Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Uğur Dündar’a çağrı
Bu yazı  157 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Devletin asli görevi, devleti oluşturan milletini sağlıklı şekilde yaşatmasıdır. Bunun için bütün dünya devletleri Ulusal Sağlık Politikaları geliştirirler. Kendi milletinin kederini belirleyecek sağlık hizmetlerini bir başkalarının eline teslim edemez.

2000 yılından sonra doğan gençlerimiz belki hatırlamazlar. 1980’li yıllardan sonra, özellikle televizyonlarda, ulusal sağlık sisteminin olmadığı algısı yaratıldı. Sağlık sisteminde, SSK, Bağ Kur, Emekli Sandığı, Devlet Hastaneleri gibi kurumlara ayrıştırıldı. Doktorları Sağlık Bakanlığı Kurumuna, hastaneleri, başka kurumlara bağlı sağlık sistemi geliştirildi. Sağlık sisteminde kurumlar ayrılınca ister istemez köklü sorunlar ortaya çıktı.

Sağlık sisteminin ayrılmaz en önemli sektörü, devlet tarafından tek el oluşturulan eczanelerden temin edilen ilaç sanayidir. 1985’li yıllardan başlayıp 2002 yıllına kadar derin sorunlar yaratılan sağlık sektörü, Türk insanına Gına getirmişti. Parası olmayanlar, hastanelerde ölen yakınlarını alamayanlar, hastanelerin ve sivil eczanelerde ilaç bulamayanlar, muayene ve ilaç kuyrukları yıllarca sürdü. Sağlık sistemi 20 yıl boyunca Türk milletinin derin bir yarası olarak Türk Sağlık tarihine damgasını vurdu.

Tabi olup bitenlerin Türk milletine anlatılması gerekirdi. Bunu da Arena adlı Ajans Hodri Meydan adlı televizyon programıyla meşhur Uğur Dündar bütün dünyaya duyurdu. Sayın Uğur Dündar hâlâ, Halk TV’de Arena adlı TV programı yapmaktadır.

1983’den, 2002 yılına kadar Uğur Dündar, Türk Televizyonlarında, “Nerde bu devlet” diye diye sayısız TV programları yaptı. TV programlarının çoğu, sağlık sisteminin en önemli parçası olan, hastanelerle ve hastalarla ilgiliydi. İlaç ve muayene kuyrukları, doktor ve personel yetersizlikleri, kurumlar arası iletişimsizlikler, sorumlu idarecilerin bulunamaması gibi köklü sorunları Türk milletine anlattı. Anlatmaktan çok, sağlık sisteminin sorunlarını Türk milletinin beynine yapıştırdı. 30 yaşından büyük olanlar çok iyi bilirler (Sağlık sistemindeki o kötü şartları yaşayanlar, şimdi yeni sistemi alkışlayıp, eskiden neden yoktu diye eleştiri yaptıklarını hatırlatalım).

2002 yılından itibaren sağlık sisteminde yeni çalışmalar ve düzenlemelerin başlangıç tarihidir. Sağlık sistemi Sosyal Güvenlik Kurumu çatısı altında, SSK, Bağ Kur, Emekli Sandığı gibi kuruluşları bir arada toplandı. Sağlık sistemi, Sosyal Güvenlik Kurumu çalışma bakanlığına, hastaneler birleştirilerek, doktor ve çalışanları da Sağlık bakanlığına bağlanarak sorunlar giderildi.

2005 yılından sonra, sağlı sisteminde, Devlet Hastaneleri yerini Şehir Hastaneleri ile değişime gidecek yasalar çıktı. 2016 yılından sonra Devlet Hastaneleri kalkarak yerini Şehir Hastanelerine devretmeye başladı (hasta garantili hastaneler olarak tarihe geçti).

Sağlık sistemi, küresel sermaye olarak adlandırılan, şirketler birleşmesinden oluşan küresel şirketlere yani küresel çetelerin şirketlerine teslim edildi. Sağlık hizmetlerinde kullanılan destek makinaları ve yaşam için tedavi amaçlı ilaç sanayimizde, küresel şirketlerin eline geçmiş oldu. Sağlık hizmetlerinde kullanılan destek ünite makine sanayimiz yok. Hastalık tedavisinde kullanılacak ilaç sanayimiz yok. Daha doğrusu milli üretim olmadığı için küresel çetelerin şirketlerine muhtaç edildik. Devasa büyüklükte Şehir Hastaneleri yapılarak, milyarlarca dolarlık, hastane içi hasta ihtiyaç üniteleri, hasta tedavi makine donatımlarını, yürüyen merdivenleri, ithal asansörleri, aklınıza gelebilecek her türlü ihtiyaçları küresel çetelerin şirketlerinden temin ettik.

Bunları temin etmemiz, lüks otel odaları gibi yataklarda tedavi olmanın karşılığında, Milli Sağlık sistemimizi, Şehir Hastaneleri adı altında, vergi ve harçlardan muaf tutarak, devlet ihale yasalarından arındırarak, devlet denetiminden ayırarak, üstüne de kira bedeli ödeyerek mükâfatlandırdık. Şehir hastanelerine sadece doktor temin ederek, diğer çalışanları küresel sermaye taşeronlarına verdik. Sağlık çalışanlarımızı çağdaş köle işçisi yaptık.

Değerli Türk milleti, Türk milleti olarak Milli kelimesini unuttuk. Unutunca da küresel çetelerin sömürülen ülkesi haline geldik. Bir zamanlar “Nerde bu Devlet” diye sağlık sisteminin sorunlarını Türk milletine anlatan Uğur Dündar beyefendiye çağrı yapalım.

Sayın Uğur Dündar, gazete yazılarınızda ve TV programlarınızda Mustafa Kemal Atatürk’ün ismini ağzınızdan düşürmüyorsunuz. Çok iyi bir Atatürkçü olduğunuzu anlatıyorsunuz. Mademki sonuna kadar Atatürkçüsünüz, o zaman Atatürk’ün birinci ve en önemli ilkesi Tam Bağımsızlık olduğunu biliyorsunuzdur. Atatürk’ün Türk milletine bıraktığı Tam bağımsızlık ilke mirası yok olmakta, bir zamanlar anlattığınız sağlık sitemi, küresel sermayenin eline geçerek, milli bağımsızlığımız ecnebilerin eline geçmekte küresel olarak Türk milleti soyulmaktadır.

Yapmış olduğunuz “Halk TV Arena programında nerde bu Devlet” diyerek, Şehir Hastaneleri gerçeklerini anlatmayı düşünüyor musunuz? (Gerçi ulusal hukuk sistemi korku imparatorluğuna dönüştü. Sayın Uğur Dündar da diğer gazeteciler gibi uyduruk sebeplerle tutuklanma ve yıllarca hapis yatma korkusu mutlaka vardır).

Süleyman Türkoğlu

Not; Sayın Uğur Dündar’a bu yazımı ve sorumu mail adresinden gönderdim, cevap bekliyorum.

Bu yazı için bir yorum yap..



Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt   Eser ÜRKÜT   eser@egehaberleri.net

 

14 Haziran 2020

“Kedi beslemek günahtır, abdest bozar” diyenlerin yazıyı mutlaka okumasını isterim. Ayrıca Allah’ın yarattığı hiçb... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

01 Haziran 2020

Sanırım coronavirüs, bizi duruma alıştırıyor. Bugün, dördüncü serbest dolaşma günümüz. Bugün de biz, atmış beş yaş... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

22 Haziran 2020

Sezon finali yazım 11 Mart 2020 tarihiyle kendimizi o öldürücü salgının içerisinde bulduk, pandemi süreci halen... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

19 Haziran 2020

Yıl 2014, Bodrum Bitez'de, büyük bir mandalina bahçesinde, doğaya zarar vermeden yerleştirilmiş masalar, ağaçlara ... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

05 Mayıs 2020

Toprağa sımsıkı sarılan çiçeğin küskün sevgiliye doğru olan yolculuğu (4, son) Sanatçıların, Duvarların ve Aşk’... devamı

Merve Küçük

 

 

  Merve KÜÇÜK   mrv.kck1323@gmail.com

 

20 Mayıs 2020

İnsanın duyguları dalgalara benziyor. Bazı olaylarda o kadar sakin ki, bazı olaylar da kayaları delen, parçalayan ... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

 

Ege Haberleri

Son Yorumlar