Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Sevginin Gücü
Bu yazı  963 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Sevgili anne babalar;

Hafta sonları bizim çocukları size gönderiyoruz. Bayrak sizde…

Tüm gününüzü, çocuklarımızla; sevgiyle, saygıyla, bilgiyle, görgüyle, kültürle neşeyle geçirmenizi dilerim. Benim için gerçek okul aile birliği budur. Ekibin bir parçası olduğumuz, eğitime kafa yorduğumuz, hepimiz birer eğitim gönüllüsü olduğumuzda çok daha hızlı yol alacağız.

Pazartesi günü eğitim bayrağını, çocukların çantalarından geri almak dileğiyle…

Öğretmen Ziya Selçuk

Sayın Milli Eğitim Bakanımızın İnstagram mesajı.

Bayıldım ben bu mesaja, nasıl arzulanan veli ebeveyn dayanışması mesajıdır böyle…

Çocuklara bizim çocuklarımız diyebilmek, öz anne babalarına hafta sonları “bizim çocukları size emanet veriyoruz;” diyebilecek kadar kendilerini bilmek…

Bu mesajın derinlerinde, öğretmenlerinden aldığı şefkati bulmam mı? Eğer sayın bakanımız, ilk karşısına çıktığı öğretmeninden şefkatle yoğrulmamış olsaydı, bugün bu mesajı yazmaya eli varmazdı. Bir vesileyle, gururlanarak, öğretmenini de kutlamak isterim…

Benim, diyebilmek: Yaptığınız her işi benimsemek, çalıştığım banka benim, süpürdüğüm sokak benim,  işyeri benim, çalıştığım ortam bana ait, diyebilecek kadar benimsemek…

Yine aynı iddiada bulunarak ilk öğretimin çocukların geleceğinde mihenk taşı olduğunu belirtmek isterim. Özellikle de birinci sınıflar. Okuma sevgisi, öğretmen sevgisi, insan sevgisi, sevgi, neşe ve alışkanlıklar adına ne varsa temeli birinci sınıfta atılır.

Şimdi ben, yeri gelmişken de sayın bakanımıza seslenerek yapılan büyük yanlıştan dönülmesini istirham etmek istiyorum:

Tüme varım metoduyla, yani önce harfleri kavratarak okuma- yazma alışkanlığı, heceleyerek okuma alışkanlığını getirir.  Bilindiği üzere, önce cümlenin bütününü kavrayarak parçalara ayırma yöntemiyle çocuk, bütünü görmeye alışır; konunun önce bütünü görür, ayrıntılarda boğulmaz. Karşıdan görünen binanın önce pencerelerini görmezsiniz; bütününü görür ayrıntılarını sonradan keşfedersiniz.

Çocukların sınavlarda ayrıntılarda boğulmalarının müsebbibi, harfleri teker teker öğretilerek birleştirmede yatar. Meslek hayatım içinde, iki metodu denenen dönemler geçirdim; aralarında atla eşek kadar fark vardır. İvedilikle, önce cümleyi kavratarak sözcükleri, heceleri, harfleri parçalayarak öğretilen metoda, yani tümden gelim metoduna geçilmesi gerekir; sen de kim oluyorsun da ahkam kesiyorsun denilirse de saygı duyarım!

Eğitim sevgi çocuk konuları olunca da incelemeyi severim. Radyoda TV kanallarında eğitim konuları işlenirken etrafımı duymam, konuşma konularına fokuslanırım. Daha çok bilmenin kime ne zararı var? Öğrenmenin yediden yetmişe olmadığını, kundaktan mezara kadar olduğunu savunanlardanım. Her kesimden insanların her kültürden alacağımız ne çok tecrübe ve alışkanlıklarımız vardır.

Şimdi yine anılarım depreşti bandı geriye sardım.

Gençlik yıllarım: Mutfak fayanslarımdan bir kaçı düşmüş ama kırılmamış, yedekleri var. Apartman görevlisinin karısını, merdivenleri silerken yakaladım.

Nurten, bir usta bulsan da şu fayanslarımı yapıştırsa” dedim.

Neresiymiş, bir görebilir miyim?” diyerek mutfağıma geldi.

A! Melahat abla, bunun için usta çağırmak olur mu? Ben şimdi onları hallederim. Siz şimdi, iki yumurta verin, biraz da un ve beni izleyin

Yumurtaları iyice çırptı; porselen bir tabakta bulamaç yaptı, fayansların arkalarına, bolca karışımdan sürerek, duvardaki düştükleri yerlere bir güzel bastırarak yerleştirdi.

Yarın sabaha kadar ıslak değdirmeyin” diyerek evimden çıkarak merdivenleri silmeye devam etti.

 O gün, bu gündür kimin evinde fayans eksikliği görürsem Nurten’i anar, aldığım bilgileri aktarırım.

Karakterim gereği, her gittiğim yerlerdeki gördüğüm değişiklikleri de kendime katmayı severim.

Bu aralar ülkemin dışında bulunuyorum; hani Avrupa Birliği’nden çıkmak isteyen, kendilerini Demokrasinin Beşiği sayan ülkeye gelmiştim. Ünlü bir sanatçımızın: “Doğduğum şehirde O.. vardı da biz mi okumadık?” dediği şehirdeyim.

Yarıyıl tatiline bizden önce girmişler, okullarının son gününde de çocukların gösterileri vardı.

Kaçırır mıyım, öğrenir öğrenmez, kendimi okul etkinliğinde buldum. Gördüklerimin aynısını size aktarıyorum: Salonun üçte ikisi velilere ayrılmış, üçte biri ile de çocuklara sahne yapılmış. Çocukların tümü sahnede, sinek vızıldasa duyulur, öğretmenler konuşmadan komutla orkestra şefinin yöntemiyle çocukları yönlendiriyorlar.

Baş öğretmen, giriş konuşmasını yapıyor: “Foto, kamera olaylarına girmeyiniz; alkışlamadan, her gösteri sonunda alkış hareketi yapınız, hatta, çok coşkulu yapınız ki, çocuklarımız onurlansınlar. Gerçek alkışlarınızı gösteri sonuna saklayınız” diyerek konuşmasını sonlandırıyor.

Her öğrencinin ön sırada bulunma düzeni ayarlanmış, her öğrencinin söyleyeceği bir sözcüğü olmuş ya da hareketiyle katılmış. Görevi sonlanan grupları yerlere bağdaş kurarak oturtuyorlar; çocuklar ayakta yorulmadıklarından sessizlik sağlanıyor.

Ara sıra da milli marşlarıyla velilerin katılımı sağlanarak, dikkat toplama yöntemine gidiliyor.

Dikkat toplama yöntemlerinden en ilginç bulduğumu da anlatmak isterim: Sunucu öğretmenlerden biri, kocaman posterlerle sahneye çıkıyor, bebek resimlerinden birini gösterip kim olabilir, diye soruyor. Çocuklardan heyecanlı açıklamalar geliyor, ünlü yıldızlara, futbolculara benzetiliyor. Ülkenin en tepesindeki yöneticinin olduğu açıklanıyor.

Sıra ikinci posterdeki çocuğa gelmişti; yine benzetmeler, kahkahalar sonucunda ters yüzünü gösterip şimdiki haliyle çekilmiş posterini gösterdi:

İşte, o bebek benim doğumum.

Doğmak bir başlangıç; ben bu dünyadan gereken sevgiyi almış mıyım?

Dünyayı, sevgiyle kucaklamış mıyım?

Sizlerle sevgi bağını kurmuş muyum?

Sizleri, sevgimle sarıp sarmalamış mıyım?

Sorgulamam gereken noktam bu olmalı diyerek sözlerine devam etti. Ben, sevgi üzerine söylenen söylenenlerde takılıp kalmıştım, ayrıca da yanımdaki suflörümden tercüme edildiğini de söylemek isterim.

Son okuduğum kitapta:

Homo Deus

Yarının Kısa Bir Tarihi

Noval Noah Harari

Son yazdığı kitabında, insan türünün dünyaya nasıl egemen olduğunu anlatan Harari, çarpıcı öngörüleriyle yarınımızı ele alıyor. İnsanlığın ölümsüzlük, mutluluk temalarını, bilim, tarih ve felsefe ışığında incelediği kitabının bir bölümünde de şöyle diyordu:

“İnsanlık, savaşın anlamsızlığının farkını varmaya başladı; gelecekte de tamamen anlamını yitirecek.

Yakın tarihlerde(1989) güçlü bir Sovyetler Birliği vardı. Rejimlerinin başarısızlıklarını gördüklerinde, dünyayı yerle bir edecek kadar güçleri Kızıl Orduları vardı ama tarihin derinliklerindeki devletlerde gördüğümüz katliamlar yaşanmadı.

Günün yönetim kadrosu, çantalarını alıp gitmeyi tercih ettiler. Bilgi, en güçlü silah olacak, kaleler, ülkeler zapt edilir ama bilgi zapt edilemez” diyerek, bir gelecek kurguluyordu.

Ben de diyorum ki:

İnsanlık bir gün, sevginin bir anahtar olduğunu, tüm düşüncelerin, sevgi içinde yoğrulunca şekilleneceğini, güçleneceğini görecek.

 Sevgi gücünün, tüm güçlerin üzerinde olduğunun farkına varacak.

 Savaşlar, kendi ilkelliklerinde boğulacaklar.

Ben kollarımı açtım, tüm çocukları, sevgimin gücüyle kucaklıyorum; tüm çocuklar, sevgiden buketler yaparak dünyayı donatsınlar…

Saygılarımla.

Melahat Erten Tekeşin

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt   Eser ÜRKÜT   eser@egehaberleri.net

 

14 Mart 2019

Ülkemizde, tıp bayramı 14 Martta kutlanmaktadır. Bugün de biz yeni bir tıp bayramını kutluyoruz. Osmanlı Padişahı I... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

18 Mart 2019

Komşuluk: Ev, işyeri, arazi, köy, şehir ve ülke bakımından yakın olanlara komşu dendiğini, hepimiz biliriz. Kom... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

04 Ocak 2019

Habib Gerez... Ressam, şair ve yazardır. 1926 yılında İstanbul'da doğmuştur.  Altmış beş yıldan beri çalışmala... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

26 Şubat 2019

Bir ırkın, bir etnik grubun sistemli bir şekilde yok edilmesini ifade eden soykırım (genodde) kavramı, pratik doğur... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri

Son Yorumlar