Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Devlet Güvencesi
Bu yazı  105 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Millet ve Devlet olmak için çok zor şartlarda kazanılmış bir Kurtuluş Savaşı, Türk Tarih sayfalarında yazıyor. İnsanlarımızın hepsi bilir. Yaptığın işte zafere ulaşmak öyle hemencecik olmuyor. Bir işte bile başarılı olmak için yılların zorluklarını sırtında taşıyıp, ömründen feda ederek zirveye çıkıyorsun. Bir bakmışsın ki, zirveye çıkmışsın ama geriye dönüp baktığında ömründen ömür gitmiş haberin olmamış. Başarılı olmuşsun ama ömrün başarıyı devam ettirmeye yetmiyor.

Kazandığın başarıyı korumak için ömrünün yetmeyeceğini biliyorsun. Ne yapacaksın? “Bırak batarsa batsın” mı diyeceksin. Kime güveneceksin? Tabi ki, kendi soyundan gelen kuşağına güveneceksin. Yerine getireceğin varisini, eğitimsiz donanımsız bırakırsan, ömrünü verdiğin kazanım, yavaş yavaş kaybolur gider.

Zirveye çıkışın zorluklarını, güçlüklerini, çektiğin acılarını anlatmasan, kazandıkların çöküp, tarihe gömülüp gidecektir. İnsanın kendi yarattığı başarıyı, güveneceği bir nesli mutlaka yetiştirmesi gerekir. Başarının tarihi sürecini ve nelere mal olduklarını mutlaka bilmesi gerekir. Babanın güvencesi; Eğitimli donanımlı, ömür verilerek kazanılan tarihi süreci bilen evlat yetiştirmektir. Evladın görevi; Bu bilinçle atadan kalan mirası kendisinden sonrakilere devretmesidir. Devletin de ana görevi bu olmalıdır.

Tarihi zorluklarla kazanılmış Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, Atatürk Doğu gezisinde Sabiha Gökçen’e gelecek için neler yapılacağını anlatıyordu.

Lütfen burayı çok iyi özümleyin. Bakınız ne söylüyor Atatürk;

İnsan ömrü yapılacak işlerin azameti karşısında çok cüce kalıyor Gökçen… Geçtiğimiz yerlerde fabrikaları görmek istiyorum, ekilmiş tarlalar, düzgün yollar, elektrikle donanmış köyler, küçük, fakat canlı tertemiz, sağlıklı insanların yaşayabileceği evler, büyük yemyeşil ormanlar görmek istiyorum.

Gürbüz çocukların, iyi giyimli çocukların yüzleri sararmamalı, dalakları şiş olmayan çocukların okuduğu okullar görmek istiyorum. İstanbul’da ne medeniyet varsa, Ankara’ya da ne medeniyet getirmeye çalışıyorsak, İzmir’i nasıl mamur kılıyorsak, yurdumuzun her tarafını aynı medeniyete kavuşturalım istiyorum. Ve bunu çok ama çok yapmak istiyorum.
Dedim ya, insan ömrü çok büyük işleri başarabilecek kadar uzun değil. Mamur olmalı Türkiye’nin her bir tarafı, müreffeh olmalı…

Devletin yapamadığını, millet, milletin yapamadığını devlet yapmalı. Her şeyi yalnız devletten ya da her şeyi yalnız milletten beklemek doğru olmaz. Devlet ve millet ülke sorunlarını göğüslemede daima el ele olmalıdır.

Ben yapabildiğim kadarını yapayım, sonra ne olursa olsun, benim kitabımda yok. Geleceği, geleceğin Türkiye’sini, düşünmek görevim. Bir iş aldık üzerimize, bir savaşın üstesinden geldik, şimdi ekonomik alanda savaş veriyoruz, daha da vereceğiz. Bu heyecanı yaşatmak, bu heyecanın ürünlerini görmek lazım”.

Tacirlerin ve özellikle de emlakçıların meşhur bir sözleri vardır; “Mal alacaksan varislerden alacaksın kolay satarlar. Çünkü emek çekmemişler, alın teri dökmemişlerdir” derler.

Binlerce insanımızın şehit kanıyla sulanan ülkemizi, Atatürk çağdaş toplumlar seviyesine getirip biz çocuklarına emanet etti. Zaman içinde biz çocukları da, devlet babamıza güvenmeyerek, eskisi gibi, şıhlardan, şeyhlerden, çelebilerden, ölmüş babalardan güven aramaya başlayınca, tarihte kazanılan alın teri, şehit kanı, tecavüze uğramış kadınlarımızın gözyaşı, fakirlik, sefillik günleri, bütün emekleri teker teker yok olmaya başladı. Çünkü biz varisler, tarih bilincimizi unuttuk. Geçmişimizi bilmiyoruz artık. Atalarımızın kazanımlarını kolayca satabiliyoruz. Kültür yozlaşmasının sonu bu olsa gerek. Hâlbuki atalarımızın bize bıraktıkları kazanımlar, bizlere birer emanettir. Üzerinde yaşadığımız topraklarımıza alın teri dökmediğimiz, şehit olup kan vermediğimiz için, çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceğini, şahsi menfaat uğruna utanmadan satıyoruz.

Fakirliği unuttuk, şaşalı hayata alıştık. Alın teriyle değil, kalem oyunu ile kazanmaya başladık. Üretmeyi değil, tüketmeyi yol seçtik. Okumak zor geldiği için, kulaktan dolma bilgilere inandık. Kendimiz, icat yapmayı öğrenmedik, başkalarının yaptığıyla övündük. Peki! Nereye kadar gider bu yolun sonu?

Sevgili okurlar, Toplumumuza devlete güvenme kavramını çok güzel aşılamalıyız. Günümüzü iyi analiz ediniz. Kendi ve çocuklarının geleceği için 1950’den sonra başlayan kutuplaşmalar, günümüzde çatışmalara dönüşmektedir. Din tacirliği yaparak, sahte ideolojiler yaratılarak, devlet kapılarında insanlara iş ve aş vaadi verilerek yaratılan ayrımcılık, ülkemizin geleceğini son derece tehlikeli sürece götürmektedir. Ülkemizde bu süreci siyasi partiler ve siyonist işbirlikçileri başlatmış, son hız da devam etmektedir. Ülkemde yaşayan bütün insanlar bu sürecin içindedir.

Bizleri bu duruma getiren siyonizm, şunu yapmaktadır; “Kendi oturduğumuz yerin altına, kendimiz bomba koyuyoruz”. Hasan’a, Hüseyin’e, Ali’ye değil, devletimize güvenelim. Özellikle de sahte ideolojiler ve sahte din peşinde koşan cemaatlerden mutlaka uzak durmalıyız. Hasan’a, Hüseyin’e güvenenlerin devletimiz içinde neler yaptığını görüyorsunuz. Bunlar siyonizmin işbirlikçileri, din ve devlet düşmanlarıdır. Çocuklarımızın ve devletimizin geleceği için “Toplumsal siyasete geri dönme vakti geldi”. Uyanık, donanımlı, bilgili bir nesil için, sonsuza kadar Türk toplumu el ele olmalıdır.

Süleyman Türkoğlu

1 yorum
  • avatar mom jeans
    20 Mayıs 2017
    #1

    Harika bir yazı yazmışsınız ellerinize sağlık.




*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

19 Mayıs 2018

Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirt... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

30 Nisan 2018

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin,... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

16 Mayıs 2018

İzmir’in Kemalpaşa İlçesine bağlı, 250 haneli yemyeşil bir doğada yer almış NAZAR köyü… [responsivevoice_button vo... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

10 Mayıs 2018

Milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasının tek yolu: “Bilgiyi ve Bilimi kendine rehber edinmiş gençlerle yol almak... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri