Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Özgürlük Anıtının Hikayesi
Bu yazı  301 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Bugün Amerika’nın bir sembolü olan Özgürlük Anıtı aslınsa Osmanlı topraklarına dikilmek için; Osmanlı padişahının emriyle yapılmış ve bedeli de Osmanlı hazinesinden ödenmiştir. Mısır’ın Port Said Limanı’na dikilmek üzere Fransız Heykeltraş Bartholdi’ye sipariş edilen anıtın bedeli Sultan Abdülaziz Han tarafından peşin ödenmişti. Hem de “elinde doğudan yükselen ışığı simgeleyen meşale ve Osmanlı Sultanı’nı simgeleyen yedi sivri uçlu tacı olsun” denilerek.

30 Kasım 1854. Sultan Abdülmecid dönemi. Mısır, Osmanlının bir eyaleti. İçişlerinde bağımsız, dışişlerinde Osmanlı sultanına bağlı. Mısır Valisi Said Paşa, dünyanın en büyük kanallarından biri olan Kızıldeniz ve Akdeniz’i birbirine bağlayan Süveyş Kanalı projesini hazırlatıp onaylaması için Sultan Abdülmecid’e sunuyor. Said Paşa, tasdik gecikince projenin gerçekleşmesi için gerekli şirketin kurulmasını emrediyor. Projeyi onaylamadan vefat eden Abdülmecid Han’ın yerine geçen Sultan Abdülaziz ise denizciliğe önem verdiği için zaten başlamış olan proje için gerekli onayı ve parayı hemen veriyor. İşte o proje içinde bir de heykel bulunuyor.

Doğunun, medeniyet ışığından batıyı da faydalandırdığını anlatmak üzere, elindeki meşaleyle yüzünü batıya dönecek bir heykel. O heykel yapılıyor ama konulduğu yer Mısır olmuyor.

Said Paşa’nın hazırladığı Süveş Kanalı Projesi’nin arkasında Fransa, önünde de bir engel olarak İngiltere duruyordu. Zira Akdeniz ve Hindistan’daki İngiliz hâkimiyetini sona erdirebilecek bu kanal, Osmanlının malî gücünün yanında denizlerdeki gücünün de artmasına sebep olacaktı. Bu yüzden İngiltere, Sultan Abdülmecid Han’ı, projeyi reddetmesi için sürekli baskı altında tutuyordu. Said Paşa, bu sebeple Sultan Abdülmecid’in tasdikini beklemedi. 30 Kasım’da Fransız mühendise gereken izni verdi. Fransız sermayesiyle kurulan şirketin hisse senetlerinin tamamı satılınca İngiltere, Osmanlıya baskılarını daha da artırdı. Sultan Abdülmecid ise Said Paşa’nın projesini yıllarca bekletti. Sultan, projenin kendisine gelişinden yedi sene sonunda Ihlamur Kasrı’nda veremden vefat ettiğinde proje hala onay bekliyordu. Ancak onaylanmasa da ağır aksak ilerlemeye devam ediyordu. İki sene sonra Said Paşa da anîden vefat etti. Yerine geçen İsmail Paşa ise İngiliz taraftarıydı. Fakat bu kanalın Mısır için hayatî önemini fark etmekte gecikmedi ve işe dört elle sarıldı.

Sultan Abdülmecid’in vefatıyla Osmanlı tahtına geçen Sultan Abdülaziz Han’a da İngiliz baskıları devam etti. Ama İngilizlerin unuttuğu bir şey vardı ve Abdülaziz Han donanma ve denizciliğe çok önem veriyordu. Sultan, 19 Mart 1866’da yayınladığı fermanla kanala izin vererek projeyi tasdik etti. Bununla da kalmayıp, Mısır’ın kanal için yaptığı dış borçları devlet garantisi altına alarak, kanal şirketi hisselerine de bizzat kendisi oldukça yüklü paralar yatırdı. Said Paşa ile kanalın mühendisi Ferdinand de Lesseps arasında 1854’te yapılan anlaşma maddelerinde, bir de heykel projesi vardı. Süveyş Kanalı’nın Akdeniz’e açılan sahillerinde bulunan Port Said şehri limanına dikilecek olan dev bir kadın heykeli. Bu heykel, hem Osmanlıyı hem Mısırı temsil edecekti. Bu yüzden Mısır’ı temsîlen firavunlar dönemi kıyafetlerini giymiş kadın heykelinin başında, 7 iklimin padişahı olan Osmanlı Sultanını temsîlen 7 kıta ve 7 denizi simgeleyen 7 sivri uçlu bir taç olacaktı. Elinde de bir meşale tutacaktı. Sultan Abdülaziz Han, heykelin yüzünün batıya dönük olmasını istedi. Zira elindeki ışığı doğudan batıya götürdüğünü, ışığın, medeniyetin, uygarlığın, doğudan yükselip batıyı aydınlattığını simgelemesini istiyordu padişah. Heykelin parası da bizzat Sultan Aziz Han tarafından ödendi. Sipariş, Fransa’nın meşhur heykeltıraşlarından Frederic Auguste Bartholdi’ye verildi. Frederic Bartholdi, Fransa’daki atölyesinde çalışmalara başladı. Heykelin bakır ve çelikten oluşan iskeletini ve mühendislikle alkalı kısımlarını, Paris’teki kendi adıyla anılan kuleyi yapan Gustave Eiffel ile birlikte tamamladı. Heykele Singer dikiş makinelerinin kurucusu Isaac Singer’in dul eşi Isabelle Eugenie Boyer modellik yaptı.
Said Paşa’nın ölümünden sonra yerine vali olan İsmail Paşa, bu heykelin Müslüman Mısır halkı arasında hoşnutsuzluğa sebebiyet vereceğini söyleyerek mühendis Ferdinand de Lesseps’e, heykelin Mısır’a getirilmemesi talimatını verdi. Mühendisin, İsmail Paşa’yı ikna çalışmaları fayda vermedi. Nihayet Kasım 1854’te yapımına başlanılan Süveyş Kanalı’nın Kasım 1869’da açılışı yapıldı. Dünyanın dört bir yanından gelen binlerce insanın katılımıyla oldukça görkemli fakat heykelsiz bir açılış oldu. Çünkü heykel Fransa’da kaldı. Bartholdi’nin bu muhteşem eseri, Fransa’daki bir depoda yapayalnız, akıbetini beklemeye başladı.

O yıllar, Amerika ile Fransa’nın dostluk yıllarıydı. Karşılıklı hediyeleşmeler sırasında Paris’te kurulan Fransız-Amerikan dostluk grubunun başkanı Edouard Rene Lefebvre de Laboulaye’den, Fransız hükümetine bir teklif geldi: Amerika’ya devasa bir heykel hediye edilsin! İkna edilen Fransız hükümeti, bu heykel için Frederic Bartholdi’yi görevlendirdi. Bartholdi’nin eseri zaten hazırdı. Fransa Hükümetinin istediği heykel, elindeki meşaleye kadar Mısır için hazırlanan heykele benzerlik arzediyordu. Fransa hükümetinden gelen talimata göre heykel, sol elinde “hukuku temsilen bir kitap” tutacak, sağ elinde de, “Dünyayı aydınlatan özgürlüğün sembolü bir meşale” olacaktı. Yani neredeyse Fransa tarafından istenen heykel, Abdülaziz Han için hazırlanan heykelin aynısıydı. Sadece küçük bir iki değişikliğe ihtiyaç vardı. Bartholdi, heykelin yüzünü tamamen değiştirdi ve annesi Charlotte’nin yüzünü işledi. Özgürlük Heykeli, Fransa tarafından kuruluşunun 100. yılı münasebetiyle Amerika’ya 10 yıl gecikmeyle hediye edildi. Heykeltraş, heykeli 350 parçaya bölerek, İsere adındaki bir Fransız gemisiyle Amerika’ya taşıdı. New York limanındaki adalardan birine, daha önce görmeye geldiği Özgürlük Adası’na, kaidesini Richard Morris Hunt’un hazırladığı yere, 4 ay içinde monte etti. Ve 28 Ekim 1886 da açılışını bizzat kendisi yaptı. Heykelin sol elindeki kitap üzerinde Bağımsızlık Bildirgesi’nin ve Amerika’nın kuruluşunun tarihi 4 Temmuz 1776 yazıyor. Heykel 1886 dan beri de Amerika’nın New York adalarından birinde bulunuyor. Ve yüzü Sultan Abdülaziz Han’ın isteğinin tam aksine doğuya bakıyor. Ersan KARATEKİN.

ozgurluk-aniti

özgürlük-heykeli

Bu yazı için bir yorum yap..



*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

19 Mayıs 2018

Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirt... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

30 Nisan 2018

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin,... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

16 Mayıs 2018

İzmir’in Kemalpaşa İlçesine bağlı, 250 haneli yemyeşil bir doğada yer almış NAZAR köyü… [responsivevoice_button vo... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

10 Mayıs 2018

Milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasının tek yolu: “Bilgiyi ve Bilimi kendine rehber edinmiş gençlerle yol almak... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri