Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Güzüme Takılanlar 3
Bu yazı  826 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Yeni yerler keşfetmek beni heyecanlandırıyor. Bir ay öncesi, ailece karar verildi; parkı çok meşhur olan bölgeye gidildi. Yapraklar kışa yakalanmamaya direniyor gibiler; hala, kırmızı ve turuncunun tonlarını muhafazada başarılılar.

Park alabildiğine büyük, ucu bucağı görünmeyen cinsten ama tam ortasından, doğa koşullarını kirletmeden, beton olaylarına girilmeden, taşıtların geçmesine izin verilmiş. Burası, bir hayvan cenneti gibi. Bir ara, geyik sürülerine rastladık; inanılmaz güzellerdi, seyrine doyamadık. Hayvan avlanma gibi alışkanlıkları yok, kurallara, harfiyen uyuluyor. Yaptırımlarının bedeli ağır olur farkındalar, ya da doğayı korumanın getirisinin bilincindeler.

Yol, beni yormuş olacak, akşam başım ağrımaya başlamıştı. Telefonla bir yakınımı arayarak ne kullanabileceğimi sordum. “Oralarda, her istediğin ilacı alamazsın ama belki bebe aspirinini alabilirsin, bir dene istersen” dedi. Yarına Allah Kerim, diyerek kendi yöntemlerimi deneyerek güzel bir uyku çekmemi sağladım.

Ertesi sabah, gayet zinde olarak kalkmıştım. Kahvaltımı yaptıktan sonra, hem bana yürüyüş olur düşüncesiyle, bebe aspirini bulundurma fikrini önemseyerek yola çıktım.

Festival tam da eczaneye girip bebe aspirini alacağım zaman başlamıştı.

“Bebe aspirini alabilir miyim” diye sordum.

Doktor “reçeten var mı” dedi.

Yok dedim bölük pörçük bildiğim dilleriyle: “Ama, benim için almak istiyorum; kesinlikle bebeğe kullanılmayacak” vücut dilimi de kullanarak ikna etmeye çalıştım.

Adeta telefon zinciri kurup en tepeye kadar sordular.

Sonuç: Endişeli bakışlarla, şaşkın ifadelerle, almamın imkansızlığını bildirdiler; elim boş evime döndüm.

 Gözünü sevdiğim memleketim, komşum Ayşe bacım, hastalığıma teşhis koyar, “ben seni iyi yaparım” tebessümü ile, kocasına kullandığı ilaçlardan bile verirdi.

Ah, memleketim ah!

Yıllar önce de buna benzer olayın, daha beterine yakalanmıştım.

Kızım, daha başka şehirde, daha başka bir evde yaşıyordu.

Başıma ne mi gelmişti?

Buyurun, hizmetinize sunuyorum:

Buralarda değişik şehir fark etmiyor, hemen hemen bütün evler bahçeli, haliyle dışarıdan gelen misafirler de eksik olmuyor.

Bir sabah, mutfağın alt dolabını açtım; sevimli misafirler dışkılarını bırakmışlar.

Bende çareler tükenmez, bir büyüğümüzün sözüdür, özenle sakladığımız yiyeceklerinden yol güzergahlarına koydum.

Ertesi sabah, dolap kapısını açtım. Ne görsem beğenirsiniz, yan yatmış bir çift göz, kıpırdamadan bana bakıyor!..

Operasyon tamamlanmıştı ama elimdeki malzemem de bitmişti.

Köklerini kurutmam gerekiyordu, kaçan göçen olur düşüncesiyle, yeni bir paket almak üzere yola koyuldum. Doğru şehir merkezine, tarif üzerine, bu tip haşerelerin ilaçlarının satıldığı dükkana girdim.

Tezgahtar kıza yanaştım, bizim mutfağa farelerin dadandığını, akşam yemeleri için zehir koyduğumu, sabah da dolap kapağını açınca, gözleri açık farenin bana baktığını, vücut dilimi de kullanarak hararetle daha iyi anlamalarını sağlamak üzere anlatıyorum.

Kızın, birdenbire gözleri büyüdü, yerinden zıplaya zıplaya, böğürmeye başladı. Bir şeyler anlatıyor, çok hızlı konuştuğu için bir şey anlamıyorum.

Kız anlattıkça, herkes başına toplandı; bütün gözler, hayretler içinde bana çevrildi. Katilmişim  gibi bana bakıyorlar, şaşırdım kaldım!..

O arada, yanıma biri geldi.

“Yardım edebilir miyim” diye benim dilimden konuştu.

“Gökten, zembille mi indiniz” diyerek neredeyse boynuna sarılacaktım.

“Ben, İranlıyım İstanbul’da Kapalıçarşı’da dükkanım vardı, orayı kapattım; ileride gördüğün dükkan benim, beş yıldır buralardayım” dedi.

Adama durumu anlattım: “Topu topu bir fare zehri alacaktım, katil muamelesi yapıyorlar”

Adam onları dinledi ve bana döndü:

“Ne yaptın komşu, sen, ballandıra ballandıra fareleri öldürdüğünü anlatmışsın. Üstelik sen, yanlış yere gelmişsin. Burası kozmetik satılan dükkan, tezgahtar da hayvan sever!”

Nasıl yani, yanlış bir şey mi yapmışım “burası yanlış dükkan” diyebilirlerdi.

Farelere: “Buyurunuz, sizi, salona alayım, köşe başındaki koltuklarda, bacak bacak üstüne atıp oturun; size  köpüklü Türk kahvesi yapayım. Şekerli mi, sade mi istersiniz” diyecektim?

Onlar, bilim adına, (gerçek bilim adamlarını tenzih ederim) farelere neler yapıyorlar. Fareler, dünyaya geldiklerine, geleceklerine bin pişman durumdalar!

Daha neler neler derdim de dillerini tam bilmiyorum.

Öyle: “Bu bir kalemdir, bu bir masadır, şu bir pencerediri” öğrenerek başka bir dili konuşamıyorsun!

Gerisini anlatmama gerek yok…

İki gelişimde de, “gözüme takılanlar” değil de, “vay başıma gelenler” olmuştu!

Ben, bir memleketime döneyim, ne işim var elin memleketinde!

Bebe aspirinimi de alırım, fare zehrini de…

Saygılarımla.

Melahat Erten Tekeşin

1 yorum
  • avatar S. Eryılmaz
    07 Şubat 2019
    #1

    Çok sıcak gülümseten bir yazı olmuş. Ellerinize sağlık. Akıcı bir dille yazılmış.




*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt   Eser ÜRKÜT   eser@egehaberleri.net

 

01 Ekim 2019

Kültür seviyeleri birbirlerinden farklı iki ailenin bir piknikte yollarının kesişmesinin eğlenceli hikayesi sizi ç... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

09 Ekim 2019

Orta öğretimden mezun olmuştuk; Erzurum Nenehatun Kız Öğretmen Okulu’na yatılı girebilmek adına, ilk adım olarak k... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

Bazı insanlar vardır... Onlarla olmaktan mutlu olursunuz. Paylaştığınız her şeyin anlamı vardır. Nerede olursanız ... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

26 Şubat 2019

Bir ırkın, bir etnik grubun sistemli bir şekilde yok edilmesini ifade eden soykırım (genodde) kavramı, pratik doğur... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri

Son Yorumlar