Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Üç Mektup
Bu yazı  111 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Zamanı devletin birinde, yeni bir kişi Başbakan olmuş. Başbakanlık koltuğuna oturunca, aklına eski başbakanlardan tecrübe kazanmak için bilgi almak gelir ve birine gitme kararı alır. Eski başbakanlardan birine gider.

Sayın başbakanım, malumunuz, ülkemize yeni başbakan seçildim, sizlerin tecrübelerinden yararlanmak için teşrif ettim” der. Eski başbakan da, kendisine çekmeceyi açarak üç mektup verir ve der ki;

Başın sıkıştığında, zora düştüğünde birinci mektubu aç. İşler kötüye gittiğinde devlet zora girdiğinde çıkamayacak duruma geldiğinde ikinci mektubu aç, baktın ki, durum kötüye gidiyor, kontrol edemiyorsan üçüncü mektubu aç” demiş.

Bizim taze başbakan teşekkür ederek ayrılıp makamına gelmiş. Mektupları çekmeceye atmış. Yandaki heyete dönerek “Biz adamdan tecrübelerinden yararlanmak istiyoruz, o bize mektup veriyor” diye zelzenişte bulunmuş.

Taze başbakan birkaç yıl başbakanlık yaptıktan sonra halk arasında homurdanmalar, aykırı sesler, kendi taraflarından bile eleştireler gelmeye başlamış. İşler sara sapmaya başlamış. Parti yönetimi, devletin ileri gelenleri, bakanlar, sorundan nasıl çıkacağız diye toplantılar yapmaya başlamışlar. Kötü durumdan çıkış yolu ararlarken, danışmanlarından biri başbakana “Sayın başbakanım, eski başbakanın verdiği mektuplar vardı ya, birinci açsak mı acaba” diye hatırlatıvermiş.

Başbakan hemen makamına gitmiş, çekmeceyi açmış, birinci mektubu alıp hızlıca açıp okumaya başlamış. Birinci mektup da “Zor duruma düşersen kendinden öncekileri suçla” yazıyormuş. Kendi kendine “Ben bunu daha önce niye düşünemedim” diyerek ertesi günden itibaren kendisinden önce ülkeyi yöneten bütün başbakanları, bürokratları, cumhurbaşkanlarını, milletvekillerini, üniversite hocalarını, bakanlarını, iş adamlarını, siyasetçileri, sanatçıları gazetecileri, televizyoncuları, askerleri, polisleri ve daha aklınıza kim gelirse eskilerin tamamını suçlamaya başlamış. Her gün eski yöneticilerden birinin ismini ortaya atıp bir sürü suçlamalar yaparak durumu birkaç sene idare ermiş. Eskileri kötüleyerek, çaktırmadan önünde gelen iki seçimi de kazanmış.

Üçüncü dönem başbakanlığı yaptığı sırada, eski devlet yöneticilerine yaptıkları suçlamaların, kurdukları kumpasların düzmece olduğu ortaya çıkmaya başlamış. Halk arasında ve beraber yürüdükleri devleti yönetenlerden, yandaşlarından dahi, aykırı sesler, homurtular yükselmeye başlamış. İşler kötüye gidiyormuş. Ülkenin durumu hiç iyi değilmiş. Halk nerdeyse ayaklanma çıkarma noktasına gelecekmiş. Terör olayları almış başını tırmanmış, her gün şehit veriliyor, hayat her geçen gün pahalı hale geliyormuş. İğneden ipliğe zam üstüne zam yapılıyormuş. Halk çaresiz ve perişan hale gelmiş.

Zamanın birindeki devleti yöneten başbakan göreve geldiğinde acemiydi, ama şimdi üç dönemlik başbakan olarak tecrübe sahibi olmuştu. Devlet erkânıyla devamlı toplantılar yapıyor, yönettiği devletin içinde bulunduğu zor durumdan çıkmanın yolunu arıyorlarmış. Danışmanlarından biri, eski başbakanın verdiği mektupları hatırlatmış. Başbakan ivedilikle makamına gitmiş, çekmeceyi açmış, ikinci mektubu açmış hemen okumuş. İkinci mektup da “İşler çok kötü hale gelirse, iş çıkmaza doğru gidiyorsa, yanındakileri suçla” yazıyormuş. Zamanı devrin Başbakanı “Tüh ya! Bunu nasıl düşünemedim” diyerek ertesi gün en yakınından başlayarak beraber yürüdükleri arkadaşlarını kötülemeye başlamış.

Önce Cumhurbaşkanını değiştirip, kendisi makama oturmuş. Kendi başbakanlığı yerine kendi yakın arkadaşını oturtmuş. Bir yıl dolmadan hızını almayıp onu da kötüleyip görevden almış. Bunun yanında Bakanlar Kurulunu sık sık değiştirmeye başlamış.

Kendi zamanında kendi imzasıyla göreve getirdiği, asker, polis, hâkim, savcı, gibi devlet erkânını vatan haini, bölücü, üçkâğıtçı, ülkeyi parsel parsel satmak gibi suçlamalarla çoğunu kendi teşkilatından devlet yönetiminden atmış, ya da hapse göndermiş. Her gün yakınlarını kötülemeye devam etmiş. Eski başbakandan aldığı ikinci mektubun o kadar tesirinde kalmış ki, hiç kimsenin ummadığı isimleri dahi kötüleyerek dışlamış. Kendi teşkilatında yıllarca yöneticilik yaptırdığı yakın çevresinde panik ve korku sarmış.

Kötülediği yakın çevresine diğer devletler sahip çıkmaya kalktıysa, sahip çıkan devletler de nasibini almış. Bu yüzden komşu ve iş birliği yaptığı ülkelerden hiç dostu kalmamış. Ama kendi ülkesi içinde kötülediği çevresine sahip çıkan ülkeleri terörist, hain, işbirlikçi olarak gösterdiği için, kendisi halk kahramanı olmuş.

Bu hikâyeyi yıllar önce bizim nakliye işlerini yapan Kuşadası’nda “Pehlivan dayı” anlatmıştı. Pehlivan dayıya hikâyenin sonunu sordum, hatırlayamadı.

Zamanı devrin Başbakanı üçüncü mektubu açmış mı diye sorduğumda “Sonra anlatacağım, devamı uzun hikâye, şimdi zamanım yok” dedi. Aradan zaman geçti, duydum ki, “Pehlivan dayı” ölmüş. Allah rahmet eylesin, hikâyenin sonunu araştırıyorum. Bu hikâyeyi bilen varsa sonunu bana yazsınlar, çok merak ediyorum(!)

Süleyman Türkoğlu, Araştırmacı Yazar

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

03 Aralık 2018

Tüm dünyada engelli insanların sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek amacı ile Birleşmiş Millet... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

10 Aralık 2018

“Okula ilk gelişinizi, tanışmamızı dün gibi hatırlıyorum: Ürkek bakışlarla etrafınızı inceliyor, annelerinizin etek... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

15 Kasım 2018

Özgür Büyüktanır, muhteşem bir insan ve baba. Kendisini Kuşadası'nda düzenlenen, Yerel yazarlar Şenliğinde tanıdım.... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

22 Kasım 2018

Artık çocuk eğitiminde farklı bir fikir okumam diye düşündüğümde, hep başka fikirler çıkıyor karşıma. En doğru dene... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri