Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Kağnı, Kamyonu yendi
Bu yazı  143 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Küresel yedi düvel ülkemizi ve topraklarımızı işgal etmişlerdi. Türk coğrafyasının her köşesinde, kadınlarımıza tecavüz, erkeklere vahşice işkence ve ölüm, gözyaşları, çaresizlik vardı. Bir Türk kahraman çıktı ve “Tanrı beni memur etti, ülkemizi kurtarmak için” dedi ve kolları sıvadı.

Çaresizlik ve yoklukların içinde beş yıl süren İstiklal Savaşı sonucunda Kağnı kamyonu yenmiş zafer kazanılmış, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atılmıştı. Nasıl olmuştu da Kağnı kamyonu yenmişti?

Kurutuluş Savaşı’nın son hazırlıkları gözden geçiriliyordu. Mustafa Kemal ve savaş komitesi yapılması gerekenleri görüşüyorlardı. Para gerekliydi. İç borçlanma yapılamıyordu, çünkü halk yılların savaşından sonra fakir düşmüştü. Kısa sürede dış yardım alamıyordu. Savaş komitesi ne yapılacağını düşünürken, Gazi Paşa dedi ki, “Demek ki, bildik yöntemlerle ordu donatılamayacak, para bulunamayacak. Tek çare kalıyor, halkı canıyla olduğu kadar malıyla da savaşa katılmaya çağıracağım” sözü üzerine Tekali-fi Milliye Kanunu yayınladı.

Türk milleti ve çocuklarının belleklerine yapıştırılmayan Tekali-fi Milliye Kanunu’nda nemi yazıyordu? Anlatalım ki, Türk milleti ecdadının ne şartlarda, laik, bağımsız çağdaş hukukun üstün olduğu Cumhuriyetin değerini bir kez daha öğrensin.

Her ilçede bir tane Tekâlif-i Milliye Komisyonu kurulacak. Her ilçede kaymakamın başkanlığında malmüdürü ve ilçenin en büyük askeri amiri ile idare meclisi, belediye ve ticaret odalarının seçtikleri üyelerden oluşan Tekâlif-i Milliye Komisyonları (Milli Yükümlülükler Komisyonları) kurulacaktır. Bu komisyonlara o yörenin Müdafaa-i Hukuk Dernekleri merkez kurulundan iki üye ile köylerde imamlar ve muhtarlar tabii üye olarak katılacaklardır.

Halk, elindeki silah ve cephaneyi üç gün içinde orduya teslim edecek. Her aile bir askeri giydirecek. Yiyecek ve giyecek maddelerinin %40’ına el konacak ve bunların karşılığı daha sonra geri ödenecek. Ticaret adamlarının elindeki her türlü giyim eşyasının %40’ına el konacak ve bunların karşılığı daha sonra geri ödenecek. Her türlü makineli aracın %40’ına el konacak. Halkın elindeki binek hayvanlarının ve taşıt araçlarının %20’sine el konacak. Sahipsiz bütün mallara el konacak. Tüm demirci, dökümcü, nalbant, terzi ve marangoz gibi iş sahipleri ordunun emrinde çalışacak. Halkın elindeki araçlar bir defa olmak üzere 100 km’lik mesafeye ücretsiz askeri ulaşım sağlayacak.

Tekâlif-i Milliye Emirleri, 7 ve 8 Ağustos 1921 günleri yayımlanmıştır ve on emirden oluşmaktadır. Tekâlif-i Milliye Emirleri çok kapsamlı olup bir taraftan aynı vergi mahiyetindeki uygulamayı içermekte, diğer taraftan da hizmet vergisi mahiyetindeki uygulamayı öngörmektedir.

Tekâlif-i Milliye Komisyonları derhal toplantılara başlayacak ve hiçbir komisyon üyesine hizmetleri karşılığı ücret ödenmeyecektir. Ayrıca her komisyon iki ay süre ile askeri hizmetleri ertelenmek üzere altı memur çalıştıracaktır.

Tekâlif-i Milliye Komisyonları, savaş ekonomisine giren ve Tekâlif-i Milliye Emirleri’nde belirtilen malları toplayarak kendisine bildirilen cepheye gönderecek, ayrıca bu emirlerin hizmet yükümlülüğüne ilişkin hükümlerini uygulayacaktır. Komisyon üyelerinden görevinde ihmal gösterenler, vatana ihanet suçu işlemiş sayılacak ve ona göre cezalandırılacaktır.
Yokluk, sefalet içinde ki Türk milleti, sadece canıyla değil, malıyla da İstiklal Savaşı’na katılmış ve dünya tarihine “Kağnı kamyonu yendi” olarak geçmiştir.

Yedi düvel Türklerin bu zaferini içlerine sindirememiş, Lozan Antlaşması’ndan sonra Lord George; “Ne istersek red ediyorsunuz. Bunları şimdi cebimize atıyoruz ama siz savaştan çıkmış yoksul bir ülkesiniz. Kalkınmanız için paraya ihtiyacınız olacak. İleride bunun için bize geldiğinizde istediklerimizi tekrar önünüze koyacağız ve alacağız” demişti.

O zamanların yedi düveli bu gün karşımızda küresel çeteler olarak çıktılar. O zamanki zihniyet ve kinleri ne ise şimdi de aynı. Türkleri Anadolu’dan silmek için o zamanlar ne yapmak istediler ise bu günde aynısını yapmak istiyorlar. Türk milletinin adını “Tek millet” yaptılar, uyutulan Türk Milleti bunu bile anlamadılar.

Değerli Türk Milleti, “Cebren ve hile” ile Laik, Çağdaş, Tam bağımsız, Hukukun üstün olduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni, çağdaş ve demokratik seçim havası içerinde oylama yöntemiyle yıkmaya çalışıyorlar. Lozan anlaşmasında Lord George’un söylediklerini tek tek yaptılar, Türk Milletinin ismini de “Tek Millet” koydular.

Ey! Türk Milleti! Bu topraklar yüz yıl önce işgal edilmişti. Atalarımız yokluk, sefalet ve fakirlik içerisinde dahi, Tekali-fi Milliye Kanunu’yla hem canıyla hem de malıyla İstiklal Savaşı vermiş, kazanmış biz torunlarına bu toprakları ve laik Türkiye Cumhuriyeti’ni emanet etmişlerdir.

Küresel çeteler işgalin yüzüncü yılı olan 30 Ekim 1918 Mondros Zaferi’nin tekrar hayata geçirip Sevr’deki maddeleri uygulayacaklardır. Tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti, Tekali-fi Milliye’den doğmuştur. Küresel çeteler ise Türkiye Cumhuriyeti’ni bölüp parçalayıp, ortaçağ dünyasına geri göndermek için cebir ve hile ile vatanımızı yok etmek istemektedirler. Bu topraklarda kurulmuş “Laik, bağımsız, hukukun üstün olduğu Türkiye Cumhuriyeti” hiçbir zaman ismini Tek millet olarak değiştirmeyecektir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik ilkesinde, hukukun herkese eşit olduğu Tek Millet çatısı altında çağdaş Türkiye Cumhuriyeti olarak kalacaksa Türk Milletinin titreyip kendisine gelmesi gerekir.

Süleyman Türkoğlu, Araştırmacı Yazar.

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

03 Aralık 2018

Tüm dünyada engelli insanların sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek amacı ile Birleşmiş Millet... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

10 Aralık 2018

“Okula ilk gelişinizi, tanışmamızı dün gibi hatırlıyorum: Ürkek bakışlarla etrafınızı inceliyor, annelerinizin etek... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

15 Kasım 2018

Özgür Büyüktanır, muhteşem bir insan ve baba. Kendisini Kuşadası'nda düzenlenen, Yerel yazarlar Şenliğinde tanıdım.... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

22 Kasım 2018

Artık çocuk eğitiminde farklı bir fikir okumam diye düşündüğümde, hep başka fikirler çıkıyor karşıma. En doğru dene... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri