Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Anaysa Değişikliği 4
Bu yazı  57 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Değerli Türk milleti, değişecek anayasa paketinin maddelerini biz analiz edelim, sizler anlayarak ve özümleyerek okuyup karanınızı ona göre verin. Çünkü gelecekte nasıl yaşamak istediğinize karar vereceksiniz.

MADDE 9 – 2709 sayılı Kanunun 105 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

E. Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu
MADDE 105 – Cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilir. Meclis, önergeyi en geç bir ay içinde görüşür ve üye tam sayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilir.

Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasi partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her siyasi parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak on beş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclis Başkanlığına sunar. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona bir aylık yeni ve kesin bir süre verilir.

Rapor Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde dağıtılır, dağıtımından itibaren on gün içinde Genel Kurulda görüşülür. Türkiye Büyük Millet Meclisi, üye tam sayısının üçte ikisinin gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabilir. Yüce Divan yargılaması üç ay içinde tamamlanır, bu sürede tamamlanamazsa bir defaya mahsus olmak üzere üç aylık ek süre verilir, yargılama bu sürede kesin olarak tamamlanır.

Hakkında soruşturma açılmasına karar verilen Cumhurbaşkanı, seçim kararı alamaz. Yüce Divanda seçilmeye engel bir suçtan mahkûm edilen Cumhurbaşkanının görevi sona erer. Cumhurbaşkanının görevde bulunduğu sürede işlediği iddia edilen suçlar için görevi bittikten sonra da bu madde hükmü uygulanır.

Mevcut anayasanın başlığı
E. Sorumluluk ve sorumsuzluk hali” olarak yazar.
Mevcut Anayasa MADDE 105 de; “Cumhurbaşkanının, Anayasa ve diğer kanunlarda Başbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek olmaksızın tek başına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün kararları, Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanır; bu kararlardan Başbakan ve ilgili bakan sorumludur. Cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi dâhil, yargı Mercilerine başvurulamaz. Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tam sayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla sulandırılır” der.
Mevcuttaki anayasa maddesi ile değişecek anayasa maddelerini karşılaştırdıktan sonra karşımıza şöyle bir sonuç çıkıyor:

Mevcut anayasada Cumhurbaşkanın “Yürütme ve yasama” yetkisi yok. Yürürlükte olan anayasada Cumhurbaşkanına bazı konularda tek başına imza yetkisi vermiş. Cumhurbaşkanın Mevcut anayasanın 104. Maddesinde yetkileri belirlenmiştir. Bir örnek verelim. hüküm giymiş bir hükümlüyü, ağır hastalığından ya da çok yaşlandığından af edebilir. Cumhurbaşkanı bu anayasa yetkisini kullanması halinde yargı yolları da kapatılmıştır. Ayrıca Cumhurbaşkanına verilen yetkiler de sınırlıdır. Cumhurbaşkanını denetleme yetkisi mevcut anayasa da TBMM’ye aittir. Eğer, kendi başına imza yetkisi verilen anayasal yetkilerinde “Vatana İhanet suçu” işlemiş olursa, yüce divanda yargılanmanın önü açılabiliyor.

Mevcut anayasada Cumhurbaşkanını denetleme yetkisi TBMM’de olduğuna göre; “Vatana ihanet ettiği” tespit edilirse yargılanma süreci de daha kolay oluyor. Mevcut anayasaya göre milletvekili sayısı 550 dir. Bu sayı üzerinden “En az üçte birinin (183 milletvekili)” teklifi üzerinden TBMM’de tartışılmaya ve araştırılmaya başlanıyor. Eğer Cumhurbaşkanı “Vatana ihanet ettiğini” TBMM inanırsa, yapılacak oylamada mevcut milletvekilleri sayısının en az “dörtte üçünün (413 milletvekilinin) oyuyla” Yüce divanda yargılanmanın yolu açılıyor. Yargılama sürecinde de bir kısıtlama yoktur. Yani Bağımsız yargının rahat çalışması, mahkemenin istenilen evrakların getirilmesinde, istenmesinde zaman dilimini kısıtlamıyor.

Gelelim Anayasanın değiştikten sonraki haline:
Önce mevcut anaysa 105. Maddenin başlığı değişiyor. Mevcut 105. Maddenin başlığında “Sorumluluk ve sorumsuzluk hali” olarak yazar. Anayasa 105. Madde Değiştiğinde, “E. Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu” olarak yazacaktır. Yani cumhurbaşkanı “nelere kaşı sorumlu, nelere karşı sorumsuz” olduğu yazmamaktadır. Direk “Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu” olarak yazacağından, nelere karşı sorumlu olacağı bilinmeyeceği için “Meclis soruşturulması” kafadan açılamayacağı gibi yüce divana da gönderilmeyecektir.

Değişecek olan anayasanın 105 maddesinde ki; “Cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilir. Meclis, önergeyi en geç bir ay içinde görüşür ve üye tam sayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilir” maddesi neden eklenmiştir anlaşılır gibi değildir. Devamında yazan maddelerinde hiçbir gerekçesi olamaz. Çünkü anayasanın 105. maddesi değiştiğinde “sorumluluk alanı” belirtilmemiştir. “Sorumluluk alanı” belirtilmediğine göre herhangi bir ceza verilmez demektir.

Değerli Türk Milleti, bu madde üzerinde aydınlatıcı bir açıklama ve durum tespiti yapmamız gerekir. Anayasanın 104. Maddesinde ki Cumhurbaşkanın ilk görevi; “Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir” bendidir.

Mevcut anayasayı bütün kurum ve kuruluşlara, ayrıca devletin ana güçlerini oluşturan, parlamento, siyasi partiler, Yargı ve Türk silahlı küvetlerinin güçlerini anaysa ile yasa çerçevesinde eş güdümlü, bir birine üstünlük kurmasını engelleyerek muntazam bir şekilde çalışmasını sağlamaktır.

İşin püf noktası buradadır. Cumhurbaşkanın en büyük yetkisi, güçler birliğini dengede tutarak, bir birine üstünlük kurdurmamalıdır. Milli menfalar doğrultusunda güçler, birlikte hareket ederek milletin menfaati için çalışmalıdır.

Anaysa da güçler dengesine “Erkler” olarak ifade eder. Yasama, yürütme ergi siyasi partilerden oluşan parlamenter sistemine verilmiştir. Parlamenter sisteminde TBMM yasama yetkisine, TBMM içinden çıkan en güçlü siyasi partide hükümet kurma yetkisine sahiptir. TBMM’de güvenoyu alan en güçlü siyasi parti hükümeti temsil edeceği için yürütme erkini elinde bulundurur. Yargı Erki de yasama ve yürütmeyi denetler. Bu erkleri ve erklere bağlı devleti koruma yetkisi de kanunla Türk Silahlı Kuvvetlerine verilmiştir. Bu erkleri anayasal düzen içinde Türk milletinin menfati doğrultusunda yönetmeyi de Cumhurbaşkanına “Devlet Başkanı” sıfatıyla vermiştir.

Türk milletinin önüne değiştirilmesi için getirilen anayasanın 105. Maddesini çok detaylı anlaması gerekir. Çünkü güçler dengesi tek elde toplanmaktadır. Hatta siyaset ile yargının birleşerek Türk ordusuna darbe yapması bile Cumhurbaşkanının “Vatana ihanetten” yargılanmasına yol açar. Abdullah Cumhur Gül’ün döneminde, yürütme ve yargı beraber olup, TSK’ya kumpas kurarak, Türk ordusuna darbe kalkışması oldu. Bu cumhurbaşkanı için anayasal bir suçtur. Anayasa gereği yargılanmalıdır.

Halk oylamasıyla, Anayasa değişirse, askerlerin darbe yaptığı dönemlerin Cumhurbaşkanları bile anayasal görevi yerine getirmedikleri için yargılanmalarının önü kapatılmış olacaktır. Değerli Türk milleti geleceğini etkileyeceği anayasa değişikliğini iyi okuyup öyle kara vermesi gerekir. Düşünsenize bir kere daha; her madde neredeyse yarım gazete sayfasını kalıyor. Devam edecek.

Süleyman Türkoğlu, Araştırmacı Yazar

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

19 Mayıs 2018

Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirt... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

30 Nisan 2018

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin,... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

16 Mayıs 2018

İzmir’in Kemalpaşa İlçesine bağlı, 250 haneli yemyeşil bir doğada yer almış NAZAR köyü… [responsivevoice_button vo... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

10 Mayıs 2018

Milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasının tek yolu: “Bilgiyi ve Bilimi kendine rehber edinmiş gençlerle yol almak... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri