemesini buyurdu. Dr. Ersin Rutin işlem olarak hastanın ölümünü bildirdi. Torun maaş ve bakım parası kesileceği için Dr. Ersin’i tehdit etti, 10 gündür tehditler devam ediyordu, Dr. Ersin Başhekime durumu bildirdi. Ancak Başhekimlik tarafından kendisine bir sürü kapı olduğu, yeterli sayıda güvenlik görevlisi olmadığı söylendi. Saldırgan üç gün boyunca elinde bıçakla hastanede Dr. Ersin’i takip etti. Olayın olduğu gün sabah 8’de ameliyata başlayan Dr. Ersin, saat 12’ye kadar üç ameliyat yaptı. Yemekhanede yemeği beğenmedi, aşağı indi, hemşirelere “Yemek söyleyelim” dedi. Ellerini Yıkarken; Arkadan, üç kez, bıçağa her seferinde farklı açılar verilerek, döner bıçağıyla hunharca bıçaklandı. Katil, doktorun başında kan kaybından ölmesini bekledi. Yaklaşmaya çalışan herkesi tehdit etti, başka kimse yaklaşamadı. Öleceğinden emin olunca bıraktı gitti. Ve Dr. Ersin oracıkta öldü. Çünkü 17 Yaşındakinin ekmek kapısını kapattı. Onu biraz daha yaşatıp öbürünün bedavadan yaşamasını sağlayamadı. Dr. Cem Atik.

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

03 Aralık 2018

Tüm dünyada engelli insanların sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek amacı ile Birleşmiş Millet... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

10 Aralık 2018

“Okula ilk gelişinizi, tanışmamızı dün gibi hatırlıyorum: Ürkek bakışlarla etrafınızı inceliyor, annelerinizin etek... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

15 Kasım 2018

Özgür Büyüktanır, muhteşem bir insan ve baba. Kendisini Kuşadası'nda düzenlenen, Yerel yazarlar Şenliğinde tanıdım.... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

22 Kasım 2018

Artık çocuk eğitiminde farklı bir fikir okumam diye düşündüğümde, hep başka fikirler çıkıyor karşıma. En doğru dene... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri