Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Akil İnsanlar Güneydoğu Raporu, Başbakana Sunuldu
Bu yazı  66 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Akil İnsanlar heyetleri Başbakan Erdoğan’a raporlarını sundu. Raporda sürece ilişkin öneri ve talepler 6 başlık halinde toplandı. Bu talepler şöyle sıralandı:

1-SOSYAL PSİKOLOJİYE İLİŞKİN ÖNERİLER VE TALEPLER

-Batıdakiler ön yargılardan kurtulmalı

-Bölgede çatışmadan kaynaklanan ağır travmaların Türkiye kamuoyunda bilinmemesi, bunun sebebiyet verdiği yanlış algıların düzeltilmesi için gayret gösterilmesi

-İnsani taleplerin Türkiye’nin farklı bölgelerindeki insanlar tarafından “bölünme hassasiyeti” olarak değerlendirilmemesi

-Diyanetin barış sürecinde aktif rol üstlenmesi, veda hutbesi ekseninde kardeşlik hukukunu öne çıkarması

-Sürece zarar veren dilin (terör örgütü, bebek katili vb.) bırakılması

-Psikolojik travmaların izalesi için sosyal projeler geliştirilmesi

-Devlet tarafından haksızlığa uğratılmış tüm kişilerin itibarların iade edilmesi

-Şeyh Said, Said Nursi, Seyyid Rıza vb. isimlerin itibarlarının iadesi

-Kardeş şehir, kardeş aile uygulaması yapılmalı

-Kanaat önderleri devreye sokulmalı

-1937 ve 1938 Dersim soykırımlarının kınanması

-Etnik ve mezhebi ayrımcılıklara ve asimilasyon politikalarına son verilmesi

-Batı bölgelerinde yaşayanlar için doğuya turizm seferberliği başlatılmalı. Batı doğuyu tanımalı, doğu batıya kendini tanıtmalı.

-Bu ülke artık tek din, tek dil gibi söylemleri kaldırmıyor.

-Tekçilikten vazgeçilmeli. Tek dil, tek millet değil, ortak vatan, ortak devlet denilmeli.

-Devlet hem Kürt halkından hem de (yanlış ve eksik bilgilendirdiği için) Türk halkından özür dilemeli.

-Kalıplaşmış deyimlerden vazgeçilmeli: Türk bayrağı, Türk milleti, ne mutlu Türküm diyene, Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur, Türkiye Türklerindir, bir Türk dünyaya bedeldir gibi.

-CHP ve MHP olumsuz tavrını bırakmalı. Siyasiler aralarındaki cebelleşmeyi bırakmalı. Başbakan kıymetli bir iş yapıyor, işine odaklanmalı. Muhalefet de sürecin başarısı için çağırılmalı. Başbakanın davetine gelmezlerse cumhurbaşkanı çağırmalı. Kavl-i leyyin öne çıkmalı. Barış sürecinin sorumluluğu tek başına Ak Parti’nin üzerinde kalmamalı.

2-SİYASİ ÖNERİLER VE TALEPLER

A-HUKUK DÜZLEMİNDE

-Yeni anayasa

-Anadilde eğitim

-Seçim barajının kaldırılması

-Siyasi partiler kanununun değiştirilmesi

-Yerel yönetimlere daha fazla yetki verilmesi

-TMK’nın kaldırılması

-Siyasal genel af

-Öcalan’ın serbest bırakılması (bu talep Öcalan’a yakın siyasi hareketler tarafından örgütlü olarak dile getirilmiştir, ancak diğer bazı Kürt siyasi grupları da (azadi gibi) bu talebe katılmıştır. Bu talep Öcalan’ın koşullarının iyileştirilmesi olarak ifade edilen ve ilgili bölümde yer verilen talepten farklı olarak gündeme getirilmiştir.)

-Gerçek demokrasi olmadan barış olmaz. Süreç karşılıklı konuşabilme, bir masa etrafında buluşabilme anlamında başarılı ama barışın tüm boyutlarıyla olabilmesi için gerçek demokrasi olması lazım.

-Türkiye milletvekilliği, yerel parlamentolar olmalı. Eyalet sistemi olmalı

-Diyanet yeniden yapılandırılmalıdır.

-Sivil temsilciler meclisi.

-Cemevleri ibadethane statüsünde yasal zeminde ifadesini bulmalıdır: 2009’da Demokratik Açılımla birlikte Alevi çalıştayları üzenlendi. Ama Alevilerin beklentilerine cevap verilmedi. Mesela Cemevlerine izin çıkmadı. Alevilerin ödedikleri vergilerle camiler inşa ediliyor ama hiç Cemevi yapılmıyor.

-Tüm mağdur edilenlere tazminat ödenmeli.

-Teorik demokrasiden pratik demokrasiye geçilmeli.

B-YÜRÜTME/İDARE VE GÜVENLİK DÜZLEMİNDE

-Sadece PKK ve silahlı güçler muhatap alınmamalı. Bölge halkı top yekün muhatap alınmalı. Şeyhleriyle, Seydalarıyla ve diğer yapılanmalarıyla birlikte.

-Yol kontrollerinin kaldırılması

-Mayınların temizlenmesi

-Köylere geri dönüş

-Karakol ve kalekol yapımlarının durdurulması

-Koruculuğun kaldırılması

-Koruculuk yapanların sosyal haklarının güvenceye alınması

-Bölgeye atanan yöneticilerin halkla uyumlu olması

-Çatışma dönemlerinde görev yapanların rotasyonu

-Atamalarda “doğu hizmeti” ifadesinin kaldırılması

-Yer isimlerinin iadesi (Dersim, Gever, Çolemerik, Elaziz)

-Cadde, okul, havaalanı gibi yerlerde İnönü, Fevzi Çakmak, Abdullah Alpdoğan, Sabiha Gökçen gibi isimlendirmelerin terk edilmesi

-Sol örgütler: Özellikle Tunceli’de PKK sonrası dönemde TİKKO ve MKP gibi yapılanmalara dikkat edilmeli. PKK’nın ağır silahlarının bu örgütlere bırakılacağı ifade ediliyor. Tunceli halkı bu örgütlere silahlı mücadelenin çıkmaz yol olduğunu anlatmalı.

-Tunceli’de şehri BBG evi gibi gözetleyen kameraların kaldırılması

-Tunceli’de baraj yapımlarının durdurulması

-Seyyid Rıza’nın mezarının gösterilmesi

-Dindarların sorunları da görülmeli. Devlet dinle de barışmalı. Bölgede hala Kur’an öğretenler cezalandırılıyor.

-Başörtüsü sorunu halledilmeli.

-Üniversitelerde ajanlaştırma faaliyetlerine son verilmeli.

-Diyanet İşleri Başkanlığıyla görüşün: ümmet dili kullanılsın. Kavmiyetçi ifadeleri çıkarsınlar. Türk kelimelerini çıkarıp Kürt yazsanız ve aynı hutbeleri Yozgat’ta okusanız ne olur?

-Öcalan serbest bırakılmazsa bile barışı yönetmesi sağlanmalı. Hiç olmazsa şartları iyileştirilmeli.

C-YARGISAL SÜREÇLER BAKIMINDAN

-Ergenekon operasyonlarının Fırat’ın doğusuna da taşınması

-Roboski olayının çözülmesi

-Uludere katliamından dolayı özür dilenmeli ve failleri cezalandırılmalı.

-Toplu mezarların ortaya çıkarılması

-Hasta tutukluların serbest bırakılması ve tedavilerinin yapılması

-Geçmişte yanlış yapan yönetici, asker ve polislerin yargılanması

-Korkmaz Tağma gibi alenen zulmeden ve bilinen askerler yargılanmalı.

3- İKTİSADİ SÜREÇLERE İLİŞKİN ÖNERİLER VE TALEPLER

-Yayla yasaklarının kaldırılması

-Sınır ticaretinin açılması

-Sınırların önemsizleştirilmesi politikası çerçevesinde serbest dolaşım düzenlemelerinin yapılması

-Yargı paketleri yanında ekonomik paketler de olmalı.

-Bölgenin hayvancılık, tarım (özellikle bazı bölgelerde organik tarım), arıcılık potansiyeli harekete geçirilmeli.

-Bölgenin turizm potansiyelini harekete geçirmeye yönelik özel girişimler olmalı.

4-KÜLTÜREL ÖNERİLER VE TALEPLER

-Eğitim sistemi baştan aşağı sıfırdan yenilenmeli. Sıkıntıların temelinde eğitim sistemi var.

-Medyanın kullandığı dili değiştirmesi, süreci destekleyen bir dil kullanılması

-Eğitim programlarının bölgeye göre yeniden yapılandırılması. Tarih ve mantık dersleri üzerine eğilmek gerekiyor.

-Sürece zarar veren dizilerin kaldırılması

-Diyarbakır cezaevinin insan hakları müzesine dönüştürülmesi

-Irkçı, şoven ifadelerin dağlardan ve tabelalardan kaldırılması

-Andımızın kaldırılması

-Demokrasi üniversitelerde de olmalı. Üniversitelerden siyasi baskılar da kaldırılmalı. Özgür bilim ve sanat olmalı. Gerici ve faşist uygulamalara son verilmeli. Öğrencilerin kulüp kurmasına izin verilmiyor. Hocalar ayrımcılık yaparak Kürt öğrencilerin kulüp danışmanlığını kabul etmiyor.

-İslami STK’lar laik ulusalcı yaklaşımlardan uzak durmalı. Hakiki İslam anlayışı uygulanmalı. Medreselerin ihyası ve toplumsal barışa katkısı sağlanmalı. Islah ve irşad hamlesi başlatılmalı. Kur’an ve sünnet ekseninde olmazsa nasıl olacak? Hamas ve El-Fetih arasında arabulucu olanlar burada niçin hamle yapmıyor? İki pınar Şeyh Said ve Said- Nursi. İade-i itibar olmalı.

-Akil insanlar heyeti genişletilmeli ve kalıcı olmalı. Konumunuzu biliyoruz. Karar verici değilsiniz. Ama “hakikat arayıcısı” olduğunuzu görüyoruz. Adalet adına mağdurlardan mazlumlardan yana olmalısınız. “Barış elçileri” ve “umut elçileri” denebilir. “Cemaat-i Hak”. Hakkı ortaya çıkarmak için teşkil olunan ve cemaat yapan kimselersiniz. “Bilge kişiler heyeti”.

-Devlet anlayışı değişmeli. Bir akil insanlar heyeti de devletin askerini, polisini sürece hazırlamalı. Türk kurtlaşmasının çözümü Kürt kurtlaşması değildir. Devletin mankurtlaştırması da değildir. Ulus devlet ve kutsal devlet algısından sarf-ı nazar edip, kerim, müşfik, hâdim ve munis devlet anlayışına geçilmeli. Cumhuriyet herkese (Sünniye, Aleviye, Kürde vb.) sınır getirdi. Zaman içerisinde herkes kendisi olmaktan çıktı. Barış sürecinin selameti için devlet dinle, Ankara Anadolu’yla barışmalı.

-Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu gibi kurumlar yanında Kürt Dil Kurumu, Kürt Tarih Kurumu gibi kurumlar da olmalı.

-Yaşayan Diller Enstitüsü mezunlarına öğretmenlik hakkı verilmeli.

5-SOSYAL ADALET TALEPLERİ

(İstihdam, gelir güvencesi ve teşvikler vb.)

-İşsizlik çözülmeli

-Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı

-Gelir güvencesi için sosyal politikalar geliştirilmeli

-Bölgeye yönelik teşvikler artırılmalı

-Bölgede görev yapan özellikle polislerle ilgili çalışma koşulları düzeltilmeli ve terfi uygulamalarında eşitlik sağlanmalı (akademi mezunlarıyla yüksekokul mezunları arasındaki eşitsizliğin giderilmesi, yani standart polis olarak mesleğe başlayanlar ile polis akademisi mezunu olarak başlayanlar arasındaki ayrımcılığın ortadan kaldırılması)

6-DOĞAYA İLİŞKİN ÖNERİLER VE TALEPLER

-Toplumsal barış tabiatı da görmeli. Ormanlar, dereler, toprak, su bunlar da yok ediliyor.

-Bölgenin yok edilen, yakılan ormanları yeniden kazandırılmalı. Bölgenin ormanları yok edildi. Köy korucuları ağaç dikmekle vazifelendirilsin

-Bölgede (özellikle Tunceli Munzur ve Pülümür vadilerinde) yapılması düşünülen HES’ler bir kez daha düşünülmeli.

SÜRECE İLİŞKİN ENDİŞELER

Raporda görüşmelerde sürece ilişkin öne sürülen endişeler de paylaşıldı. Endişeler “Güvence” ve “Yöntem” başlığı altında anlatıldı.

1-Güvence çerçevesindeki endişeler

-Yine kandırılacak mıyız?

-8 defa yaşanan bu süreç 9. defa akamete uğrayacak mı?

-Fail-i meçhul deniyor oysa hepsinin failleri bellidir.

-Hiç kimse boşu boşuna dağa çıkmamıştır.

-Başbakan dün söylediğini bugün nakzedecek açıklamalar yapıyor.

-Hükümet samimi değil.

-Önümüzde seçimler var ve Suriye politikasından dolayı konjonktürel olarak barış istiyorlar.

-Sistemler zaten barışı sağlamak istemezler.

-Birileri bu ülkenin sahibi birileri de misafir değil.

-Operasyonlar durdurulmadı, yeni korucular alınıyor, yeni çete örgütler kuruluyor, karakollar inşa ediliyor.

-Akrabalarımın kanını helal edebilirim ama boşa gitmemeli.

-Türkiye Cumhuriyeti sadece Türklerin mi olacak?

-Kürt halkının önderini 4 duvar arasında tutarak nasıl barışacaksınız?

-Dilinizi değiştirmeden nasıl barışacaksınız?

-Akil insanlar terör ifadesini kullanabiliyor. Bu tarafsızlığı zedeler.

-Lozan’dan günümüze kadar Kürt halkı kandırıldı, kandırılmaya çalışıldı. Artık kandırılmak istemiyoruz.

-Kürtlerden ziyade Türkler ikna edilmeli.

-Bölgede kontrol noktaları, akrepler, namlular çok fazla.

-Türk devlet aklı ve vicdanına güvenemiyoruz. Bize bu konuda nasıl bir garanti verilecek?

-Türkler Kürtlerle eşit olmak istemiyor.

-Doğduğumdan beri hep kardeş olduğumuzu söylediler. Oysa bunu göremedik. Dolayısıyla ben artık kardeşlik değil hukuk zemininde eşitlik istiyorum.

-Türk Kürt kardeşliği de eşitliği doğurmayabilir. Birebir eşitlik olmadan kardeşlik söylemi de doğru olmaz.

-Cemaat dernekleri, vakıflar vb. kurduruluyor. Sanki Hamidiye alaylarının modernizasyonu gibi.

-Barış ama hangi barış? Rencide eden bir barış olmaz. Psikolojik savaşı devam ettirenler var.

-Yeni Şark Islahat Raporları istemiyoruz.

-Türk basını hala aynı kötü dili kullanıyor.

-İttihat ve Terakki’den bu yana Kürt sorunu Kürtleri zabt u rabt altına alma sorunudur. Her seferinde Kürdistan’a yeni fetihler düzenledi. 205’te Başbakan güzel şeyler söyledi ama sonrasında yanlış adımlar atıldı. Her iki liderin de tutumu takdire şayan. Ama kaygılarımız var.

-Kürtlerde şu anlayış gelişti: DEVLETE GÜVEN OLMAZ. Bu süreç umarız bu ifadeyi yalanlar. Bizlere ne verildiği soruluyor: biz kimseden lütuf beklemiyoruz, gasp edilen haklarımızı talep ediyoruz.

-Gerilla anneleri yavrularına kavuşabilecek mi?

-Geri çekilmeler için yasal güvence olacak mı?

-Hakikatleri Araştırma Komisyonu olacak mı?

-Kimlik ve inanç hakları tanınacak mı?

-Öcalan’ın ve PKK’nın muhatap alınması doğru mu?

-Bölünme kaygısı. Kürtlere bağımsızlık mı veriliyor?

-Neler verildi?

-Proje yerli mi yoksa hâkim güçlerin dayatması mı?

-AKP, BDP, PKK ekseninde yürütülen bu süreçte kim kiminle?

-Bu heyette bulunmak sizleri vicdanen rahatsız etmekte midir?

-Dağda öldürülenlere şehit denilebilir mi?

-PKK siyasi parti olarak kabul ediliyor sizler bundan rahatsızlık duymuyor musunuz?

-PKK’lılar serbest bırakılacak mı?

-TC ifadesi çıkarılacak mı?

-Özerk bir yönetim kurulacak mı?

-Silahsızlandırma sürecinde karşı tarafa verilen tavizler nelerdir?

-Anayasal süreçle tatmin olunacak mı? Yoksa başka talepler mi var?

-Kürt siyasi hareketi ne istediğini, devlet de ne verdiğini anlatmalıdır?

-Barışa taraftarız ama içinde ne olduğunu bilmiyoruz.

-Diğer ülkelerin dayatmasıyla mı oluyor?

-Kürtlerle oluyor da Alevilerle niçin olmuyor?

-BOP kapsamında mı hareket ediliyor?

-İran, Irak, Suriye hep birlikte düşündüğümüzde acaba mezhep kavgasına mı çekiliyoruz.

-Sınır dışına çıkanlar, Suriye’de Kürt Bölgesi kurulması için mi savaşacak?

-Sınır dışına çıkanlar, daha sonra çok daha güçlü bir biçimde içeri girip tekrar sorun olmayacaklar mı? Bunun güvencesi nedir?

-Öcalan ne olacak? İçeridekiler ne olacak. Af var mı?

-Örgüt her şeyiyle çekilecek mi?

-İlerisinin neler getireceğini hiç kimse bilmiyor. Neticelerden endişe edenler var. Devlet parçalanacak mı? Bu konulara tatmin edici açıklamalar yapılmalı. Daha açık konuşulmalı. Sürecin adımları anlatılmalı. Kitleleri tatmin edici açıklamalar yapılmalı. Süreç seçimlere ve iç siyasete malzeme yapılmamalı.

-Bölünme olacak mı? Öcalan serbest bırakılacak mı?

-Mesela sadece etnisite sorunu değildir. Mesela Hanefilik bize dayatılıyor oysa biz Şafii’yiz.

-Süreç, şehit ailelerine zarar verecek mi? Haklarında gerileme olacak mı? Şehitlere verilen değer azalacak mı?

-Terörle mücadele döneminde görev alan güvenlik güçlerinin itibarsızlaştırılmasından endişe ediyoruz. Yakın zamana kadar kahramanken, şimdi “hain” gözü ile bakılmaktan korkuyoruz. Bizlerin yaşadığı sorunların da dikkate alınması gerekir.

SONUÇ

Raporun sonuç bölümünde ise değerlendirme ve tespitlere yer verildi. Bu değerlendirmeler şu şekilde dile getirildi:

Bizler ülkemizde yaşanan problemlerin Türk-Kürt, Alevi-Sünni problemi olduğunu düşünmüyoruz. Problemin temelinde başından beri bu ülkenin insanıyla üstenci bir ilişkiyi sürdürmeye çalışan baskıcı, dışlayıcı ve tasarlayıcı vesayetçi devlet yapısının, sivil ve askeri bürokrasiye dayalı siyasal paradigmanın ve özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yakın geçmişe kadar uygulanan zalim ve insafsız devlet politikalarının yattığını düşünüyoruz. Problem, devleti ve güvenliği esas alan bir yaklaşımdan kaynaklanmaktadır ve ülkemiz insanı artık bu anlayış yerine toplumu ve özgürlükleri esas alan bir yaklaşıma ihtiyaç duymaktadır. Türkiye 21. yüzyılda büyüme ve insan hakları açısından da örnek gösterilen bir ülke olabilme yolunda ilerlerken bu alanda var olan problemlerini çözüme kavuşturmak zorundadır.

Bu sebeple başlatılan çözüm süreci son derece önemli. Çünkü çözüm süreci, bu ülkenin büyümesinin önündeki engelleri kaldırmanın, var olan problemleri çözebilme iradesinin zeminidir. Barış içinde ve birliğimizi muhafaza ederek hem bölgede hem de bütün dünyada Türkiye’nin daha etkin bir ülke konumuna gelmesini sağlayacak bir sürecin başlangıcıdır. Ülkemizde ve bölgemizde istikrarın sağlanabilmesi, ekonomik yatırımların yapılabilmesi ve geleceğe umutla bakabilmemiz açısından öncelikle silahların susması, güvenlik eksenli endişelerin ortadan kaldırılması gerekmektedir.

Bu süreçle birlikte Türkiye’nin büyüyebileceğine, bölgeye huzur ve refah gelebileceğine, bölge insanının şu anda 3000 dolarlarda seyreden yıllık gelir payının onlarca kat artabileceğine inanıyoruz.

1.Çözüm süreci, ayrılma değil, bir arada aydınlık yarınlara umutla bakabilme sürecidir.

2.Çözüm süreci, bir arada, eşit, kardeşçe, dostça yaşayabilme adına, geleceği hep birlikte kurabilme iradesinin cesurca ifade edilmesidir.

3.Türkiye’de yaşayan herkes artık bölünme endişelerini bir kenara bırakmalıdır. Çünkü bölge insanları bölünmeyi değil, demokratikleşme ekseninde eşit vatandaşlar olarak Türkiye’nin büyümesine katkıda bulunmayı istemektedir.

4.Silahların susması ve çatışma ortamının ortadan kaldırılması yolunda Kürt sorununun çözümüne yönelik adımlar, bölünme değil, barış ve huzur ortamımızın inşası anlamına gelir. Türkiye Toplumu bir bütün olarak kan ve gözyaşı istemiyor. Artık barışın hâkim olması arzu edilmektedir.

5.Çözüm ve barış süreci devam ettirilmelidir. Bu sadece bir bölgenin değil, hepimizin meselesidir. Süreci her kesimin sahiplenmesini ve desteklemesini umuyoruz.

6.Türkiye geldiğimiz bu noktada eş zamanlı olarak hem yirminci yüzyıldan bugüne aktardığımız demokrasi eksiğini gidermek hem de yirmi birinci yüzyılın yeni demokrasi ihtiyacına yanıt vermek şansını yakalamıştır. Siyasal demokrasi açısından çağ atlamanın eşiğindeyiz. Bu şansı ancak demokrasi koalisyonunu güçlendirerek ve demokratik merkezi destekleyerek gerçeğe dönüştürebiliriz.

akil-insan-dogu-raporu

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

03 Aralık 2018

Tüm dünyada engelli insanların sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek amacı ile Birleşmiş Millet... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

26 Kasım 2018

Ah Delia! Sana bir mektup yazmak istedim; bir vefa, bir veda olur mu, sen ister miydin, bilemiyorum. Ama öyle, ... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

15 Kasım 2018

Özgür Büyüktanır, muhteşem bir insan ve baba. Kendisini Kuşadası'nda düzenlenen, Yerel yazarlar Şenliğinde tanıdım.... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

22 Kasım 2018

Artık çocuk eğitiminde farklı bir fikir okumam diye düşündüğümde, hep başka fikirler çıkıyor karşıma. En doğru dene... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri