Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Ankaralı Dört Dörtlük
Bu yazı  397 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Bilindiği üzere her ay köşeme bir sanatçıyı konuk edip, sizlere sanatını ve kendisini tanıtmaya çalışıyorum. Ressam Nurşen KULATLI ile başlayıp, Ahşap boyama sanatçısı Serpil TURAN’la devam eden “bir sanat bir sanatçı” yazılarıma, 09.05.1973 yılında Ankara’da toprağa verdiğimiz, Şair Arkadaş Zekai ÖZGER’i, çok zor da olsa kalemimin döndüğünce siz dostlarıma tanıtmaktan çok anlatmaya çalışacağım.

Ben 1957 yılının haziran ayında Ankara’da Cebeci Hamam Önü Doğumevi’nde dünyaya geldim. Yaşamımın 45 yılı bu kentte geçti. Ankara 1960 ve 1970 yıllarını farklı yaşamış bir kentimizdir. Ben de o yıllarda Ankara’da yaşamam nedeniyle yaşanılmışlıkların kısmen canlı şahidi olduğumu her fırsatta aktarırım. Ankara bir memur kenti olmasının yanı sıra, aynı zaman da öğrenci kenti idi.

O tarihlerde en önemli yüksek okullarımız Ankara ve İstanbul’da idi. Yurdun dört bir yanından gelen öğrencilerle de adeta bir kültür şehri havası verirdi Ankara. O yıllarda Ankara İktisadi Ticari İlimler Akademisi’nde öğrenci olan ağabeyim, Şafak BASA sayesinde üniversite hayatı ile erken tanışmıştım. Çatık kaşlarının havasıyla, insanın içini ısıtan yüreğinden akıttığı şiirlerini okudukça, ağabeyim gözümde devleşirdi. Canım ağabeyim derslerin stresinden kurtulabilmek için yağlı boya resim de yapardı.

Ağabeyimin bildiğim deneme yazıları da vardı. Benim bağlandığım bir hayranlıktı. O yürüdü ben sanatta bıraktığı izi takip ettim. Yani bende bir şeylerin var oluşu onunla başladı. Şimdilerin 68 kuşağı gençleri diye adlandırıldığı o dönemden artı olarak bir de ağabeyim vardı.

Zamanın ilerlemesiyle, biyolojik ağabeyimin dışında birçok ağabeylerim olduğunu fark ettim. Onlardan birisi de benim için büyük manevi değer olan Zeki ALÇIN’dır. Böylesine sanatla, aydın insanla dolu bir Ankara ve bu Ankara’da; “73 yılının 9 Mayıs günü uğurladık Arkadaş’ı. Üstüne çiçek ve toprak attık. Ve bir süre, inanamadan yaşadık ölümüne”. “ Açık bırak pencereyi” diye başladı şarkıları, “Pencereyi kapama/Gök dolabilir içeri” .

Attila İLHAN ya da Oktay RIFAT ya da Metin ELOĞLU şiirleri gibi yazmak kolaydı ona. Adı Zekai idi, ama kendi kulağına Arkadaş diye üflemişti adını. Hayatı yeniden ve doğru olarak değerlendirmeye çağırır kendini; “kurcala yaşamın gizemli torbasını, ekmeğin ve terin kardeşliğini kıskan, sana toprağı ve aşkı öğretecek, hayat denen Anneye koş” bu şiirinin altında Temmuz 1970 tarihi vardır.

“Çılgın bir şafakla tazelenen gökyüzü/Bir taze tomurcuk gibi açar/Kanayan alnında senin” Öyle de oldu ölümü, bir taze tomurcuktu. “Giyecek çamaşır getirdim sana/Adettendir diye değil, sevdim diyedir/Bağışla, eski biraz/Bedenim uygundur diye bedenine/Elimle yıkadım ütüledim/Elma ağacında kuruttum”. “Hüzün: hep bilinir bir afyon çiçeğidir önceleri, dalayan bir ısırgan olur sonra”.

İşte şairimizin hüznü bir afyon çiçeğinden çıkalı çok zaman olmuş, dalayan bir ısırgan otu acısıyla uyandırmıştı ve benim en sevdiğim şiiri ile seslenmiş.

ANKARALI DÖRT DÖRTLÜK
Ankara vurulmuş bileklerime
Dumanlı hava, kurt kapanı, ciğerparem
Yaşayanlar unutmadı geçen kışı
Dumanlı hava, kurt kapanı, ciğerparem

İlkyaz mı bu hani nerde Ankara
Cılk yumurta akı kına yakısı
Sürgün hızı sürgün hızı yürektedir
Kavuniçi buğday tanesi, yanık yarası

Koş bire doru at koş bire doru at
Sürgün hızı yüreğime tak eder
Ben böyle Ankara’yı neyleyim
Sürgün hızı yüreğime tak eder

Doymadım doymadım adını anmağa
Oy benim canımın canı canım
Doymadan doymadan Ankara’ya
Oy benim canımın canı canım

Arkadaşın hayatı ile ilgili pek fazla bir şey yazamayacağım, 25 yıllık yaşamında yazılacakları zaten kendisi yazmış. 5 Mayıs 1973 günü sokakta ölü olarak bulunan, Arkadaş Zekai ÖZGER’in otopsi raporunda “yara bere izine rastlanamamış olup, beyin kanaması nedeniyle ölmüştür.” denmesine rağmen, ölümünden bir süre önce SBF öğrenci yurduna yapılan baskında çıkan çatışma esnasında aldığı darbeler nedeni ile öldüğü söylentisi yayılmıştır.

1948 Bursa doğumlu olan Arkadaş Zekai ÖZGER SBF Basın Yayın Yüksek Okulu mezunu olup, bir müddet TRT bünyesinde görev almıştır. Sarışın ince yapılı biri olduğunun dışında özel yaşamı ile ilgili başkaca da bir bilgiye ulaşamadım. Şairimizin şiirleri birçok dergide yayınlanmış olup, önemli çıkışını Dost dergisinde yayınlanan şiirleri ile yakalamıştır. Tüm şiirleri “Şiirler” adlı bir kitapta toplanmış olup(1974), daha sonra aynı kitap “sevdadır” adıyla Mayıs yayınlarınca Mart 1988 de yayınlanmıştır. Bestelenen Şiirleri, Aşkla Sana, Ahmet KAYA-Alnında Dağ Ateşi’dir. Bazı kaynaklarca ölümüne sebep olduğu söylenen yurt baskını sonrası yazdığı, Adak isimli Şiirinden bir bölümü sizlere aktararak veda etmek isterim.

Nasıl anlatsam değil
Nasıl başlatsam o şanlı günü
Gecenin oynayışını
Çılgın güruhu

Kanlı düşmanı
Biz üçyüz yurtseverdik
Üçyüz antlı yurt bekçisi
Umutla beslerdik kanımızı
Yediğimiz al alma
İçtiğimiz nar suyu
Her birimiz bir çiçek
Büyütürdük, görevimizdi bu
Sevgiyle sökerdik ayrık otlarını toprağın
Sevgiyle ayıklardık yaramaz kurtlarını
Açsın diye en güzel çiçekler.

Sevgi ve düşüncelerinizi paylaşarak, çoğaltmak için bana iletilerinizi göndermeyi ihmal etmeyin.
zeus@egehaberleri.net

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

19 Mayıs 2018

Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirt... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

30 Nisan 2018

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin,... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

16 Mayıs 2018

İzmir’in Kemalpaşa İlçesine bağlı, 250 haneli yemyeşil bir doğada yer almış NAZAR köyü… [responsivevoice_button vo... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

10 Mayıs 2018

Milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasının tek yolu: “Bilgiyi ve Bilimi kendine rehber edinmiş gençlerle yol almak... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri