Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
ZEUS’la Hasbihal
Bu yazı  423 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Akyaka’da karavanda yaşayan, Zeus olarak tanıdığımız Ekrem Örsoğlu’na kısa süreli misafir olduk. Her zamanki gibi bizi yine içten karşıladı. Sıcak çayımızı yudumlarken okuyucularımızın merak ettiği hususlarda kendisine sorularımızı yönelttik, hoş sohbet ettik. Bilinmeyen yönleriyle onu daha yakından tanıdık. Söyleşimiz şöyle devam etti..

ESER: Siz farklı bir yaşam biçimini seçerek, adeta insanlardan uzaklaşmış görüntüsü veriyorsunuz. Dışarıdan bakıldığında iç dünyanız yansımıyor, bu da sizinle karşılaşanlarda bir merak uyandırıyor. Bu konuyu biraz açarak, böyle yaşamanızla ilgili gerçeklerinizi anlatabilirimsiniz.

ZEUS: Eser hanım, aslında benim yaptığım herkesin yapmak istediği bir spordur. Biraz maddi yükümlülükleri olsa da keyifli, uzun süreye taşıyabileceğiniz bir spor.

ESER: Benim izlenimimde sizde bu iş biraz sporu aşmış, hatta yaşam biçimi olarak kabullenmiş görüntüsü veriyorsunuz. Bu cevabınızla yine asıl gerekçenizi anlatmaktan imtina etmiş görüntüsü veriyorsunuz.

ZEUS: Evet, bu bakışa göre değişir, neyi nasıl görmek isterseniz öyle algılayabiliyorsunuz. Benim, bu karavan öyküm biraz yaşam biçimine döndü. Buna yaşanan olumsuzlukların tekrarından duyulan rahatsızlıklardan kaçış diyebiliriz, ya da geride bıraktığım yarım asrın yaşanmışlıklarının, kendi iç dünyamda hesaplaşması diyebilirim.

ESER: Bu hesaplaşma bitti mi? Ya da ne kadar daha sürecek?

ZEUS: O da bir süreç. Zaten açık gibi görünen, ama ciddi anlamda kapalı olan dünyamı “Ona Zeus Derler” yazınızla siz araladınız. Şimdilerde aynı yayın kuruluşunda yazılarım, sizin açtığınız pencereden dağılıyor. “Ona Zeus derler” yazınız, yaşamımın son dönüm noktası oldu diyebilirim.

ESER: Sizi herkes farklı tanıyor; Zeus, Robinson, Deli, Tarzan, Alkolik, Esrarkeş, Gazi.. Kime sorsanız, özellikle Akyaka’da sizinle ilgili bir hikâyesi var. Gerçek Ekrem ÖRSOĞLU’nu anlatır mısın?

ZEUS: Önce şuna açıklık getireyim; Sizin de bildiğiniz gibi ben alkol, sigara ve uyuşturucu gibi insan benliğini değiştirecek maddeleri kullanmam. Arkadaş seçimi konusunda da hassas davranmaya çalışırım. Bu beldede sohbet edebildiğim kişi sayısı üç kişiyi geçmez. Çoğunluk alkol aldığı için benim sohbetim ve fikir alışveriş anlamıma ters düşer. Bir söz vardır, “Sarhoşun mektubu okunmaz”. Okunamayan mektup bana ne anlatabilir ki? Ben kendimi, eğitimimi, yaşam deneyimlerimi harmanlayarak, yeri geldi, ameleyle üzüm ekmek yedim, yeri geldi damda yattım, yeri geldi, sevdim sevildim, yeri geldi Başbakanla kahve içtim. Bu yelpazenin içinde her yerde beni görebilirsiniz.

ESER: Siyasi yapınız nedir?

ZEUS: Yıllarca bir partide aktif olarak çalıştım. Birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan bazıları vekil ve il başkanları konumunda. 1999 yerel seçimleriyle siyasete küstüm. Sistemin işlevinin farkındalığını algılayınca sistem dışında kalmanın daha doğru olduğuna karar verdim. Bu kararım beni partiler üstü olmaya yöneltti. Böylece daha objektif olabiliyor, istediğim yere zum yapabiliyorum. Bunun da bana yaşam adına artılar sağlayacağına inanıyorum. Kendime makam ve parayla girilmeyecek bir dünya yarattım.

ESER: Bir karavanda yalnız bir yaşamınız var, ama bu yaşamında, tabii olarak giderleri var. Geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz?

ZEUS: Benim hayatımda çalışmadığım zaman dilimi yoktur. Eğitimim sırasında, 1974 yılında ilk DSİ Genel Müdürlüğü’nde Harita işlerinde geçici işçi olarak çalışma hayatına başladım. Zaman içerisinde Ankara Belediyesi İnşaat Emlak Daire Fen işleri, Mamak Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi büz şantiyesi, Büyükşehir Belediyesi ASKİ Genel Müdürlüğü bünyesinde genelde, teknik idari, İnşaat Kontrol Bölge Şefliği gibi görevlerde bulundum. 1999 yılında isteğimle emekliye ayrıldım. Antalya’da, radyo reklam yayıncılık firması kurarak, hem bu firmanın yöneticiliğini hem de programcılığını üstlendim. 2005 yılında başka aktivite nedeniyle firma çalışmalarını askıya aldım. 2005-2007 yılları arasında İzmir Büyükşehir Belediyesi İzbeton AŞ İhaleli işler yapan bir firmanın şantiye şefliği görevini yürüttüm. Ani bir kararla yaşadıklarımla hesaplaşmak adına böyle bir yaşama geçtim. Sayenizde pek gizemim de kalmadı. Birikimlerim ve emekli maaşımla geçimimi sağlıyorum, yani yine lokmam alın terimden.

ESER: Biraz da karavan yaşamınızdan bahseder misiniz? Az bir zaman değil, beş koca yıl, neler yaşadınız, zorlukları nelerdir? Tehlikeleri nelerdir?

ZEUS: Önceleri geziyordum, gittiğim her yerde yeni, yeni dostlar ediniyor, yaşadığım güzelliklerin içerisinde adeta kayboluyordum. Tatil beldelerini genelde sezon dışında gezdim. Makyajı akmış kadına benziyorlardı. O makyajı bir silen olsa yine eski güzelliğine kavuşacak da, nerede o cesaretli yönetici? Gece olunca siz karavanda sokağın bir köşesinde köpeklerle kalıyorsunuz. Etrafta en eski meslekten birkaç kadın, amonyak kokulu, sarhoş naralarına doymuş sokaklar. Bazen karavanda otururken geçenlerin ilgili bakışları size rahatsızlık veriyor. Düşünün burası benim evim. Sizin eviniz devamlı röntgenlense ne yaparsınız? Karavancılık ülkemizde tam anlamıyla yerleşmedi. Karavanda yaşıyorsanız özel alan diye bir kavram ortadan tamamen kalkıyor. Adeta herkes evinizin içinde oluyor. Yasalar da bu işi tam anlamıyla çözmemiş. Diğer ülkelerde karavanda yaşamını sürdüren binlerce insan var. Hatta karavan mahalleleri oluşmuş. Türkiye’de bekli de böyle bir aktiviteden dolayı yargılanan ilk insan benim.

ESER: Tam anlayamadım, nasıl yargılanıyorsunuz?

ZEUS: Karavanda yaşayınca, ister istemez sokaklarda yaşanan, ya da yaşadığınız yerdeki, bu yerler genelde umuma açık yerler; olumsuzluklara ve gayri yasal işlere şahit oluyorsunuz. Vatandaşlık bilincine sahip bir kişi olaraktan duyarsız kalamıyorsunuz. Haliyle yaşanan gayri yasal durumları ilgili makamlara bildiriyorsunuz. Bu davranışınız nedeniyle etrafınızda sizi sevmeyenler oluşuyor. O yerden bir an önce gidebilmeniz için taraflar yarış haline giriyor. Yine Akyaka’da, halen bulunduğum yer, 1989 yılında zamanın cumhurbaşkanı, rahmetli Turgut ÖZAL tarafından kullanıma açılmış izci kampı. Bu kamp halka açık, ücretsiz bir kamp alanı olmasına rağmen, Halil İbrahim SOBİ isimli şahıs tarafından işgal edilmişti. Kendisini belediye görevlisi olarak tanıtıyor, tuvalet ve kamp alanından para toplayarak haksız gelir temini elde ediyordu. Barakasına kaçak elektrik bağlaması gibi, birçok gayri yasal yaptıklarını valilik makamına şikâyetimle, bu gayri yasal yaptırımlarına son verildi. Ancak bu şahıs tarafından silahlı saldırıya uğramama, ölümle tehdit edilmeme rağmen hala elini kolunu sallayarak gezmektedir. Akyaka Belediye Başkanı tarafından kendisine, yaptıklarını takdir edercesine lojman tahsis edilmiştir. Bu da yetmiyormuş gibi Orman Bölge Müdürlüğü tarafından durumumla ilgisi olmamasına rağmen binlerce kamp yapan yerli yabancı, karavan ve çadırla bu alandan faydalanan olduğu halde 6831 sayılı orman kanununun 17 maddesi gereği sadece hakkımda suç duyurusunda bulunulmuştur. İtirazlarımıza, 3621 sayılı yasa kapsamında, sahillerden faydalanmamın yasal hak olduğunu anlatmama, hatta yazılı müracaatıma rağmen hakkımda dava açıldı. Pir Sultan Abdal’ın bir sözü aklıma geliyor, “İlle de dostun gülü yaralar beni”.

ESER: Yani şunu söyleyebilir miyiz; Karavanda, böyle farklı bir yaşamı seçmek zor bir tercih.

ZEUS: Ben kendimden örnekler verdim. Yaşadığım olumsuzluklar benimle ilgili. Binersiniz karavanınıza hiçbir olumsuzluğu görmez, bu durumdan haksız kazanç temin edenlere istediklerini vererek, barınmasına katkınız olursa, girer orman kampına günlüğüne 30 lira ödemeye de bütçeniz müsaitse problem yok. Bir zorluğu da yok, ama benim anlayışımda bu karavanla yaşamak değil, karavanda yaşamak olur. Ülkemin en güzel, en bakir yerlerine ulaşmalıyım, rüzgârla dans edip güneşle sevişmeliyim. Papatyaların yaşama tutunuşunu, çakalların ulumalarını, domuzların iniltilerini duymalıyım. Karavancı olmak, karavanla yaşamayı becerebilmektir. Onunla karşına çıkan her zorluğu aşmaktır; sevgidir, sevdadır, doğadır, tutkudur. Asla ihaneti yoktur, nerede isen, seninledir. Anlamak çok zor, onun için karavanla yaşam zor ama güzeldir. Ben kaldığım yerlerden sadece anılarımı alıp gidiyorum, birazda yaşanmışlıklarla öğrendiklerimi. O güzelim yerlere yılda birkaç gün gelmek için diktikleri beton yığınlarını gördükçe insan olmaktan utanıyorum. Ama onlar 2b arazi götürmeleri, imar afları, iyi avukatları, bol paraları sayesinde yargı önüne çıkmıyorlar. Çaldıklarının dünya geleceği olduğunun da farkında değiller. Karavanı, karavan yaşamını anlayabilseler, anlayamazlar, anlayabilmeleri için ruh gerekli…

ESER: Yalnız yaşıyorsunuz, hep yalnız mıydınız?

ZEUS: Ben neyi sormak istediğinizi anladım. Yaşamımda birkaç evliliğim oldu, ama evlilik müessesesine bağlı kalamadım. Biraz özgürlüğe olan aşkımdan, çocuklarımın adını da özgürce koydum. Ayrı annelerden iki çocuğum var; Oğlum Özgür, Kızım Zuğa.

ESER: Kızınızın ismi ilginç, çocuklarınız nerede, şimdi görüşüyor musunuz?

ZEUS: Doğru ilginç ama güzel bir isim, ben koydum bu ismi kızıma, canım benim, şimdi lise üçüncü sınıfta okuyor. Gitar çalar, doktor olmak istiyor, bu ismi güzel ve onurla taşıdığına eminim. Lazca bir kelime anlamı deniz, çocuğuma lazca isim vererek bu anlamda da öncülük yapmanın sevinci bende. Benim şansım çocuklarımın anneleri çok iyi insanlar. Hiçbir zaman onların yükünü bana yansıtmadılar. Oğlum, adı Özgür, o 12 Eylül döneminin karanlığında doğdu. Üzerinde çok emeğim yok, yiğit gururlu, dürüst bir adam oldu. Bana kırgın olduğundan, gelmiyor. Bazen internette rastlıyorum. Panoramik resim sanatıyla uğraşıyor. Evlenmiş, evlendiğini duydum, ama gelin kızımla tanışmadım. Bazen internette görüyorum o kadar. Düşündükleri vardır, belki benim sorumsuzluğumun intikamıdır. Hayatı onurla sevgiyle düşünceyle çiğnemeyi bilsinler, bende gurur duyarım.

ESER: Benim bildiğim Tuluğhan TEKELİOĞLU ve Tempo dergisinden röportaj teklifleri aldınız, neden gerçekleşmedi?

ZEUS: Tuluğhan hanımla yapacağım röportaj, program ayarlaması nedeniyle ertelendi. Tempo dergisinden Eyüp ERDOĞAN arkadaşımla yapacağım röportaj da hava şartları nedeniyle ertelendi.

ESER: Anlaşılan sizden daha çooook konuda röportaj alırız, daha değişik konuları işleriz gibi geliyor.

ZEUS: Yanılmayan bir gözlemin olduğunu biliyorum. Şimdi önemli olan sıhhatle kızını dünyaya getirebilmen, ben de bebeğinle sağlıklı olarak, dönüşünü bekleyeceğim.

ESER: Çok teşekkür ederim Ekrem bey. Güzellikler hep sizinle olması dileğiyle. Sevgiyle kalın..

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

19 Mayıs 2018

Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirt... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

30 Nisan 2018

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin,... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

16 Mayıs 2018

İzmir’in Kemalpaşa İlçesine bağlı, 250 haneli yemyeşil bir doğada yer almış NAZAR köyü… [responsivevoice_button vo... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

10 Mayıs 2018

Milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasının tek yolu: “Bilgiyi ve Bilimi kendine rehber edinmiş gençlerle yol almak... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri