Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Takım Elbiselerim
Bu yazı  1.189 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

İmece usulü nedir?
İmece, bir köy ya da köy topluluğu içinde işlerin ortak yapılmasıdır.
İmece usulü yapılan işler:
Köyün kanalizasyonunun yapılması,
Düğün yerlerinin kurulması,
Okul inşaatı,
Cami inşaatı,

Hayır işlerinde gereken ortak çalışma, köyde bilumum inşaat için para toplamak.
Köyün ortak işlerinin imece kararı, muhtar ve ihtiyar heyeti tarafından alınır.

Bir de aileler arası dayanışma imeceleri vardır;
Yalnız yapılarak uzun sürecek işler, topluca yapılarak zevkli hale getirilir.
Bir gün komşunun bahçesi topluca kazılır, ekme biçme işi birlikte yapılır; Başka bir gün de diğer ailenin işi görülür. Böylece yapılan işler daha zevkli ve eğlenceli hale getirilir.

Kış günlerinin neşesiydi fındık ayıklama imeceleri. Ortaya kocaman, iki tarafı kulplu, derin, içinde pekmez pişirilen bakır tavalar, fındık ayıklamada da bize hizmet verirdi. İçine ayıklanacak kabuklu fındıklar tepeleme doldurulurdu. Etrafına da on onbeşer, belki de yirmişer kişinin üzerine oturabilecekleri, iskemle destekli tahtalar yerleştirilirdi. Üzerine de kilimler örtülür rahat oturma olanakları sağlanırdı. Evlerimizin avlu bahçesinde genellikle ikişer grup halinde oturulurdu. Karşılama türküler yakılır, bir taraftan da fındıklar ayıklanırdı.

Bazen de herkesin başından geçen ilginç olaylar dile getirilir; yükselen kahkahalar gecenin karanlığında köyün fındık bahçelerinde ya da karşı dağlarda yankılanırdı. Evin bahçesi de ehil kişilerin maharetleriyle hazırlanmış direklerde asılan lüks lambalarıyla aydınlanır, romantik hava verilirdi.

Güneşli bir günün akşamında, imece sırası bizdeydi. Evimizin bahçesine iki grubun oturabilecekleri düzenek hazırlanmış bakır pekmez tavalarının içine tıka basa, kabuklu fındıklar yerleştirilmişti. Tepemizden, bizi aydınlatan lüks ışıkları altında fındıklarımızı ayıklıyorduk.

Neşemize diyecek yoktu, herkes başından geçen en komik olayları anlatıyor kahkahalarımız, karanlıklarda yankılanıyordu. Cemal söz aldı; “Sizin anlattıklarınız, benim anlatacaklarımın yanında kısa metrajlı film bile olamaz” demişti.
Buyurun Cemal’i dinleyelim;

Annem, bütün olanaklarını kullanmış amcamın oğlu Osman’la bize, okumamız adına Trabzon’da, bir ev kiralamıştı. Bazen annem geliyor, bazen de amcamın karısı, yengem geliyor ihtiyaçlarımızı görüyorlardı. Nuriye yengem, kül yutmaz bir kadındı; Onu kandırmak biraz zor olduğundan, onun baktığı günler, pür dikkat derslerimize çalışırdık. Sıra, anneme gelince; Bana aşırı düşkün olduğundan, biraz da baba eksikliğimizi tamamlama görevi üstlendiğinden, kıyamaz kolay ikna edilir durumdaydı.

Annemin yumuşak karnı da dine aşırı düşkün oluşuydu, haliyle bizi de dini yönden de iyi yetişmemiz taraftarıydı. Bizde de gençlik ağır basıyor, her daim ders çalışmak istemiyoruz. Ara sıra da tek eğlence aracımız olan sinemaya gitmek istiyoruz. Anneme, sinemaya gitmek istediğimizi bildirsek, izin vermeyecek, izinsiz gidersek de biz rahatsız olacağız. Osman’la karar verdik, başka bir taktikle evden çıkmalıydık;
“Osman, bu akşam hangi caminin hocası iyi vaaz veriyor, hangi hocayı dinlesek?”
“Ben arkadaşlara sordum, meydan camiinin hocası iyi vaaz veriyormuş”
Trabzon’da topu topu iki sinema vardı, o da biri Meydan’da, diğeri de Uzun Sokak’taydı.
Annem; “Aferin evlatlarım, hep bu dünya işleriyle uğraşmak olmaz, biraz da öbür dünyaya hazırlık yapın, camilere de gidin hocaların vaazlarını de dinleyin, dönüşünüzde bana da hocanın söylediklerini anlatırsınız”
Ayakkabılarımızı ısıtıp çoraplarımızı hazırlıyor, neredeyse ceketlerimizi de giydirecek. Aslında cami hocalarının vaazları, dediklerimiz, sinemadaki filmler, erken çıkıp sinema biletlerimizi alıyoruz.

Akşam dönünce de heyecanla sorardı.
“Hoca, neleri vaaz etti, neleri anlattı?”
“O!.. Anne, neleri anlatmadı ki; Cennet, annelerin ayakları altındadır, annelerinizin dizinden yukarıya bakmayın!”
Annem mutlu, biz mutluyduk.

Bazı günler de amcamın kızı Ayşe, bizim bakımımızı üstlenirdi. Esasen festival günleri, tam da Ayşe’nin sırasında başlardı; Ayşe, elindeki nakit harcamalarında çok titiz davranırdı. Pazardan yaptığı alışverişlerle, akşama nefis yemekler hazırladığını düşünürdü.
Akşamları sorardık;
“Ayşe, bu akşam bize ne pişirdin?”
“Patates yemeği”
Tencerenin başına geçip kapağını açardık;
“Ayşe, burada sadece su görünüyor ama derinlerde, birkaç patates var galiba”
Osman;
“Geriye çekil Cemal, elimdeki kepçeyle dalış yapacağım, patatesleri yakaladıkça tabağına koyarım.
İşte!.. Bir tane patates yakaladım, getir tabağını, bir daha, bir daha…”
Cemal;
“Şimdi sıra bende; Osman, getir tabağını, dalış tamamdır, bir patates kepçede; getir tabağını” Böylece, patatesler yakalandıkça Allah ne verdiyse tabağımıza dolduruyorduk.
Ayşe’nin de biz eğlendikçe ağlaması artıyordu; Hiiii!..
“Vallahi de billahi de size daha yemek yapmayacağım”

Biraz eğlenir, döner Ayşe’nin gönlünü alırdık. Ayşe de temiz kalpli çabuk her şeye kanan kardeşimiz.
Bir akşam, Osman’la aramızda espri yollu bir sohbete girmiştik; elimizdeki nakitleri tükettiğimizden dem vuruyorduk.
Osman;
“Ne yapalım, elimizdeki ceketleri satar harçlık yaparız” demişti. Bizim de topu topu, birer takım elbiselerimiz vardı; kırk kat muşambaya sarar gibi, beyaz Sümerbank bezlerine sarmış odalarımıza asmışız. Özel günlerimizde, bayramda seyranda giyiyoruz. Ertesi günü biz okula gittik, Ayşe de temizliğini, yemeklerini yapmış cam kenarında oturarak dışarıyı seyrediyor.
Sokaktan, el arabasıyla geçen eskici, bağırıyor;
“Eski bakırlar, eski ev eşyaları alırım…”
Ayşe, pencereyi açarak soruyor:
“Eskici, takım elbiseler de alıyor musunuz?”
Eskiciyi çağırıp takım elbiseleri gösteriyor. Eskici de Ayşe’nin kolay yem olduğunu hemen kavrıyor. Takım elbise başına, onar lira veriyor.
Akşam eve geldik, Ayşe’de, bir sevimlilik…
“Ayşe, sana ne oldu; sende değişik bir heyecan var?”
“Ben bir şey biliyorum ama söylemem”
“Ayşe çabuk söyle, ne oldu?”
“Size, bir sürprizim var, artık paradan ağlamayacaksınız”
“Ayşe, piyango biletinden ikramiye mi çıktı?”
“Şimdi söylemem, yemeklerimizi yedikten sonra söyleyeceğim”
Ayşe de mutlu olduğuna göre ağlamayacak; biz, fasulye tenceresinin başına geçip, kepçeyi alıp dalışlar yapıyoruz.
“Kepçeye iki fasulye geldi!” diyorum.
Osman, kepçeyi eline alıp bağırıyor.
“Benim kepçeme üç fasulye düştü! Bu sefer yakalayamadım!”
Ayşe;
“Ben, keyifliyim, bu akşam kızdıramazsınız, sizi, zengin yapacağım, artık paradan ağlamayacaksınız”
Yemeklerimizi yedik, Ayşe’nin olağanüstü durumuna şaşırarak son kez soruyoruz;
“Hadi Ayşe, söyle de odalarımıza geçip derslerimize çalışacağız”
Ayşe, omuzlarını yukarı aşağı oynatarak…
“Söz verin, yemeklerimle alay etmeyeceksiniz, yoksa söylemem”
“Sen ona takılma, sen söyle de biz düşünürüz”
Ayşe de bir an önce sürprizini söylemede heyecanlı olduğundan bizim de ne söylediğimizi pek duyma niyetinde değildi. Odasına geçti, aradan fazla vakit geçirmeden çıktı. Arkasında sakladığı ellerini havaya kaldırıp onar lirayı sallamaya başladı.
“Osman ağabey, al sana on lira, Cemal, on lira da sana”
Sözleşmiş gibi bir ağızdan:
“Nereden buldun bunları, annelerimiz gönderseydi bu denli az olmazdı?”
“Hah hah haaah!
Eskiciye, takım elbiselerinizi verdim”
Osman odasına koşuyor, ben odama, takım elbiselerin üzerine özenle örttüğümüz bezlerin içi boşalmış bezler boş sallanıyor!
Dizlerimizi dövmeye başladık; Osman dışarı fırladı, o bir yöne, ben başka bir yöne, Trabzon kazan, biz kepçe, gece yarılarına kadar, eskiciyi aradık.
Gitti, bizim canım, takım elbiseler pul parasına!

Cemal anlatıyor, aslında anlatmıyor tek kişilik Stand-Up yapıyor komediyi doğaçlama oynuyordu. O anlattıkça, bizler kahkahalarla yerlere yatıyorduk. Annem de gülmekten, fındıklarımı ayıklamadığınız gibi, sağlamları da ayıklanmışlara karıştırdınız. Yarın ayıklamada, başıma daha çok iş açtınız; ama boğazlarınız çatladı. Meyveler size iyi gelecek” Diye espriler yapıyor, bir taraftan da kocaman bakır süzgecin içine, yıkadığı meyveleri yerleştiriyor boşalan bakır tavaya koymakla meşgul oluyordu.

Bir takım elbise hikayesi de fındık imecemizi renklendirmişti. Gecenin yarısında, dağılma noktasına geldiğimizde; nefis meyveler, gülmekten kramp giren midelerimize ziyafet olmuştu.

Melahat Erten Tekeşin

  • Bu yazı ayrıca HÜRRİYETte de yayımlanmıştır..

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

03 Aralık 2018

Tüm dünyada engelli insanların sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek amacı ile Birleşmiş Millet... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

26 Kasım 2018

Ah Delia! Sana bir mektup yazmak istedim; bir vefa, bir veda olur mu, sen ister miydin, bilemiyorum. Ama öyle, ... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

15 Kasım 2018

Özgür Büyüktanır, muhteşem bir insan ve baba. Kendisini Kuşadası'nda düzenlenen, Yerel yazarlar Şenliğinde tanıdım.... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

22 Kasım 2018

Artık çocuk eğitiminde farklı bir fikir okumam diye düşündüğümde, hep başka fikirler çıkıyor karşıma. En doğru dene... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri