Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Yarınsız Yaşamak
Bu yazı  313 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Her yerde bir telaş, bir korku, sokaklar ağır ağır boşalırken dükkânların kepenkleri birer birer kapanıyor. İşin farkına varanlar aylarca öncesinden telaşı yakalamış zaten, hazırlıkları son safhada, neyin telaşı neyin hazırlığıydı bu?


Elimizden hiç eksik etmediğimiz o vazgeçilmez haberleşme araçlarımızdan üretebildiklerimizi paylaşıp, henüz adını dahi öğrenemediğimiz o minicik virüsten korku dağları yaratıyoruz. Hikâyeler almış başını gidiyor, komplo teorileri üreten üretene, masallar hikâyeler hangisine istersen ona inan. Mesleğinin zirvesinde bir profesörümüz, dünyayı titreten bu virüsü yaşamaya çalışan minicik bir canlıya benzetip, “O da doğada yaşayan her canlı gibi, yaşam mücadelesi veriyor” diyerek olayı en doğal halinde sunuyor.

Peki, neydi bu soğuk algınlığından ölümcül salgına ulaşan küresel kâbus, Corona virüs ailesinden Covit 19 isimli genelde memeli hayvanlarda bulunan ancak insanlara da bulaşabilen bir virüs, alt solunum yollarına verdiği tahribatla ölümcül olduğu gibi kolayca bulaşabiliyor. Bu virüsün herhangi bir aşısı henüz bulunmamış, koruma önlemlerinden en önemlisi de izole olmak, bana çok tanıdığım birisini hatırlatıyor bu virüs ama her doğru her yerde söylenmez derler ya, bende kalsın.

Nihayet Corona virüs ailesinin muteber üyesi Covit 19 Mart ayı başında ülkemize giriş yaptı, bir yıl öncesinden bu muteberin ülkemizi ziyaret edeceği bilindiği halde diğer ülkeler gibi maalesef misafirimizi layığıyla ağırlamakta geciktik. Sonradan gelen telaş, alınan önlemler derken, vatandaşımız Covit 19 ile tanıştı.

Bilim kurulu önlemler uyarısıyla 65 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı olan vatandaşlarımız sokağa çıkması yasaklandı, yani ev hapsi. Olayın farkındalığında gönüllü karantina günleri başladı. Ben ve benim gibi şimdilerde de 68 78 kuşağı diye adlandırılan bizim kuşak için evde mahpusluk o kadar da zor değildi, 12 Eylül darbesini canlı canlı yaşamış bu kuşak için evde olmak, Hilton’da hapis gibi gelir, bir de günlük ekleyebiliriz.

17 18’li yaşlarımda tanıdım soğuk ranza demirlerini, sobası tüten dördüncü koğuşuyla bitleri hiç eksilmeyen Ulucanlar cezaevini. Işıklar içinde kal Yılmaz abi, Doğan abi, kalemin gücünü, kâğıda yürekten dökülen damlaların harfe dönüşmesiyle tanımıştım. Kısa sürmüştü mahpusluk günleri, sokaklar caddeler gene bizdeydi, 1977 yılı Taksim meydanında bir pankartın ucundan tutmak, alabildiğine “yarınlar bizim” diye bağırmakla, hain kurşunla yere düşenlere ağlamak da vardı o günlerimizde.

12 Eylül sabahında kapının önünde dikilen Mehmetçiğin gür sesiyle eve döndürülmüştük, sonra yakılan kitaplar, gecenin bir yarısında sıcak yatağımızdan kaldırılıp götürülüşümüz, hiç mahpusluk bitti diyemedik, kulağımız hep kapıda oldu, işte geldiler alacaklar bizi, bir Reno’nun tekerlek izlerinde kaybolur muyuz korkusu hep içimizdeydi. Bazen Emniyet müdürlüğü 1 Şubeye götürülmeye bile sevinirdik, “ya dal grubunda ifademiz alınırsa” diye hep korkuyla yaşadık. O korkuların içerisinde bile cesaretle direnmeyi bildik. Biz o günleri hep yarınsız yaşadık, yarınlarımız hep umudumuz oldu, o günlerde öğrendik biz yarınsız yaşamayı, şimdi dünya yarınsız yaşamayı öğreniyor.

Biz kapandık evlere gönüllü karantina, zaten yarınlarımız hiç olmadı, bir umut türküsüyle geldik bu günlere ama şimdi 20 yaş altı evlatlarımız da eve kapanacaksa en azından onlar bilsin hayallerinin ötesinde yaşayacaklarını, onların mavi masmavi gökyüzünü karartmayın, verin umutlarını, güvenle baksınlar yarınlara, en azından umut da kalmasın gözleri.

Hani o günler var ya o günler, 6. Filoyu kıble yapıp secde serdiğiniz, O köy enstitülerini kapattığınız, Kızıldere’de vurulan gençlerimiz, darağacına yolladığınız fidanlarımız, Maraş’ta, Çorum‘da boy gösterip, Sivas’ta insanları otele doldurup, yaktığınız o günler. O günler de bizim yarınlara baktığımız yerden baksaydınız, İnsandan Bilimden yana olabilseydiniz, bu günler de olmazdı belki. Biz mavi gökyüzünün kıymetini iyi bilenlerden olduk, ama hiç o mavi gökyüzüne kavuşamadık, o yüzdendir çocuklarımızın adını hep mavi renkli koymamız, biz hep mahpuslarda olsak da, çocuklarımızı hep maviliklerde düşledik.

Sevgi ve düşüncelerinizi paylaşarak çoğaltmak için bana iletilerinizi göndermeyi sürdürün, inanıyorum ki, paylaşarak çoğaltacağımız o sevgi ve düşüncenin aydınlatacağı bu yolda bizler mutlu olacağız.

Vatandaş Ekrem Örsoğlu

1 yorum
  • avatar Ilker
    05 Nisan 2020
    #1

    Saygılarımla Ekrem abi. Güncel, toplumla alakalı bilgilendirici yazılarınızı hem facebookta ayreten bu siteden fırsat buldukça takip ediyorum. iyi günler dilerim




Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt   Eser ÜRKÜT   eser@egehaberleri.net

 

10 Mayıs 2020

Anneler Günü, anneleri anmak ve onurlandırmak amacıyla tüm dünyada farklı zamanlarda kutlanan özel gün.Anna Jarvis'... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

01 Haziran 2020

Sanırım coronavirüs, bizi duruma alıştırıyor. Bugün, dördüncü serbest dolaşma günümüz. Bugün de biz, atmış beş yaş... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

29 Mayıs 2020

Bir sosyal medya paylaşımının dahi insanları demir parmaklıklar arkasına gönderdiği bu günlerde, doğruları kalemde... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

Taş plak 19. Yüz yıl sonlarında ortaya çıkmış gramofonla çalınan, 78 devir plak ürünüdür. Plak Türkçeye TAŞ PLAK o... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

05 Mayıs 2020

Toprağa sımsıkı sarılan çiçeğin küskün sevgiliye doğru olan yolculuğu (4, son) Sanatçıların, Duvarların ve Aşk’... devamı

Merve Küçük

 

 

  Merve KÜÇÜK   mrv.kck1323@gmail.com

 

20 Mayıs 2020

İnsanın duyguları dalgalara benziyor. Bazı olaylarda o kadar sakin ki, bazı olaylar da kayaları delen, parçalayan ... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

 

Ege Haberleri

Son Yorumlar