Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Atatürk ve Gençlik
Bu yazı  370 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Prof. Dr. Cem’i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirtmektedir. Bizlere yazılı en büyük armağanlarından biri olan Büyük Nutkun sonunu Atatürk: “Bugün vâsıl olduğumuz netice, asırlardan beri çekilen millî musibetlerin intibahı ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu neticeyi, Türk gençliğine emanet ediyorum. Ey Türk gençliği!” diye başlayan ünlü hitabesiyle bitirmiştir. Bu hitabenin son paragrafında ise gençliğin sadece kendi zamanında yaşayanlar olmadığını, onların bütün gelecek nesillerimiz olduğunu açıklar ve: “Ey Türk istikbalinin evlâdı!” hitabını kullanır.

En ateşli vatanseverlerin bile güçsüz kaldıkları günlerde Mayıs 1918’de bir fotoğrafının üzerine şunları yazmıştı: “Her şeye rağmen muhakkak bir nura doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki payansız muhabbetim değil; bu günün karanlıkları ahlâksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ziya serpmeğe ve aramağa çalışan bir gençlik gördüğümdendir.” O, bu satırları yazdığında Anafartalar Zaferi’nin kahramanı idi. “Ben size taarruz değil, ölmeyi emrediyorum.” dediği ve vatanları için ölüme seve seve giden genç şehitlerimizin kumandanı olarak askerî zaferlerimizin aziz şehitlerimizin kanlarıyla sulandığını biliyordu. Türk gençlerinin yüksek vatanseverliklerini bilen Atatürk’ün bütün ümidi hep gençlikte olmuştur.

Bir geçit töreninde gençleri gördükten sonra, o akşam sofrada Cumhuriyetin düşebileceği tehlikelerden bahsedenlere: -“Mustafa Kemaller yirmi yaşındadır.” demişti. Her gençte kendini görürdü. “Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” derken, istikbalin Türk çocuğunun, Türk gencinin, ecdadı içinde Atatürk’ün batmayan bir güneş gibi ışık saçan düşüncelerini yapacağı büyük işlere rehber edeceğini herhalde biliyordu. Nitekim, biraz evvel bahsettiğim Gençliğe Hitabe’sinde örnek olarak verdikleri kendi yaptıklarıdır.

Mayıs 1918’de gençliğe olan inancını belirten cümleleri yazdıktan tam yirmi yıl sonra 1938, 19 Mayısında Atatürklü rahatsızlığı gittikçe artmasına rağmen, stadyumdaki törende görüyoruz. Bilmeksizin Türk gençliğine orada veda ediyordu. Aynı yıl Mayıs’ın 19’ncu gününü Gençlik ve Spor Bayramı olarak kabul eden kanunun gerekçesinde: “En büyüğümüz Atatürk, geleceğin en kuvvetli teminatı olan Türk gençliğine bugünün ayrılmasını tensip eylemişlerdir.” denilmekteydi.

Gene aynı gerekçede: “İnsanlık tarihinin, insanlık ve medeniyet lehine olarak talihini ve gidişini değiştirdiği gün” olarak tanımlanan 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa, 38 yaşında genç bir general olarak Anadolu topraklarına ayak basarken, büyük amacını gerçekleştirecek gücü, bizzat kendi gençliğinden ve Türk gençlerinden alıyordu. Bu gücü, ölünceye kadar hep arkasında hissetmiştir.

Hastalığını kapsayan son yıllarında, kendisi, Hatay meselesinden pek üzüntülü idi. Hatay, Misak-ı Millî sınırları içinde ve fakat o güne kadar yurt bütünlüğüne katılamayan Türk toprağı idi. “Yurtta sulh, cihanda sulh” vecizesinin sahibi büyük insan, çok sevdiği gençleri ölüme sürüklememek için Türkiye’yi harbe sokmadan, Hatay’ı Fransa mandasından kurtarmak için çırpınıyordu. Hekimlerin kendisine uzun ve tam dinlenme tavsiye etmelerine rağmen Atatürk bu tavsiyeyi tutmadı. Hatay davasına büsbütün sarıldı. Son zamanlarında sanki hastalığı değil, en büyük derdi Hatay meselesi; en büyük arzusu Hatay’ı Türk toprağına katmaktı.

Bir akşam umumî bir yerde rastladığı Fransız büyükelçisine yine bu meseleyi açmıştı. Bir aralık: -“Beni üzüyorsunuz!” dedi. Türkçe söylemişti. Salonda bu sözü duyan bir genç ayağa kalkarak: -“Atatürk, sen üzülme! Arkanda biz varız.” diye bağırdı. Atatürk başını sesin geldiği yana çevirdi. Yüzünde bir sevgi açılışı vardı. Gözlerini gence ve arkadaşlarına dikerek “Biliyorum çocuğum. Bunu bildiğim için, böyle konuşuyorum.” dedi.

19 Mayıs 1938’de Ankara’daki törende veda ettiği Türk gençlerini, 29 Ekim 1938 Cumhuriyet Bayramı gecesi son bir kere daha gördü. Gençler, Boğaziçi vapurlarından birini tutmuşlar, Dolmabahçe Sarayının rıhtımına yaklaşmışlar, sevinç gösterileri yapıyorlardı. Atatürk, kesik kesik konuşarak pencereye gitmek istediğini anlattı. Kollarına girdiler, pencere kenarındaki koltuğa oturdu, eli ile gemiye işaret etti. Vapurda bir kıyamettir koptu. Gençler hep bir ağızdan: “Dağ başını duman almış, Gümüş dere durmaz akar” marşını söylüyorlardı. Atatürk mırıldandı:

-“Bu bayramlar ve yarınlar sizindir, güle güle!” dedi ve yatağına döndü.

Ölümü istemek bir cesaret değildir ama ölümden korkmak ahmaklıktır” diyen Atatürk, elliyedi yaşında, genç bir devlet kurucusu ve başkanı olarak öldü.

– “Maksat bizim yaşamaklığımız değil, maksat milletin yaşamasıdır.” diyen Atatürk, sadece, dağılış ve batış kaderine mahkûm gibi görünen Türklüğü yaşatmakla yetinmedi, büyük bir inkılâpçı olarak ölünceye kadar fikirleri uğruna mücadele etti. O’nun ilkeleri ve inkılâpları sayesindedir ki, Türklük, gelecek zamanlara doğru yaşayacak güce kavuşmuştur. Bu gücün temsilcileri her yeni neslin Türk gençleri olacaktır. Gençlerimiz, Atatürk’ü yaptıklalarıyla değerlendirdikçe, düşüncelerini ve ilkelerini okuyup anladıkça, O’nun ilericiliğinden ve medeniyetçiliğinden asla tâviz vermeyeceklerdir. O diyor ki:

-“Dünyada insan olarak yaşamak isteyenler, insan olmak özelliklerini ve gücünü kendilerinde görmelidir.

Gençlerimiz, milletlerin medeniyet ve kültürünün onların devlet hayatlarında, ekonomik hayatta ve güzel sanatlarda, ilim ve fennin verilerini bilerek kullanmalarına bağlı olarak yükseleceğini kesin olarak anlamış bulunmaktadırlar.

Atatürk: -“Biz büyük bir inkılâp yaptık. Ülkeyi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük.” der. Gençlerimiz, ülkemizin tekrar ortaçağlara dönmesine izin vermeyeceklerdir. Onların hedefi, Atatürk’ün işaret ettiği gibi: “En medenî ve en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmek”tir. “Millî kültürümüzü medenî milletler seviyesi üstüne çıkarmak”tır. Bu nasıl olacaktır?

Atatürk, bunun da yöntemini öğretmiştir. Der ki:

-“Saygıdeğer gençler, yaşamak durmadan uğraşmaktır. Bundan dolayı hayatta iki şey vardır. Yenmek ve yenilmek. Size, Türk gençliğine bırakıp emanet ettiğimiz vicdanî inanç, yalnız ve durmadan yenmektir. İnanıyorum ki, her zaman yeneceksiniz. Milletin yükselmesi şartları ve sebepleri için yapılacak şeylerde, atılacak adımlarda kesinlikle bocalamayın. Milleti o yüksek dereceye götürmek için dikilecek engelleri hep birlikte önleyeceğiz. Bunun için kafalarınıza, bilgeliğinize, bilginize, gerekirse bileklerinize, pazılarınıza, bacaklarınıza başvuracak ama sonunda kesinlikle o hedefe ulaşacağız.

Atatürk hedefe ulaşılacağından neden bu kadar emin olabiliyor? Bunu da şöyle açıklar: “Yüzyıllardan beri Türkiye’yi yönetenler çok şeyler düşünmüşlerdir. Ama yalnız bir şeyi düşünmemişlerdir: Türkiye’yi. Bu düşüncesizlik yüzünden Türk vatanının, Türk milletinin karşılaştığı zararları ancak şu tutumla giderebiliriz: O da artık Türkiye’den başka birşey düşünmemek. Ancak bu düşünceyle hareket ederek her türlü kurtuluş ve mutluluk hedeflerine ulaşabiliriz.” Tabii bütün bu sözleri söylerken eşsiz Atatürk; gençliğin âşığı, elinden tutucusu, yol ve yöntem göstericisi, önderi bu büyük insan, gençlere olan büyük güvenine dayanıyordu.

Konuşmamı O’nun bu konudaki şu inancını tekrarlayarak bitirmek istiyorum:

-“Gençler! Cesaretimizi güçlendirip devam ettiren sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile, insanlık meziyetinin, vatan muhabbetinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız.
(ALINTIDIR)

anitkabir

 

 

 

3 yorum
  • avatar Celal Yalçın
    02 Haziran 2013
    #1

    İşte o aldığımız terbiye, eğitim bugün bizi yerimizde duramaz hale getirdi. Ağzınıza sağlık. Bu aydınlık düşüncelerinizle, bizlere yaptığınız uyarılar için. Bu ülke kolay kazanılmadı . Demokratik yönetimi şıp diye kolaylıkla kurmadık. Öyleyse ; Atamızın söylediği gibi Onu korumak, kollamak bizim asli görevimizdir.Haydi herkes elinden geldiğince katkıda bulunsun, demokrasiyi savunsun. Bu bizim boynumuzun borcudur.

  • avatar Murat Gokturk
    20 Ağustos 2015
    #2

    Yureginize kaleminize saglik. Oncelikle sehitlerimizin ruhu sad olsun. Evet bu vatan kolay kurulmadi ve asla parcalanmayacak. Gerekirse canimizi seve seve feda edecegiz. Bizim baska gidecek bir vatanimiz yok. Aziz sehitleeimizin kanlariyla sulanan bu topraklari canimizin pahasina korumaya devam edecegiz.

  • avatar mom jeans
    20 Mayıs 2017
    #3

    Ellerinize sağlık çok güzel bir yazı ele almışsınız.




*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirt... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

30 Nisan 2018

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin,... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

16 Mayıs 2018

İzmir’in Kemalpaşa İlçesine bağlı, 250 haneli yemyeşil bir doğada yer almış NAZAR köyü… [responsivevoice_button vo... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

10 Mayıs 2018

Milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasının tek yolu: “Bilgiyi ve Bilimi kendine rehber edinmiş gençlerle yol almak... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri