Logo
Dark Light
Bumerang - Yazarkafe
Kerem Güney, Aldırma Gönül Aldırma
Bu yazı  738 kere görüntülenmiş olup, YAZARın kendi görüşlerini ifade eder...

Müzik dünyasına yüzlerce eser bırakmış, uzun yıllar içinde kopan fırtınaları “dostum” dediği kalemiyle durmadan yazmış, asi ama bir o kadar sevgi dolu, heyecanlı ama bir o kadar suskun, zaman zaman yükselen sesi ile içindeki isyanları anlatmaya çalışan, bir dost, bir sevgi adamıydı Kerem Güney. Gerçek adı da Yavuz Örten idi.

1974 yılında tanışmıştık. Gençliğinde kendini Sartre etkisinde asi bir genç olarak tanımlamıştı. Yıllar geçerken içinde bulunduğu ortamlarda, atılganlığı, konuşmaları ve yaptığı besteleri, yazdığı sözleri onu ön plana çıkarıyordu. Başına gelmedik şey kalmıyordu. Tutuklanması, aldığı darbeler, işittiği kırıcı sözler onu üzüyor, hırslandırıyordu. Çok zor günler yaşamıştı.

Birlikte olduğumuz zamanlarda daha çok evlerimizde buluşurduk. Genellikle biz onlara giderdik. Kerem’in annesi ve babası yalnız kalamadıkları için beraber yaşıyorlardı. Kerem eşi Senan’ı çok severdi. Ferda adında bir kızları, Kerem Güney adında da bir oğulları vardı. Senan bütün bir gün evin her şeyi ile ilgilenir, koşuşturup dururdu. Akşamları da yaptığı güzel yemekleri yemek için bizi davet ederdi. Büyükler, çocuklar hep birlikte güzel zaman geçirirdik.

Birlikte birçok kutlamalara, davetlere gitmiştik. İstanbul dışında, içinde birçok festivale katılmıştık. İçlerinden bir tanesi, Marmaris’te Şat Yapım’ın düzenlediği bir festivaldi. İstanbul’dan otobüsle yola çıktık. Ekipte Şanar Yurdatapan, Atilla Özdemiroğlu, Esmeray, Melike Demirağ, Kerem Güney, Ömer Aysan aklımda kalanlar.. Marmaris’te Fikret Hakan da katıldı. Marmaris’e vardığımızda doğru Martı Otel’e gittik. Fakat ortalıkta bir gariplik vardı. Kimsenin yüzü gülmüyordu. Ne oldu diye sorduk. Meğer festival hazırlıkları sırasında, elektrik tesisatlarını yapan ekipten bir genç cereyana kapılmış ve ölmüş. Hepimiz çok üzüldük. Şat Yapım festivali iptal etti. Üç gün kalıp İstanbul’a geri döndük.

1978, 79, 80 yıllarında Günaydın Gazetesi’nin, Gönen Deniz Kent’te, çalışanları için kiraladığı bir tatil köyü vardı. Eşim Esin Uluer oranın yöneticiliğini yapıyordu. Ben de çocuklarla birlikte bütün bir yaz oradaydım. Zaman zaman Kerem’ler de gelirdi. Çocuklar havuzda, denizde eğlenirken biz de Maça Kızı, King gibi kağıt oyunları oynardık. Akşam üstleri beyler futbol maçı yaparlar, yemekten sonra eğlenceler düzenlenir; Kerem de bizi kırmaz, gür sesiyle bestelerini yorumlardı. Bir ara Kalamış’ta restaurant açmıştı. Hafta sonları mekanımız orasıydı. Bir yılbaşı gecesi sürprizlerle dolu, hani derler ya vur patlasın çal oynasın, öyle bir kutlama yapmıştık.

Yıllar geçerken çocuklar büyüdü. Okulları, evlenmeleri gibi nedenlerden dolayı görüşemez olduk. Ara ara haberleşiyorduk. Sonunda o da kesildi.

2002 yılında Bodrum’a yerleşmiştim. Bir gün, Akyarlar Karaincir’deki bir plaja gitmiştik. Kumsalda güneşlenirken bir genç kız yanıma geldi;

-Siz Zeren Hanım mısınız, dedi.

-Evet benim, dedim. Hemencecik sarıldı bana. Zeren Abla, ben Ferda; Yavuz’la Senan’ın kızıyım dedi.

Çok mutlu oldum, nerden nereye… İnsan yeni yerleştiği bir yerde eski dostlarını bulunca çok mutlu oluyor. Telefonlar alındı. Hemen aradım Senan’ı. Sonunda kavuşmuştuk. Heyecan içinde gittim onlara. O kadar çok şey vardı ki, anlatacak, paylaşacak; Saatler nasıl geçti fark etmedik. Karar verdik her pazar buluşmaya. Bir hafta onlar bize, bir hafta biz onlara gidecektik. Hasret bitmişti. Evleri çok güzeldi; Bir tarafta İstanköy (Kos) Adası, geceleri ışıl ışıl, arabaları seçebiliyordunuz. Bir tarafta da Datça – Gökova Körfezi’nin denizden girişi görülüyordu.

Ben Kerem’le ne zaman bir konuyu konuşmaya başlasam, tabii bu genellikle müzik olurdu, tartışırdık. Ama sonu tatlıya bağlanırdı. Kızıyordum ona. Neden, diyordum, kendini kapattın. Senin eserlerinle birçok kişi ünlendi, sen burada suskun oturuyorsun, diye. Kırılmıştı bir kere. Baktım üzülüyor, bir daha da o konuyu açmadım.

Onunla konuşacak çok şey vardı. O yıllarda Din’le ilgili çalışmalar yapıyordu. Yazdıklarını bana verdi. Yorumları çok iyiydi. Nedense bana “Bunlar böyle kalacak; kimsenin bilmesine gerek yok” demişti.

O kara bulutlar yok mu, bir kere üstünüzde kümelenmesinler. Ne yazık ki, Senan’cığım hastalandı. Bütün çabalara rağmen onu o kötü illetten kurtaramadılar ve kaybettik. Kerem perişan oldu; Gözlerindeki özlemi, öfkeyi görüyordum. O susmayı tercih etti, iyice içine kapandı. Ne zaman Akyarlar’dan Bodrum’a gelse muhakkak bana uğrardı; dertleşirdik. Eski günlerden başlar, kah güler kah ağlardık.

Bir sanatçının bu denli hayata küsmesi onu bitirir, yok eder. Kerem de öyle oldu. Boş verdi gibi geldi her şeyi. Bir süre görüşemedik. Yaşamında bazı değişiklikler olmuştu. Duyduğumda çok sevindim.

Kerem’in bugüne kadar yazıp besteleyip bizlere bıraktığı o kadar güzel eşsiz eserleri var ki, onların değerini bilmeliyiz.

Nokta Noktam” plağı ile ilk Altın Plak ödülünü alan; Sabahattin Ali, Nazım Hikmet, Bülent Ecevit ve Enver Gökçe’nin dizelerini besteleyen, eserleri yüze yakın sanatçı tarafından seslendirilen, bir röportajında “Aldırma Gönül yerine Never Mind My Heart olsaydı adı, Galapagos Adaları’nda şimdi keyif yapıyordum” diyen; İki sinema filmi, on beş fotoromanda oynayan; “Ağustos’ta Aşk Var” adlı bir şiir kitabı ve “Bulantı” adlı bir dergi çıkaran Kerem Güney’in 1978 yılında bestelediği, bugün bile her kesimin dilinde olan “ALDIRMA GÖNÜL” en önemli eseridir.

Son yıllarda “Parmaklıklar Ardında” dizisinin de jenerik müziği olmuştu. 2000 yılında yerleştiği Bodrum’a, 16 Kasım 2012’de veda etti. Yıllar önce aynı gün ölen Ahmet Kaya’yı çok sevdiğini, “Ama tanımıyorum, inşallah bir gün tanışacağız” diyen Kerem Güney’in cenazesine katıldığımda, onun gerçek dostlarının hepsi oradaydı. Ama ne acıdır ki, onun eserleri ile ün yapmış hiçbir sanatçı, basın olarak 1-2 temsilciden başka kimse yoktu. Yalnızca gönderilen birkaç çelenk…

Yıllarca ayrı görüşleri benimsemiş iki insan, Bodrum’da tanışıp dost olmuşlardı. Her zaman buluşup dertleştiği Bodrum MHP İlçe Başkanı Asım Başaran ve Yönetim Kurulu üyeleri de onu bu son yolculuğunda yalnız bırakmamışlardı. Hayat ne garip…

Kerem’i sevgi ve özlemle anıyorum. Huzur içinde yat. Mekanın cennet olsun ARKADAŞIM… Zeren Dağdeviren.

  • Bu yazı ayrıca HÜRRİYETte de yayımlanmıştır..

kerem-guney-aldirma-gonul

zeren-kerem-guney

1 yorum
  • avatar Sevgi
    21 Mayıs 2015
    #1

    Okudum Zerenciğim, sağ ol var ol, geçmişi anmak hem iyi hem acı, akıcı bir dille yazman acı kısmını oldukça azaltıyor, iyi ki varsın.




*


        

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazı ve yorumlar hiçbir şekilde sitemizin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Bunlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
                

Eser Ürküt
Bumerang - Yazarkafe
Eser ÜRKÜT

 

19 Mayıs 2018

Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu ; Atatürk Türk gençliğine verdiği önemi konuşmalarının çoğunda bu konuya değinerek belirt... devamı

Melahat Erten Tekeşin

 

 

  Melahat Erten TEKEŞİN   melahattekesin@gmail.com

 

30 Nisan 2018

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin,... devamı

Zeren Dağdeviren

 

 

  Zeren DAĞDEVİREN   zeren@egehaberleri.net

 

16 Mayıs 2018

İzmir’in Kemalpaşa İlçesine bağlı, 250 haneli yemyeşil bir doğada yer almış NAZAR köyü… [responsivevoice_button vo... devamı

Hüseyin Bora Çelik

 

 

  Hüseyin Bora ÇELİK   hboracelik@gmail.com

 

10 Mayıs 2018

Milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasının tek yolu: “Bilgiyi ve Bilimi kendine rehber edinmiş gençlerle yol almak... devamı

Mahmut Taylan Tüfek

 

 

  Mahmut Taylan TÜFEK   mtaylan.tufek@gmail.com

 

18 Nisan 2018

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz bunu bilmeden onun hakkında yapılan konuşmalar doğru değildir. Benc... devamı

Süleyman Türkoğlu

 

 

  Süleyman TÜRKOĞLU   suleymanturkoglu333@gmail.com

 

23 Mayıs 2018

Küresel çetelerin çocuklarının yaptığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milletine sinsice dayatılan Neo ... devamı

Ekrem Örsoğlu

 

 

  Ekrem ÖRSOĞLU   zeus@egehaberleri.net

 

03 Kasım 2017

Karavan gezilerimden birisinde tanıdım Mehmet Özgül ve eşi Nurten’i, ikisi de doğa hayranı, doğayla bütünleşmeyi, h... devamı

 

Ege Haberleri