Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Biz Akrabayız..
Bu yazı  211 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Son günlerde Dersim’le ilgili tartışmaların, benim ve benim gibi birçok vatandaşımı rahatsız ettiğini üzülerek gözlemliyorum. Ben tarihçi, prof. falan değilim. Herkesin bilmesi gerektiği kadarıyla tarih bilgisine sahibim. Biraz araştırıldığında, Dersim ve Koç kırı diye adlandırılan bölgede, kürtler, aleviler, Türkler ve Ermenilerin aşiretler halinde yaşadıklarını biliyoruz. Buradaki aşiretler üzerinde otorite kurabilmek için, diğer aşiretlerin gücünden yararlanılmakta idiler. Bunun en bariz örneği Selçuklular dönemine rastlar.

Adıyaman’da 1240 yılında patlayıp, Amasya’ya kadar uzanan Babalılar ayaklanması, Selçuklu yönetiminin “Alevi Kızılbaşlar” diyerek kürtlerden yararlanıp, ayaklanmayı bastırmalarıdır. Yine Alevi olan Kalender Çelebi’nin 1526 yılında adaletsizliğe karşı başlattığı ayaklanmayı da, Osmanlı yönetimi Diyarbakır yöresinden getirdiği Kürtlerle bastırarak, Alevi Türkleri kılıçtan geçirdiği, olayı tarihteki acı yerini almıştır.

M. Emin Zeki’ye ait “Kürdistan Tarihi” isimli kitabından yaptığım alıntıyla, 3ncü Murat’ın 1587 yılında Hakkari’deki Kürt beyine yolladığı ferman aynen şöyledir. “Emrinizde bulunan Kürt askerleri ile kusursuz ve eksiksiz bir halde cenge hazır olasınız. Tebriz’de bulunan vezirim Cafer Paşa’dan haber gelir gelmez acele hareket edip Tebriz’de ona mülaki olasınız (buluşasınız). Kürt emirleri, şimdiye kadar Kızılbaşlara kılıç sallayarak Allah yolunda gaza ve cihad ede gelmişlerdir. Abbas mirzanın etrafında toplanan şeytan tabiatlı askerler tek durmayıp muhalif hareket ederek onun başına bela getirseler gerkür. Artık hamiyet vaktidir. İnşallah uğur-u hümayunumdaki hizmetiniz zayi olmayacaktır. Kat be kat çoğalarak inayetlerine mazhariyet muhakkaktır. Din uğrunda çalışıp, kürt emirlikleri arasında faideli ve adı anılır olasınız.” Belge Macit Gürbüz’ün “Kürtleşen Türkler” kitabından alınmıştır.

Tarihimizde bu ve bunlara benzer olaylara, istemesek de rastlıyoruz. Bu bölgede yönetimin Kürt Aşiret beylerine bırakılması, Bölgedeki Türk alevi aşiretlerini Kürtçe öğrenmeye itmiş. Hatta baskılar ve dışlanmadan kurtulabilmek için, kürt olduklarını söyledikleri bilinmektedir. Bu bölgedeki Ermeni toplulukların dahi, Kürt aşiretlerle iyi geçinebilmek adına kürtçe öğrendikleri edindiğim bilgiler dahilinde bulunmaktadır. Osmanlı padişahı 2nci Abdülhamit tarafından kurulan, Hamidiye Alayları Şafi-Suni Kürtlerden oluşturulmuştur. Bu alaylar Ermenilere karşı kurulmasına rağmen, amacından çıkarak çapulculuk ve katliam yaptıkları da tarihteki yerini almıştır.

Dersim isyanları, ya da seyit Rıza isyanları olarak, tarihteki yerini alan olaylar, siyasi güç edinmek adına yeteri kadar kullanılıp, çok canlar yakılmıştır. Tarihin gerçekleri adına arşivlerin incelenmesi ve kamuya açılmasını anlarım, ancak bu kadar hassas bir konunun kişiler üzerinden, partilere kadar siyasi malzeme yapılmasının getireceklerinin yükünün kaldırılması çok zor olur kanısındayım.

Geçmişte yaşanan Maraş, Sivas ve Çorum olayları da birer örnektir. Başbakanlık Osmanlı arşivleri dosya no: 156 Gömlek No: 1330/Z-04 Fon kodu:İ, MMS kayıtlı belge, saldırı ve yağmalar yüzünden idama mahkum edilmiş olan Seyit Rıza’nın, yine Osmanlı Devleti tarafından affedilmiş olmasını göstermektedir.

28/Z/1330 Hicri – 08.12.1912 tarihli belge aynen şöyledir. “Dersim in Yukarı Abbasi (Abbas Uşağı) Aşireti Reisi olup, gıyaben idam cezasına mahkum olan Seyit Rızanın hukuk-ı şahsiye davası baki olmak üzere afvı” denmektedir. Bazı kaynaklarda, bu isyanın arkasında yurt dışına kaçmış olan Vahdettin olarak gösteriliyor. Vahdettin in başkanlığı altında bulunan Tarikat-ı Selahiye Cemiyetinin faaliyetleri de bunun doğru olabileceğini göstermektedir.

1925 yılındaki ayaklanmanın da İngiliz desteği ile Kürt Teali cemiyetinin çalışmalarının eseri olduğu, Bu isyan hareketini ise bizzat Şeyhlerin yönettiği tarihteki yerini almıştır. Kürdistan Teali cemiyetinin yıkıcı eylemlerini Atatürk, Nutuk’ta şöyle anlatır; Bu dernekler dışında, memleket içinde daha başka birtakım dernek ve kuruluşlar da ortaya çıkmıştır. Bunlar arasında Diyarbakır, Bitlis, Elazığ illerinde, İstanbul’dan idare edilen Kürt Teali cemiyeti vardı. Bu derneğin amacı yabancı devletlerin himayesi altında bir Kürt devleti kurmaktı.” İngilizlerin doğuda Kürt devletini kurarak, hem Rusya’ya hakim Bolşeviklerle aralarında bir tampon bölge oluşturmayı, hem de mütareke şartlarını kabul etmeyen Kemalist kuvvetleri dizginlemeyi düşünüyorlardı. Bunun için de kürtçülük hareketlerini teşvik edip, kürtleri kullanmayı planlamışlardı. Seyit Rızanın torunu Rüstem Polat bu gün bile açıklamaların da özetle; Dedesi Seyit Rıza adına, Kürdistan Devleti kurmak isteyen, Baytar Nuri lakaplı, Nuri Dersimi’nin İngilizlere mektup yazdığını, kendisi Suriye’de olduğu halde, Dersimden hayali bilgiler verdiğini, İngilizlerle yapılan bağlantıların Baytar Nuri’nin marifetleri olduğunu açıklamaktadır. Aslı Türk olan, Kürtçülük adına ayaklanan, fakat Araplığı da kabul eden seyit rızanın gizli gerçekleri var ise onları da bilmek en doğal hakkımız sanırım. Bu gerçeklerle yüzleşebiliriz. Bu da doğru bilgilenmek adına herkesi mutlu edeceği gibi, böyle hassas bir konu üzerinden siyasi rantı da ortadan kaldırır kanısındayım.

Ben Karadeniz in Kaçkarlarında yaşayan, ana dili Lazca olan, Hanefi Mezhebinden bir ailenin çocuğuyum. Babam 1950’li yıllarda Ankara’ya gelerek, yaşamını Ankara’da sürdürdü. Ben Ankara’da doğup, büyümeme rağmen, örf adet ve geleneklerimizle yetiştirilmem, hep insan sevgisiyle olmuştur. Hiç kimsenin mezhebi, dili, dini, ırkı bizim için asla sorun olmadığı gibi, saygıyla yaklaşıp, sevgi ile taçlandırmışızdır. Gençliğimin geçtiği Ankara’da ve yaşamımda Alevi, Sünni, Şafi, Kıpti, Caferi, Süryani, Hıristiyan, Ortodoks, Katolik, Ateist birçok dinden, mezhepten, ırktan inançlı inançsız dostlarım oldu. Hiçbir dostumla bu özelliğinden dolayı sorunum olmadı. Onlarla aynı siyasi çizgi içinde olduğumuz süreçler oldu. Birlikte hak aradık, grevler yaptık, bayramlar kutladık, hastanede, hapishanede hiç ayrılmadık. Bizler birbirimiz için vardık. Doğan çocuklarımıza birbirimizin isimlerini verdik.

Ölenlerimizin ardından beraber yas tuttuk. Gün geldi Dersimden sevdam oldu. Türküleriyle hüzünlendim, dolu içip, semah döndüm. Bir tane gül aldım dersim ilinden, yeri geldi semah dönenler horon tepti benimle, gülüm iki oldu. Sevdim sevildim, yüreğim aşktan ötesini aradı arkaya bakmaksızın yürüdüm.

Şimdi Dersim’li bir ananın bana verdiği bir kızım var. Annesinin yanında, onun örf adet ve gelenekleri ile büyüyor. Adını da lazcada Deniz anlamına gelen Zuğa koydum. Ben bundan hiç rahatsızlık duymadığım gibi, gurur duyuyorum. Bizler Anadolu’nun kültür mozayiğiyiz . Bizler bir olduk, akraba olduk artık, sizler bunu ne zaman anlayacaksınız? Artık kimliklerimizde mezhep hanesi yok. Bu devletin Cumhurbaşkanlığına, Başbakanlığa, Parti Genel Başkanlıklarına kimse mezhepsel nedenlerle seçilmiyor ve seçilmeyecektir.

Sevgi ve düşüncelerinizi paylaşarak, çoğaltmak için, bana iletilerinizi göndermeyi ihmal etmeyin. (zeus@egehaberleri.net)

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

03 Aralık 2018

Tüm dünyada engelli insanların sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek amacı ile Birleşmiş Millet... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

10 Aralık 2018

“Okula ilk gelişinizi, tanışmamızı dün gibi hatırlıyorum: Ürkek bakışlarla etrafınızı inceliyor, annelerinizin etek... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

15 Kasım 2018

Özgür Büyüktanır, muhteşem bir insan ve baba. Kendisini Kuşadası'nda düzenlenen, Yerel yazarlar Şenliğinde tanıdım.... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

22 Kasım 2018

Artık çocuk eğitiminde farklı bir fikir okumam diye düşündüğümde, hep başka fikirler çıkıyor karşıma. En doğru dene... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri