Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Hayat, hep çıkar üstüne
Bu yazı  4030 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Hayat dediğiniz nedir ki? Hayatımızda dost dediğiniz insanların sayısı mı? Yoksa dostumuz gibi görünen ip üzerinde yürüyen cambazlarla dolu ikiyüzlü insanlar mı? Hayata bakış açısı herkes için değişik olabilir. Kimisi hayattan zevk almasını çok iyi bilir, kimisi de hayatı kendine zehir etmeyi. Hayat dediğimiz çark öyle oyunlar oynar ki bize…

Bir de içinde çıkarcı insancıklar topluğu olunca işte size muhteşem üçlü. Hayatımızdaki insanların birçoğu hep ilişkilerini nedense çıkar üstüne kurmuşlar. Bu çıkarcı insancıklar ancak sizi işleri düştüğünde hatırlar nedense. O da size verdikleri değerden ötürü değildir. Sizin makam ve mevkinize verdikleri değerdir.

Aslında bilirsiniz karşınızdaki insanların size olan sahte gülümsemelerini, samimi olmayan davranışlarını, arkanızdan konuştuklarını, yüz yüze geldiğinde hiç bir şey olmamış gibi sahte davranışlarını. Durumu kendinizce hafifletmeye çalışırsınız. Sizi bu çıkarcı insancıklar bayram, anneler günü, babalar günü gibi özel günlerde hiç hatırlamazlar. Hatırlanmayı bırakın yüz yüze geldiğinizde kendi çaplarında uydurdukları hatta söylerken bile kendilerinin dahi inanmadıkları yalanların içinde yuvarlanıp giderler.

İnsanlar sarhoşken konuştuklarını aslında ayıkken kafasında tasarlamıştır. Sizi şikayet ederken bilmez ki, o kişi konuştuklarını size iletmeyeceğini. “Sır verme dostuna dostun söyler dostuna” diye boşuna söylememiş büyükler. “Herkesin çocuğuna iş buldu, bizim çocuğa iş bulamadı” diye dertlenen insanoğlu. Karşındaki insanın ne mecburiyeti var sorarım sana? Herkesle mukavele mi imzaladı ya da babasından, atasından kalma işyerleri, şirketleri mi var ki, herkese iş versin işe yerleştirsin.

Eş ya da dostlarına “benim falanca yerde doktor, hakim, belediye başkanı, binbaşı amcam, dayım var sen istediğini söyle ben hemen telefon açarım kendisine işini yaptırtırım” deyip karşıya hava basar. Sanki karşındaki insan iş ve işçi bulma kurumu. Hadi dersin sevaptır yardım edeyim ekmek götürsün evine. İşini bulursun, yönlendirirsin hanım kızımız ya da oğlumuz ya da amcam yaşındaki adam; iş yerine gider görüşmesini yapar.

Nezaketten de olsa karşı taraftan bir telefon beklersiniz. Merak edersin nasıl geçti diye. Beklemeye koyulursun hadi dersiniz belki düşünemedi deyip iyi niyetinizi bozmadan siz ararsınız. Telefonu açtığınıza açtığınız dakikadan itibaren pişmanlık başlar sizde. Çünkü karşı taraf sitem dolu sözlerle başlar konuşmasına. İşi beğenmemiştir, bahanesi de masa başında iş istermiş. Söyle bana senin vasfın nedir ki, masa maşında iş istiyorsun tahsilin nedir? Sanki Oxford’u bitirmiş Genel Müdürlük bekliyordu da olmadı diye geçirirsin içinden.

Günümüzde üniversite mezunları iş bulamıyorken neymiş efendim masa başında iş yok muymuş? Vay canım vay. Daha sen iş görüşmesine nasıl gidilir, karşındaki insanla nasıl konuşulur bunu bilmezsin. Bacak bacak üstüne atarsın işe alınmadan hava atmaya başlarsın. Yok öyle üç kuruşa beş kuruşluk hava basmak kendince. İşi düşüp de sizi arama zahmetinde bulunan o insancık müsvetteleri kendince o küçük beyni ile sizi kullandığını sanır.

Sanmasınlar ki hiç kimse bir şeyin farkında değil. Cin olmadan adam çarpmak yalnızca sizin gibilere mahsusudur. Toplumda böyle çok çıkarcı insancıklar var, sözüm onlara. Bilmem anlatabildim mi? Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az misali. Böylesi insancıklar çok var başımızda. Akrabaymış, ne akrabası kardeşim akrep demeli sizlere. Dostmuş ne dostu sizden olsa ancak yalancı kurt postu olur.

Bu yazı için bir yorum yap..



Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt   Eser ÜRKÜT   eser@egehaberleri.net

 

22 Ekim 2020

Roza Arı'nın ailesi Türkiye'de SMA ile mücadele eden bin civarında anne babadan sadece bir tanesi. Roza 07 Mayıs 2020 tarihinde dünyaya geldi. Şimdi 5,5 aylık olup doğuştan T... devamını oku

 

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

30 Eylül 2020

Merhaba, 2020 Yazına veda ettiğimiz bu günlerde, sizlerle buluşmanın mutluluğunu yaşıyorum. Her yaz genellikle Ege ve Akdeniz bölgelerindeki Antik şehirleri ve ilgimi çeke... devamını oku

 

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

Saadete kutlu yürüyüş (1. Bölüm) Rüyaların tılsımına hepimiz elbet inanırız, iyiye veya kötüye yorarız zaman zaman; Bazen “hayırdır inşallah” diyip birkaç gün etkisinde ka... devamını oku

 

Merve Küçük

 

 

  Merve KÜÇÜK   mrv.kck1323@gmail.com

 

Yaradır insanın içi… Kabuk bağlamış yaralarına merhem olmak isterken tekrar tekrar koparır kabukları. Acıtır, kanatır siler gözyaşlarına. Derdine çare ararken dertlenir ke... devamını oku

 

Aslıhan Uğur

 

 

  Aslıhan UĞUR   aslihanugur81@hotmail.com

 

20 Ekim 2020

Benim hayvan dostu olduğumu tanıyanlar çok iyi bilir. Biri evde dört tanesi ofiste olmak üzere toplam 5 kedim var. Sokaktaki canlarımın sayısını inanın ben bile bilmiyorum. G... devamını oku

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

 

Ege Haberleri