Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Nerede kalmıştık?
Bu yazı  211 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Yaklaşık 20 gündür kesintiye uğrayan sağlığımı yeniden kazanabilme mücadelesinde, haliyle yazılarım da kesintiye uğradı. Haksızlığa tahammülsüzlüğüm nedeniyle hastane içerisinde de önemli gözlemlerim oldu, bunlardan bir kısmını da haber olarak yansıtmaya çalıştım. Sağlığıma kavuşup, kendimi iyi hissedince, günlerden de perşembe olunca aklıma gelen cuma günleri yayına girmesi gereken yazım oldu. Kalemimi elime aldığım da aklıma ilk gelen soru, “Nerede Kalmıştık” oldu.

Hastanede yattığım süreç içerisinde taraf televizyon kanallarının dışında kalan Fox tv dışında tüm muhalif kanalların yayına kapatıldığı bir hastane yönetiminde izleyebildiğim televizyon programlarında, sadece Fatih Portakal’ın sunduğu haber programıyla ve dışarıdan edindiğim kaynaklarla gündemi takip etme şansım oldu. Referandumla ilgili yapılan yanlı yayınların gerçeklerin dışına çıkışını izledikçe, özellikle bizim vergilerimizle yayın hayatını sürdüren devlet televizyon kanallarının yanlı yayınlarına rastladıkça, öğürmemek için çareyi kanal değiştirmekte buldum.

Yaşamım boyunca üç kez hastanede yattım, hastanede yattığım dönemlerde özel oda talebim hiç olmadı, yanımda yatan diğer hastaların olması bende birlikte mücadele hissi uyandırmış, kendimi daha güçlü hissetmişimdir.

İki günlük oda arkadaşlığım sonrasında Ömer amcayı evine uğurladık, Ömer amcanın taburcu olmasıyla boşalan yatağa, oldukça bitkin haliyle 78 yaşına kafa tutarcasına yaşama sarılan Yılmaz abi getirildi. Yılmaz abinin 2 oğlu Ali ve Şaban’ın itinayla yatağına yatırılmasından sonra 70’li yaşlarda olan Yılmaz abinin eşi benim deyişimle, Behice hatunla da tanıştım. Akşam saatlerinde çocukların hastaneden ayrılmasıyla oda da sadece refakat eden Behice hatun, Serap hanım, Yılmaz abi ve ben kalmıştık.

Haber saatinin yaklaşmasıyla haberleri ikimizin de tercih edeceği bir televizyon kanalından izlememiz en yakışanı olacaktı ancak Yılmaz abi oldukça bitkin, verilen serumun da etkisiyle yatağında yatıyordu, yavaşça yanına yaklaşarak, “Yılmaz abi nasılsın” diye seslendim, Yılmaz abi gözlerini yarım aralayarak kafasını bana doğru çevirmesiyle, buğulanan gözlerinin maviliğinin güzelliğini gördüm. Yılmaz abi elini hafifçe kaldırarak eh işte dercesine oynattı, “Yılmaz abi haber saati geliyor, hangi televizyon kanalından haberleri izlersin” sorusu üzerine, gözlerini biraz daha aralayarak, kısık bir sesle “doğruları vermiyorlar, Portakal var o iyi anlatıyor” diyerek, tepkimi anlamak istercesine güzel gözlerini gözlerime çevirerek bakmaya başladı. O sıcacık bakışlar o kadar çok şeyi anlatıyordu ki, anlamamak eşeklik olurdu. Ülkemizin geleceğinin tedirginliğini yaşlı, hasta yatağında yatan bir insanın gözlerinde görmek, beni oldukça etkilemişti.

Nerede kalmıştık? Nerede kaldığımızın pek önemi var mı bilemiyorum ama nereye geldiğimiz hayli önem kazandı. Ülkemizin geleceğinin bilinmezliğinin getirdiği tedirginlik yediden yetmiş yediye herkesi etkilemiş, siyasilerin ağzına yerleşen kötü seviyesiz dil, ayrıştırıcı kutuplaştırıcı düşmanlığı körükleyen söylemler nereye geldiğimizin en iyi örneği değil mi?

12 Eylül darbe yönetiminin çıkardığı anayasasının değişmesini en çok isteyenlerden birisi de şüphesiz benim. 1980’li ve 1990’lı yıllarda defalarca delinen anayasada yapılacak değişiklikle sistem değişikliğine gidileceğini, Cumhuriyet tarihimize ait ne varsa el birliğinde silinmeye çalışılacağı söylenseydi inanmam mümkün olur muydu, sanmıyorum ama gene de vayyy demekten kendimi alamazdım.

Ah, vah, vayyyy ların bir faydasının olmayacağı bir dönüm noktasında olduğumuz bu günlerde, gerçekleri yansıtan kalemlerin cezalandırıldığı, bir şekilde işine son verilen haberci ve yazarların yerlerini koruyan yandaşlardan çok olmaları zaten her şeyi ortaya koymuyor mu?

Karavanımla ülkemizin doğal güzelliklerini gezerken Avrupa plakalı karavanlara çokça rastlardım, onlardan dostluk kurduklarım da oldu. Ülkemin güzelliklerini gezerken ellerindeki rehber kitapçıklarla her yeri benden daha iyi biliyor, ülkemin güzelliklerini sindire sindire yaşıyorlardı. Şu meşhuuuuur mülteci anlaşmasıyla vizesiz Avrupa ülkelerini dolaşma haberi bana “Hah artık biz de onların ülkelerinde rahat rahat gezebileceğiz” dedirtmişti. Şu geldiğimiz yere bakın, vatandaşı bir kenara koyalım, Bakanlarımızı Avrupa ülkelerine sokmuyorlar. Bize bıraktıkları beş milyon mülteciyle baka kaldık, yetmez gibi bu vatan kaçaklarına vatandaşlık veriyoruz. Yazık yazıklaaar olsun, toprağa düşen Mehmetlerimin kemikleri sızlamaz mı?

Nükleer santraller ve HES projeleriyle ÇED raporları dikkate alınmadan gerçekleştirilen büyük projelerin hayata geçirilmesiyle, ekolojik dengenin bozulacağı korkusu her zaman içimde kalmıştır. 16 Nisan referandum oylamasıyla Anayasa değişikliği kabul edilirse, Cumhurbaşkanının çıkaracağı kararnameyi hangi mahkeme bozabilir ki? 534 tane HES projesinin programda olduğunu düşününce, doğa için yapabileceğimiz pek fazla bir şeyimizin kalmayacağını düşünceme bile sokmak istemiyorum.

Kürsüye çıkan herkes bin yalan edebiyatıyla birbirlerini suçluyorlar, vatandaş vereceği tercih oyunun rengine göre vatansever ya da vatan haini ilan ediliyor. Birileri yalakalıkla yaranmaya çalışıp, cep doldurma derdinde, dün dündür bu gün bu gündür diyebiliyor, itibarda bunlara olunca ortaya çıkan Hilkat’e garip’ten başka bir şey olmuyor.

16 Nisan günü vereceğimiz tercih oylarıyla geleceğimizi belirleyeceğiz, 17 Nisan sabahında ne olur bilemem ama birlik ve beraberliğine darbe vurulmuş, ayrıştırılmış bir millet olarak o sabaha uyanacağımız bir gerçek. Peki, siyasiler ne yapacak dersiniz? Nerede kalmıştık deyip, değiştirilen anayasayla yapabileceklerine kolları sıvayıp, karanlık denizde yol almaya devam edecekler. Şimdi tercih bizim, tercih mührü elimizdeyken nereye basacağımıza doğru karar vermemiz gerekmez mi? Bu referandumun siyasi bir referandumdan öteye, ülkemizin geleceğini belirleyecek ya da belirsizliğe atacak bir oylama olduğunu bilerek sandığa gitmemiz gerekir.

Sevgi ve düşüncelerinizi paylaşarak çoğaltmak için bana iletilerinizi göndermeyi sürdürün, ben inanıyorum ki, paylaşarak çoğaltacağımız o sevgi ve düşüncenin aydınlatacağı bu yolda bizler mutlu olacağız. Ekrem Örsoğlu.

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

19 Mayıs 2018

Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirt... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

30 Nisan 2018

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin,... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

16 Mayıs 2018

İzmir’in Kemalpaşa İlçesine bağlı, 250 haneli yemyeşil bir doğada yer almış NAZAR köyü… [responsivevoice_button vo... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

10 Mayıs 2018

Milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasının tek yolu: “Bilgiyi ve Bilimi kendine rehber edinmiş gençlerle yol almak... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri