Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
KÖPRÜ
Bu yazı  324 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Maalesef kara haberle uyanmadığımız günümüz kalmadı. Gün yok ki, şehit haberi almayalım. Terör saldırısı ve Afyonda meydana gelen üzücü olaydan önce yazdığım, bu günden itibaren yayına koyulan “KÖPRÜ” isimli yazımda da bahsettiğim gibi, ülkemizin bir yanı yanarken bir yanında çiçekler açmasını kabullenmek zor. Terörü lanetlerken, Afyon’da kaybettiğimiz 25 şehidimizin kara haberi de, hepimizi derin üzüntüye boğmuştur. Tekrarını yaşamamak dileğiyle Şehitlerimize Tanrıdan rahmet, ailelerine ve ülkemize metanet diliyorum.

Yaklaşık bir yılı aşkın süredir, başta Alierenin Dünyası olmak üzere, Ege Haberleri’nde adıma açılan pencereden siz dostlarımla sevgi ve düşüncelerimizi paylaşarak çoğaltmaktayız. Çoğalttığımız bu sevgi ve düşüncenin aydınlattığı yolda el ele yürümeye devam ederek, mutluluğumuzu çoğaltacağımıza inanıyorum. Bu köşeden geçen yıl olduğu gibi bu yıl da, bundan sonraki yaşamımda da, kalemimin her oynayışında siz dostlarıma sadece gerçekler ve yaşanılmışlıklar yansıyacaktır.

Bizler gerçeklere öyle hasret kalmışız ki, sahtecilik soframızdaki domatesimize salatalığımıza kadar girmiş. Özlüyorum eskilerde yediğim o mis gibi kokan salatalığı, domatesi. Artık günümüzün sahte yaşamı içerisinde, gerçekler herkesin özlemi oldu. Zaman içerisinde geçmiş günlerimizi anlatan diziler bile iş yapmaya başladı. Bazen 70’li yıllarda izlediğim Yeşilçam yapıtları aklıma gelir. O zamanlarda Yılmaz GÜNEY’in Umut, Arkadaş, Sürü Hata bizzat Yılmaz ağabey ile 1975 yılında Ulucanlar Merkez Kapalı Cezaevi’nde birlikte yaşadığımız çocuk koğuşu dramının işlendiği Duvar, Al Yazmalım filmi ile gerçek sevgiyi tattığımız o günleri nasıl unutabiliriz?

Gözlerimizin önünde serili gerçek bir yaşam; Bizler ise bu yaşam içerisinde gerçek rollerimizi yerine getirmenin yolculuğunda iken, ne olduysa o Eylül sabahında oldu. Bir köprü, bir yerlerden bir yerlere yaşamı taşıyan bir köprü, İşkencelerden, Diyarbakır, Mamak, Metris cezaevlerinden dağlara uzanan yol. Her yanı saran, bu sis bulutunun altında, leşlerle beslenen akbabalar. Akbabaların dayattığı, bu sistemin getirdiği sahte yaşamlar.

1970’li yılların ikinci yarısı idi, Ankara’da o zamanlarda sinemaların afiş panoları her mahallede vardı. Her yeri kaplayan afişleri görmemek mümkün değildi. Elle çizilerek hazırlanmış bir afiş. Afişte coşkuyla akan bir nehir, nehirde bir sal kürek çekerek akıntıya direnen insanlar, üst tarafında Kadir İNANIR, Fikret HAKAN, Necla Nazır ve Hüseyin PEYDA portreleri yan yana, su damlaları figüre edilerek filmin adı en alta yazılmış, “KÖPRÜ”.

Filime gitmeden afiş insanı heyecanlandırmaya yetiyordu. Bir an önce filmi izlemek istiyorsunuz. Ben de henüz yirmili yaşlarımın eşiğinde iken bu filmi izlemiştim, ha öyle geniş bir bütçe yok, kıt kanaat harçlıklardan arttırarak giderdik sinemaya. Hakkını yememek lazım o zamanlar bir partinin Gençlik Kolları Genel Başkanı olan yakın akrabam Zeki ALÇIN da verirdi sinema paramı. Yaşanmışlıklarımıza kattık artık o tertemiz gururla yürüdüğümüz günlerimizi.

Salona girdiğinizde çıt çıkmıyor, edebiyatın ve görsel sanatların beyaz perdeye yansımasının vereceği haz’ın yanı sıra sanata ve hayata dair öğreneceğimiz çok şey vardı. O akışı en verimli haliyle beynimize yerleştirerek, hayat denen yolda etrafımızı aydınlatacaktık. Işıklar sönüyor, film akmaya başlıyor. Hikâye Doğuda Fırat nehri kenarında bir köyde geçiyor. Bir çocuk hasta annesini kasabaya doktora götürebilmek için adeta çırpınıyor. Hava şartları kötü, hastaneye gidebilmek için salla Fırat nehrini geçmeleri gerekiyor.

Çocuğun salcıya yalvarışları ile hasta anne sala yükleniyor. Ancak Fırat taşkın, Fırat amansız ve anneyi derin sularına alıyor. Kimsesiz kalan çocuk salcı tarafından evlatlık alınıyor. Çocuğun Fırat’la kavgası var, o annesini aldı, onu yetim bıraktı. Orda bir köprü olsaydı, annesi yaşayacaktı. Çocuk okumaya karar verir, salcı da onun okumasına yardımcı olur. Çocuk büyür, (Kadir İNANIR) İnşaat Mühendisi olur. Ahmet, Fırat üzerine bir köprü yapmaya karar verir. Bu kararı kendisini okutan ailenin tek geçim kaynağı olan sal işini ortadan kaldıracak.

Köprü İnşaatının başlaması ile Ahmet ile salcı aile karşı karşıya gelir. İnatla, Ahmet’in idealinin arkasında durması, köy halkının gerçekleri görmesini sağlar. Diyeceksiniz ki, nereden, nereye; evet oralardan buralara o ideallere sahip doğu insanının aydınlanmadaki mücadelesi ile hakikatler, sahte olmayan gerçekten bize ait yaşamlar. Bir yanı yanarken bir yanında çiçekler açmayan ülkemde o günlerden kalan gerçekler.

Yürümek vardı tek bir yürek, tek bir vücut olarak yarınlara. Şimdilerde bir yanı yanarken bir yanı çiçekler savuran ülkemde yaşamak, yaşayabilmek. Gerçekleri görmezden gelip, şarkılar söyleyerek yarınlara bakmak bana zor gelir. O günleri tüm bedeniyle, ruhuyla yaşamış birisinin kaleminden döküleceklerde o günlerin yanan ideallerini, o ideallerin kayboluşuna sitemi ve halen meydandaki hainleri bulmanızdan daha doğal ne olabilir ki?

Yeniden siz okurlarımla buluştuğum bu günlerde yine gerçeklerle sizlerle beraber olabilmek için, sevgi ve düşüncelerimizi paylaşalım. Ben inanıyorum, paylaştıkça çoğalan o sevgi ve düşüncenin ışığında güzel günlere daha yakın olacağız.

1 yorum
  • avatar Celal Yalçın
    10 Eylül 2012
    #1

    İnsanın ideallerini yakalaması, ülkemde bu yakalayanların gelişmiş ülkekler düzeyine çıkması en büyük dileğimdir. İçimizden geçirdiğimiz duyarlılıkları dostlarımızın ortalığı çınlatarak seslendirmesi bizim de hıncımızı boşaltmamızı sağlıyor. En azından bu yazılanlara çorbadaki tuz kadar katkıda bulunmak bizimde görevimiz olmalı. Sevgili Ekrem seni kutluyor alnından öpüyorum. Bu kadar olumsuzluklara duyarsızca yaklaşıp topluma uyku ilacı zerkeden yetkililere yeterince toplumsal tepki oluşmuyorsa bu da ideallerini yakalayabilen insanların ne kadar az olduğunu gösteriyor. Öyleyse ey ideallerini yakalamış ,toplumsal duyarlılığı gelişmiş doslar hepinizi toplumu duyarlılığa itecek lokomotif olmaya en azından çorbaya tuz atmaya davet ediyorum.




*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

03 Aralık 2018

Tüm dünyada engelli insanların sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek amacı ile Birleşmiş Millet... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

10 Aralık 2018

“Okula ilk gelişinizi, tanışmamızı dün gibi hatırlıyorum: Ürkek bakışlarla etrafınızı inceliyor, annelerinizin etek... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

15 Kasım 2018

Özgür Büyüktanır, muhteşem bir insan ve baba. Kendisini Kuşadası'nda düzenlenen, Yerel yazarlar Şenliğinde tanıdım.... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

22 Kasım 2018

Artık çocuk eğitiminde farklı bir fikir okumam diye düşündüğümde, hep başka fikirler çıkıyor karşıma. En doğru dene... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri